milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Üçte bir yeterI

05 MART 2010
CUM 03:40

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Nüfus planlamasını uluslar arası politika haline getirenlerin en önemli gerekçesi, dünyanın daha kalabalık bir kitleyi doyuramayacağı iddiasına dayanıyordu. Toprak kısırlaşmış, ürün vermekte zorlanıyordu. Bir asırdır bunu söyleyip durdular. Doğmamış çocukları ana rahminde öldürdüler. Aç kalma, aç bırakma endişesine kapılanlar, kendileri aç kalmasın diye doğumun önünü tıkadılar.

Bugün gelinen noktada ise dünyada bir açlıktan söz edilmektedir. Belli bölgelerde bir deri bir kemik kalmış sefil insanların görüntüleri, var olduğu iddia edilen ve daha da büyüme endişesi ile korkutulduğumuz açlığın belgeleri olarak önümüze konmaktadır. Bazı insanların karnı doymadığına inanmaktan başka çaremiz yoktur doğrusu; görünen manzara yoruma muhtaç değildir. İnsanlar aç ve açık bir hayata mahkûm yaşamaktadırlar.

Ama insanlığın daha büyük bir açlık tehdidi altında olduğu iddiasını belgeleyebilecekleri bir dayanakları yoktur. Böyle bir iddiayı doğrulayacak tutum içinde değildir iddia sahipleri.

Gıda açısından günümüzün en büyük sorunu açlık mıdır gerçekten? Hastanelerde aylarca süren tedaviler, açlıktan kaynaklanan hastalıklar üzerine midir yoksa üç hastadan birinin temel sorunu gıda fazlalığı mıdır? Bugün, insanoğlu gıda fazlalığı sorunu yaşamaktadır.

Damar-kalp hastalıklarının en önemli nedenleri arasında gıda çılgınlığı gelmekte ise, kimsenin açlıktan söz etmesi mümkün değildir. Evet, belli bölgelerde bölgesel bir açlık vardır. O açlık da dünya stoklarının yeterli olmayışından çok, stokların tüketilme dengesizliğinden kaynaklanmaktadır. İnsanlara tavsiyelerde bulunan tıp adamları, zaten az olan gıdayı nasıl tüketirsek daha çok dayanır şeklinde bir açıklamayı bugüne kadar yapmamışlardır. Bunun aksine, sınırsız hale gelen gıdayı nasıl daha az yemeyi başarabilirizi konuşmaktadırlar.

Yiyemediği için kaç kişi hasta olmuştur, çok yediği için kaç kişi hasta olmuştur?

Bu sorunun çözümü, sorunun gerçek boyutunu gösterecektir. Bugün iki önemli sorun vardır. Bunlardan biri, doymayan bir iştahla sofraya oturan bir neslin ortaya çıkmasıdır. Diğeri de iki üç çeşit yemeyi aç kalma olarak yorumlayacak kadar çok çeşit yemeye odaklanmış bir kültürün varlığıdır. İki sorun da tıbbın işini zorlaştırmaktadır. Hastanelerde açlıktan kaynaklanan şikâyetlerden çok bu iki sorundan kaynaklanan şikâyetler gündem oluşturmaktadır. Kısacası insanlığın derdi yiyecek bulamamak değildir. Yiyecekle boğulmak üzere olan bir insanlık vardır ortada.

1950-2020 arasında yaşayan nesil iki renkli nesil olarak tarihe geçecektir. Bulamadığı için yiyememekle bulduğunu yemekten dolayı sıkıntı çekenler bu iki renkli kitleyi oluşturmaktadırlar. Yarın tarih yazılırken, çok yemekten ötürü hastanelere düşmüş insanlar olarak ibretle izlenecek bir tablo bırakmaktadır bu nesil.

Ciddi bir şekilde, bu zamana mahsus bir sabır konusu ile yüzleşmiş bulunuyoruz: Yiyeceklere karşı, ambalajların önünde sabredemeyen, ameliyata razı olup midesine hükmedemeyen bir anlayıştır bu sabredemediğimiz şey. Şu bir gerçek ki, gıdayı gerekçe göstererek nüfus planlaması yapanlar baştan hata etmişlerdir. Nüfus planlaması yerine nefis planlaması yapmak daha gerçekçi olacaktı. Zira iş, nefis terbiyesinden geçmektedir.

