Ülkemiz ve bölgemiz fokurdayan bir kazan. Müslüman entelektüellerimiz sesiz ve suskun.
Medya; Suriye konusunda çığırtkanlık yapıyor. Türkiye Suriye'ye karşı cephe almış, Amerika'nın taşeronluğunu yapıyor, kıskaca almış, orada geçen hacı otobüslerine yapılanları gözlerimizin içine sokuyor. Suriyelilerin yaptıklarını İsraillilerin bile yapmadığını söyleyecek kadar ileri gidiyor. Sanki Orta Doğu'nun 28 Şubat'ını yaşıyoruz.
Türkiye'den Amerikan cephesinden bakılınca bambaşka bir dünya ve bambaşka bir senaryo ile yüzleşiyoruz. Kimse Suriye cephesinden bakmıyor.
İsrail'in mutlu sessizliğini, Amerika'nın keyifli duruşunu görmüyor.
Hillary Clinton: "Suriye sorununu Türkiye ile Arap ülkeleri çözsün" diyor. Bizimkiler de: "Hay hay başüstüne!" minneti içinde. Türkiyeli Müslümanlara, ağızları kulaklarında.
Sayın başbakan NATO üyesi ülkelerin Suriye'ye müdahale etmeyişinden yakınıyor ikide bir. İyi de Sayın Başbakan Amerika Irak'ta 1.5 milyon insan öldürdü. Afganistan ile Pakistan'da öldürmeye devam ediyor. Onlar insan değil mi? Başka bir gezegenin mahlûkları mıdır?
Kaddafi'yi saraylarının bahçelerinde çadırlarıyla ağırlayanlar, önünde iki büklüm eğilip elini öpenlere ne oldu da birden bire şahin kesildiler. Vahşice öldürülmesine göz yumdular? Onların Libya'nın kaynaklarına el konulmaya başlayanca birden öfke damarlarınız kabarıyor?
Füze Kalkanı ile Kürecik radarlarının İran'a karşı olmadığı söylenip duruyor. Öyle avutuluyor insanlarımız. Entelektüel gazetecilerimiz ise buna ses çıkarmıyor.
Kimi gazetecilerimiz; Saadet partililere, İslâmî duyarlığı olanlara, bölge titizliğini koruyanlara öfkeleniyorlar. "Bunlara ne oluyor?" diye dert yakınıyorlar. Öyle mi, biz de mi Amerikancı olalım. Biz de mi dökülen müslümanların kanlarına sessiz kalalım, görmeyelim?!
Zalimler zaten belâlarını görüyorlar. Ama daha büyük zalimlere köle edilmek, ebedi olarak ellerimiz, kollarımız bağlanacak diye bunlara ses çıkarmayalım, değil mi? Zalim Amerika çok güçlüdür diye susalım. Köprüden geçen ayıya dayı mı diyelim!
Ne oluyor bu Müslümanlara.
Bir zamanlar en küçük bir sürçmeye tahammül edemeyenler bugün facia gibi olaylara ses çıkarılmıyor neden? Rahmetli Erbakan Hoca bunların binde birini yapsaydı nasıl da gürültü koparırlardı.
Kölelik çok mu mutlu ediyor sizleri.
Müslümanlar dünyevileşti, çıkar peşinde koşuyor. Kapitalizmi iyice içselleştirdi.
İsrail yanlısı yayımlar yapılıyor, düşünceler keyifle anlatılıyor. Müslüman gazeteciler Cehepe'ye, Kılıçdaroğluna, Dersim'e kilitleniyorlar. Nasıl da her gün yeni bir konu buluyorlar da milyonları peşinden sürüklüyorlar. Ne olacak yani, Cehepe'nin de Kılıçdaroğlu'nun da ancak cürümleri kadar etkileri vardır. Onları bir korku dağı olarak nasıl da sunuyorlar. Onlar iktidara gelse ne fark eder ki. Müslümanlara, 28 Şubat sürecindeki baskıdan daha ağırını mı uygulayacaklar? Uyguladılar da ne oldu silinip gitti çoğu siyasiler, askerler. "Zulm ile abad olunmuyor!" değil mi? Zulmedenler tarihin sahnesinden kendiliğinden siliniyorlar.
Nasıl da statükocu olundu böyle. Amerika ve ırkçı emperyalizmin güdümünde hem de.
Sayın Cumhurbaşkanının İngiltere gezisine neden belli gazetelerin yazarları seçildi de bizim sevgili anlı şanlı iktidar yanlısı gazetecilerimiz götürülmedi?
Sayın Cumhurbaşkanı, kimi baskıcı, frak ve penguen türü giysileri reddetmişti de İngiliz Kraliyet davetlisi olarak gittiğinde zorunlu giyiniyor. Neden bunlara artık ses çıkarılmıyor, susuluyor?
Ah içimizde biriken şu bitmez tükenmez sorular ve sorunlar? Şu Müslümanlar eski hallerine bir dönebilseler!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



