Hangi ülkenin yöneticilerini düşünürseniz düşünün o ülkenin yöneticileri de öğretmenlerinden aldıklarıyla yönetirler.
"Ben, seni böyle eğitmedim" diyen öğretmen, biraz daha dikkatli olmalı ve söylediğinin ne anlama geldiğini bilmeli.
En azından dört yıl senin önünde eğitim alan bir adama bu sözü söylerseniz o zaman da eğitimde başarısız olduğunuzu söylemiş olursunuz.
"Ben okulda yalnız kalıyordum. Benim öğrettiğim doğruları silecek ve yerine yanlışları öğretecek öğretmenler vardı" demek de doğru değildir.
Çünkü öğrenciler, tertemiz zihinlerle sizin önünüze geldiler.
Yanlışı, yalanı bilmiyorlardı ve yaratılıştan getirdikleri saflık, temizlik, iyiye ve güzele olan eğilimleri sizi destekliyordu.
Türkiye'nin çok önemli liselerinden birinin müdürü din dersi hocasını çağırır ve sorar "Bu okulun öğrencilerine neler oluyor? Yatılıların ` oruç tutuyor" der.
Din dersi öğretmeni: "Müdür bey, bende şaşırdım. Bunu birlikte araştıralım. Bu @ neden oruç tutmuyor onu birlikte ortaya çıkaralım" diye cevap verince,
Müdür bey - "Eskiden bu okulda oruç tutanın sayısı % 5 geçmezdi" diyerek üzüntüsünü beyan eder.
Avrupa'ya öğretmen olarak gönderilen bir öğretmeni uyarmışlar, "Sakın ha radikal tavırlar sergileme, yoksa kısa zamanda geri çağrılırsın ve de Euro'lardan olursun" demişler.
Türk çocukları, Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında Allah'a iman konusundaki farkı sormuşlar ve hangisinin daha doğru olduğunu öğrenmek istemişler.
Öğretmen içinden "İşte tuzak soru" der ve şöyle cevap verir: "Valla arkadaşlar, Müslümanlar "Allah birdir" diyorlar. Hıristiyanlar "Üç" diyorlar, ateistler "Hiç" diyorlar. Doğruyu bulmak, kararı vermek size aittir" diyor.
Güzel bir salonda öğretmenlere yaptığım bir konuşmada "Cumhurbaşkanı şu mu olsun bu mu olsun tartışmasına girmeyin. Siz öğrencinizden birinin ileride Cumhurbaşkanı, birinin Başbakan, öbürünün bakan, öbürüsünün asker, bürokrat, teknokrat vs. olacağını hesap ederek eğitiniz.
Siz imanlı, liyakatli, vicdanlı, ilmi dirayetli, medeni cesaretli öğrenci yetiştirmeye bakın ondan sonra hangisini seçerlerse seçsinler önemli değil" demiştim.
Yine sayılı liselerden birinin çok değerli tarih öğretmenlerinden biri: "Hocam yazılı imtihanlarında soruları sorduktan sonra dışarı çıktım. Geri geldiğimde öğrencilerim: Hocam "kül yutmaz" hocalar bize göz açtırmazken sen bizi kopyalıklarımızla baş başa bırakıyorsun" dediklerinde
"Çocuklar size ileride ülkeyi teslim edeceğiz. O zamanda başınızda duramayız ya" dediğini anlatmıştı. Devlet veya hükümet başkanlarının ve bütün insanların iyi veya kötü davranışlarında öğretmenlerin büyük etkisi vardır.
Ülkeleri öğretmenler yönetiyor desem abartmış olmam.
Öğretmenlerinin maaşını artırmayan yetkililer hafıza/belleklerinde öğretmenlerinin kaydettiği bilgilerle hareket etmekteler.
Onun için öğretmenlerimizin olumsuz olaylardan şikayetçi olmak yerine "Biz nerede, hangi bilgileri verirken veya vermediğimiz, eksik kalan hangi bilgiler var ki eğittiğimiz insanda merhametten bir iz görünmüyor" diye kendilerini eleştirmeleri gerekir.
Haklarını vermeyen yönetici öğrencilerinden hak istemek için yürüyüş yaparken yine karşılarına coplu öğrencileri çıkıyor.
Öyle ise eğitimimizdeki eksikliği tespit etmemiz gerekiyor.
Rabbimiz, Bakara sûresinin otuzuncu ayetinde Adem aleyhisselama isimleri öğrettiğini, Rahman sûresinin başında sevgili Peygamberimize Kur'an'ı öğrettiğini haber verirken "Muallim" kelimesinin kökü olan "Alleme" fiilini kendisi için kullanır.
Muallimler olarak hepimiz kendi değerimizi bilelim.
Kendi değerini bilmeyenin değerini kimse bilmez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




