Geçmişte yaşanan faili meçhul cinayetlerin failleri ortaya çıkartılması konusunda önemli gelişmeler yaşanırken Uludere Olayının araştırılmasında mesafe alınamıyor görüntüsü ortaya çıkıyor. Toplum genel olarak darbecilerden konumlarına ve rütbelerine bakılmaksızın hesap sorulmasından memnun. Bunun içindir ki ülkemiz artık darbelerle karşılaşmayacak düşüncesi yerleşmeye başladı. Bu sevindirici gelişmelerin bir yerde tıkanması ve neticede 'Dağ fare doğurdu' noktasına gelmesi ne kadar kötü olursa Uludere Olayının sorumlularının ortaya çıkartılamaması da o kadar kötü olacaktır. Bu noktada olayın arkasından mağdurlar bir talepte bulunmadan Hükumetin tazminat ödeneceğini açıklaması, açıklanan rakam bu konuda eskiye göre ileri bir noktada olduğumuzu gösteriyor olsa da olayın failleri tespit edilip toplum ile paylaşılamadığı sürece bir takım iyilikler arada kaynayıp gidecektir. Hatta bir takım kötü niyetliler tarafından hükumetin tazminat ödeme yaklaşımı istismar edilebilecektir.
Olayla ilgili araştırma ve soruşturmanın sürdüğü yetkili ağızlardan sıkça dile getiriliyor. Ancak, aradan geçen bunca zamana rağmen topluma hiçbir açıklama yapılmıyor. Böyle olunca da hemen herkes olayla ilgili tahminlerini dillendiriyor. Özelliklede insansız hava araçlarından gelen istihbarat bilgilerinin elden ele dolaşarak bize ulaştığı, böyle olunca da bir yerlerde tespit edilen bilgiler üzerinde oynandığı düşüncesi yaygınlık kazanıyor. Bu arada önceki gün ABD Büyükelçisi'nin "Uludere de hedef seçimi ile ilgili biz hiçbir şey yapmadık" açıklaması kafaların iyice karışmasına, bazı hükümlerin hükümsüz hale gelmesine sebep oldu.
Her fırsatta terörle mücadelede PKK'ya karşı istihbarat desteği sağladıklarını belirten ABD'lilerin 'Bu defaki olayda bizim hiçbir katkımız yok' demeleri eğer doğru ise o zaman yanlış istihbarat ya bizim kendi kaynaklarımızdan gelmiştir ya da bölgede dost sanılan bazı oluşumların oyununa gelinmiştir. Oyuna gelinmemiş yani yanlış istihbaratta dış kaynaklı bir kasıt yoksa bile yanılma söz konusu demektir.Her durumda toplumun bunu bilmeye hakkı vardır.Bilmelidir ki Türkiye'yi yanlış istihbarat ile yanıltanlar bundan sonra aynı yanlışı tekrarlayamasınlar.
Bu bakımdan Uludere Olayında hayatını kaybedenlerin geride bıraktıklarının, "Önce failler sonra tazminat" ya da bir başka gazetenin yazdığı gibi, "Tazminatı reddetmiyoruz ama devlet önce o gecenin faillerini ortaya çıkarsın" yaklaşımı haklı bir yaklaşımdır. Kaldı ki hükumetinde tazminatı alsınlar acıyı unutsunlar gibi bir yaklaşımı söz konusu değildir. En azından benim kanaatim bu yöndedir. Çünkü, tazminat ödenmesi ile faillerin bulunup ortaya çıkartılması birbirinden farklı eylemlerdir. Yani hem tazminat ödenmesi hem de faillerin araştırılması doğru olan yoldur.Ama Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın Uludere olayının soruşturmasını yürütenlerin beklentinin farkında olduklarını hatırlatarak, "Devletin sorumluğunu,vatandaşın beklentisini,konuyu değişik mecralara istismar edenleri göz önüne alarak,burada iyi bir sonucu ortaya çıkartırlar" sözleri sanki söz konusu araştırma ve soruşturmada hüktumetin bir seyirci konumunda olduğu izlenimi veriyor.
Araştırma ve soruşturma sadece yargıyı ilgilendiriyor da devletin diğer kurumlarının rolü yok mu?Yani araştırma sadece yargı meselesi midir? Bu yargıya gerekli bilgi ve belgeleri vereceklerin bir araştırma içinde olması gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor ve gerekli belgeleri yargıya veriyorlardır. Ancak, 'Olayı yargı araştırıyor. Neticeyi açıklayacağız' yaklaşımı insana bazı kurumları korumaya yönelik bir hareket tarzı gibi geliyor.Çünkü, yargı gerekli araştırma ve soruşturmayı yürütürken hükumletinde bu konuda yapması gerekenler vardır. Ancak, Sayın Atalay'ın sözleri sanki hükumetin kendini bu işin dışında tutma çabası gibi görülüyor. En azından böyle bir algıya yol açıyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



