Referandum öncesi büyük bir hareketliliğe sahne oluyor ülkemiz. Siyasi parti liderleri sanki bir seçim havasında imiş gibi meydanlarda olmadık nutuklar atıyorlar. Kimi vaatte bulunuyor, kimi diğerine sataşıyor, kimi anlaşılmadığından yakınıyor.
Katiller, hırsızlar, dolandırıcılar, tecavüzcüler, ırz düşmanları için af isteyenlerden tutun, terörle pazarlığın yapıldığını dahi söyleyenlere rastlıyoruz. Ne referandumda oylanacak maddeleri bilen ve söyleyen var ne de bu maddeler milletin lehine veya aleyhine ise bunun sebebini izah eden.
Tabii gün yaklaştıkça saflar da netleşiyor. Kabaca Ergenekon Terör Örgütü zihniyetiyle, düzeniyle düşünce veya eylem olarak aynı safta olanlar hayır diyor, yıllardır milletin derdi ile dertlenenler evet. Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi gibi.
Milletimiz atılan nutuklara zerre kadar kanacak olursa, bırakın ileri gitmeyi günden güne hep daha gerilere gideceğiz demektir.
İleri gitmek lafından ne anlamamız gerekir? İleri gitmek bir deyim olarak haddi aşmak demektir.
Şayet siyasetin vazifesi Türkiye'nin haddini aşmasını sağlamaksa bunun esasen bir terbiye cezasını gerektirdiğini de pekâlâ ileri gidenler bilir.
Türkiye nasıl ileri gider? Bu sorunun da, cevabının da hiçbir önemi kalmadı artık. Terör belasıyla terbiye edilmeye, yola getirilmeye çalışılan bir ülkenin ileri gittiği nerede görülmüş?
Referandum süreci her bakımdan verimli geçmektedir. Ergenekon Terör Örgütü davasıyla birlikte başlayan büyük kaos ortamı hızla aydınlığa kavuştukça, Türkiye istikrar kavramıyla tanıştıkça, ileri gittiği düşünülerek derhal terbiye edilmesi, kulağının çekilmesi gündeme gelmektedir. Amerika'nın notası da, terörün tehdidi de aynı amaçlı çalışmalardandır.
Basında Ergenekon Terör Örgütü davasının en sıkı takipçileri Zaman gazetesi, Samanyolu televizyonudur.
Davanın bu denli yankı bulmasının, gerçeklerin bir bir ortaya çıkmasının, yalanların, iftiraların, karalamaların sona ermesinin, işlerin arkasında dönen kirli oyunların tezgâha düşmesinin en önemli vasıtası bu basın grubu olmuştur.
Tabii bunun karşılığa gecikmemiş, ilk cümlesinden son cümlesine kadar büyük bir titizlikle senaryolaştırılan ısmarlama bir kitapla cemaate bir ceza kesilmeye çalışılmıştır.
Hanefi Avcı, Soner Yalçın tarzı esrarlı işlerin yeni mucidi olarak kitap sektörüne adım atmıştır. Diğer senaryoları da ilgiye göre bundan sonra kitaplaşarak okurun hizmetine sunulacaktır.
Şayet, iş diğer medya gruplarının, patronlarının insafına kalmış olsaydı, onlar toprak altından çıkan silahları, mermileri, kanlı ve kirli bağlantıları aydınlık Türkiye'nin habercisi olarak takdim eder, Türkiye'nin bu tür eylemlerle daha da güçlendiğini anlatmaya çalışırlardı.
Referandum günü yaklaştıkça, ülkede huzur arayan, ülkede adalet arayan, ülkede barış arayan herkese bir virüs bulaştırılmak istenilmekte, böylece eski zulüm düzenin devamı için çalışmalar yapılmaktadır.
Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş, meseleye daha ciddi, daha önemli bir boyut getirmiş, ülkenin kaderinin tayin yetkisinin milletin elinde olduğunu ifade etmiştir.
Milletin temsilcileri Anayasa hazırlayacak ve milletin reyine sunacak güç ve yetkidedir.
Anayasalar ancak darbelerle hazırlanır, devri sona ermiştir.
Kurtulmuş'un açıklamaları aslında milletin gerçek temsilcilerine olan ve gerçekten milleti temsil eden bütün yapılara karşı başlatılan savaşı da deşifre etmiştir.
İnsaf, izan, akıl ve mantık dışı her saldırının, eylemin, hareketin, davranışın arkasında Ergenekon Terör Örgütü zihniyeti vardır.
Zira, şuur dediğimiz şey, aynı zamanda şiarı da, meşruluğu da beraberinde getirir. Bunlardan yoksun bir zihniyet, ancak gayrımeşru zeminlerin mensubu olur.
Taşkınlık, hadsizlik ancak korku ve anarşi meydana getirmek isteyenlerin yöntemidir.
Nasıl günahlardan tevbe ile arınmak, temizlenmek mümkünse, terör zihniyetinin arka bahçesi olan birtakım davranış ve düşünce belalarından da arınmak mümkündür.
Milletin seçimi olan, tercihi olan her şeye büyük bir saygı ve hürmet gösterilmeli, mihrakların, odakların, gizli ve karanlık faaliyetlerin söylemleri ve eylemleri asil bir duruşla reddedilmelidir.
Bu ülkenin, devletin yönetiminde yetkili karar merci ancak ve ancak millettir.
Saadet Partisi milletin derdine, hissiyatına, iradesine, kararına, tercihine, isteğine yaklaştığı ölçüde hep on adım ileriye gidecektir.
Terörden ve zihniyetinden arınmadan Türkiye için gerçek kurtuluş yoktur. O zaman milletin iradesine evet, karanlıkların ağızlarına hayır demek bir borçtur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



