Bu hadis-i şeriften, insanlardan istemeyi terketmek, takvadan ileri geldiği anlaşılmaktadır.
Hac ayları dışında Kabe’yi görene hac farz olmaz.
Kişinin, Hac ayları, yani Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin ilk on günü dışında sadece Kabe’yi görmesi veya umre yapmasıyla üzerine hac farz olmaz; haccın eda edildiği günlerde Mekke-i Mükerreme’de bulunup haccetme imkanına sahip olması gerekir. Bu itibarla hac mevsimi dışında Kabe’yi gören veya umre yapan kişilere, hac mevsiminde Mekke-i Mükerreme’de bulunma veya haccetme imkanı yoksa, hac farz olmaz.
Önemli not: Hac yapmamış olan kimseler, Ramazan ayında umre yapmak üzere Mekke-i Mükerreme’ye gittikleri zaman, daha Ramazan ayı bitmeden Mekke-i Mükerreme’den ayrılmaları, Ramazan bayramında Mekke-i Mükerreme’de kesinlikle bulunmamaları gerekir. Yoksa bayramla birlikte hac ayları girdiği için kendilerine hac farz olur ve hac yapmadan geri dönmemeleri gerekir.
NOT: Şer’an seferi bir mesafede ikamet eden kadınlar, ister genç, ister yaşlı olsunlar, yanlarında eşleri veya fâsık olmayan akıllı, bülûğ çağına ermiş veya yaklaşmış mahremlerinden yani aralarında evlenmek caiz olmayan babası, oğlu, kardeşi, amcası, dayısı, yeğeni, sütoğlu, damadı... gibi yakınlarından birinin bulunması. Şer’an seferi bir mesafede ikamet eden bir kadın, yanında eşi ya da mahremi olmadan umreye gidemez. Günümüzde yaygın fesad sebebiyle, kadın süt erkek kardeşiyle yolculuk yapamaz. Çünkü genç sıhrî hısımlarda olduğu gibi, süt hısımıyla halvet yani başbaşa kalmak mekrûhtur.
Esasen kadın, yanında mahremi olmadıkça, ne olursa olsun şer’an seferi olan bir mesafeye gidemez. Çünkü Abdullah b. Ömer (R.A.)’den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V) Efendimiz:
“ALLAH Teâlâ’ya ve ahiret gününe iman eden hiç bir kadına, yanında mahremi olmaksızın üç gecelik yani seferi olan bir yere sefer etmek helâl değildir.” (Müslim; Hac:74; No:1338; 2/975, Buhari, Taksiru’s-Salat:4, Mescid-ü Mekke:6, Sayd:26, Savm:27; Ebû Davud, Menasik:2; Tirmizi, Reda:15, İbn-i Mace, Menasik:7) buyurmuşlardır.
Ebu Saidi’l-Hudri (R.A.)’den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V) Efendimiz:
“ALLAH Teâlâ’ya ve ahiret gününe iman eden hiç bir kadına yanında babası, oğlu, kocası, erkek kardeşi veya başka bir mahremi olmaksızın üç günlük veya daha fazla yani seferi olan bir yere sefer etmek helâl değildir.” (Müslim; Hac; 74; No:1340; 2/977; Ebû Davud; Menasik:2; No:1723;1/538) buyurmuşlardır.
Şimdi bu hadis-i şerifler varken ve zaruri bir sebeb yokken: “Kadının yanında mahremi veya eşinin bulunmasının şart koşulması da kadının güvenliğinin sağlanması amacına yöneliktir.” gibi bir değerlendirme yaparak “Bu itibarla diğer şartları taşıyan Müslüman bir kadın; can, mal ve namus güvenliği sağlandığı takdirde yanında eşi veya mahremi bulunma şartı aranmadan umreye gidebilir.” görüşünü kabullenmek mümkün değildir. Hele hele zamanımızda…
Çünkü yolculuğun her devirde kendine mahsus sıkıntı ve tehlikeleri bulunmaktadır. Bu nedenle kadınların uzun yolculuklara yanlarında mahremleriyle birlikte çıkmaları gerekir. Umre, icabında uzun bir yolculuğu gerektiren meşakkatli bir ibadettir. Kadının tek başına bu yolculuğa çıkması bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bunlar da zaman zaman görülmektedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