Nefsin arzuları-bedenin ihtiyacı

Yemek ihtiyacı fıtridir. Yemeden yaşamak mümkün değildir. Bunun için de bizi yaratan Rabbimiz, yeme içmemizi mubahlar arasında görmüş, yeme içmeyi şeriatının belirlediği kurallar arasında bize göstermiştir. Yeme içmeye meylimiz olsun diye de nefsimizin istekleri arasında yeme içmeyi de yerleştirmiştir. Bedenlerimizin gıda ihtiyacı ile nefislerimizin gıdaya teşviki arasında denge sağlamak ise imani terbiye ile mümkün olmaktadır. Bedenin ihtiyacı sınırlı ama nefsin teşviki sınırlı değildir. Gıda üzerinde oluşmuş bulunan sorunlarımızın esasında, nefislerin kontrol edilemez hale gelmesi bulunmaktadır.

Nefsin gıda etrafındaki baskısı iki yönlü oluşmaktadır. Bir yönden gıda çokluğu ve çeşitliliğini teşvik ederken bir yönden de alınan gıdanın eritilmesini sağlayacak hareketliliği engellemektedir. Yemeği gördüğünde hareketlenen nefis, o yemeğin gereği olan beden hareketliliğinde ise tembelleşmektedir. Böylece iki yönden aynı anda tuzağa düşen insan gıda sorunu olarak adlandırılabilecek bir sorun yaşamaktadır. Sorunumuz sadece çok ve çeşitli tüketmenin ötesinde daha derin bir sorundur. Çok tüketme ama az hareket etme olarak çerçevesi çizilebilecek sorunumuzun çözümü, fıtrata dönmektedir.

Fıtratın en temel gereği de Allah Teâlâ'nın şeriatına uygun bir hayat yaşamak olacaktır. Allah'ın şeriatına uygun yaşamanın en pratik şekli Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini ciddi bir şekilde izlemek, onu kendimize ölçü almaktır. Özellikle sünneti bilen Müslümanlar olarak biz, insanlığın bu sıkıntısını yaşamamalıydık.

Semavî ölçü

A'raf suresinin 31. ayeti, insan için ideal ölçüyü belirlemektedir:

'Yiyin, için, israf etmeyin; Allah israf edenleri sevmez.'

Ye.

İsraf etme!

Ayetin muhtevası budur. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez. Allah'ın sevmediği kimselerden olmayı benimsemek mümkün müdür?

Peki, israf nedir? Ekmek kırıntılarının çöpe atılması, artan yemeğin ekşitilip dökülmesi israf olmasına israftır elbette. Kesinlikle kabul edilemez bir hatadır. Nimete saygılı olmak gerekir. Yemeğin abartılıp bütün bedenin tıbben arızalı hale getirilmesi bir israf değil midir? Ekmek nimettir de mide bir nimet değil midir? Çok yemek de bir israf çeşidi görülmelidir. İsrafçıları Allah Teâlâ sevmediğine göre gereğinden fazla yani tıbbın kurallarını aşarak yiyenler de Allah'ın sevmedikleri arasındadırlar.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 05.03.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: nureddin, yıldız, makale,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Veda Hutbesi'nde aile
    2. İş arayanlara iş teklifi
    3. Not defterinden paragraflar
    4. Seçmeye mecburuz
    5. Kadın süslenir
    6. Evlilik hak değil görevdir
    7. Helale yürüyüş
    8. Bu da sabırdır
    9. Ahlâk ne olacak?
    10. Sıçramak hayaldir
    1. Günümüz için Mekke Medine tarihi
    2. Yahudilerin, zulüm ve nankörlük dolu tarihi
    3. Rüya âleminin gerçekleri
    4. Maaş yetmez bereket şart!
    5. Zinanın basamakları
    6. Kadın toplantıları
    7. Fitne zamanında…
    8. İnsanın tamiri mümkündür!
    9. Domatesle başlayabiliriz
    10. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    1. Maaş yetmez bereket şart!
    2. İyi Müslümanlık ölçülerimiz (I)
    3. Onlar değil mi?
    4. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    5. Din yalnızca İslam’dır!
    6. Bedenlerimiz de emanettir(I)
    7. İman testi
    8. Kadın müfti
    9. “En hayırlı gün”
    10. Modern dünyanın garipleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kaybetmekten korkarız
    2. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    3. Kardeşliğin zirvesi
    4. Vakit Nakittir
    5. İftira edenlerden Allah korusun
    6. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    7. Çocuklarda okul fobisi
    8. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    9. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    10. En ağır imtihanları onlar yaşadı
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek