Yemek ihtiyacı konusunda Semavi ölçü bellidir: A'raf suresinin 31. ayeti, insan için bu ideal ölçüyü belirlemektedir:
'Yiyin, için, israf etmeyin; Allah israf edenleri sevmez.'
İşin gerçeği şudur
Ne kadar yememiz gerektiğini tıp adamlarından öğrenmemiz doğaldır. Olan da budur. Yalnız şu hadisi şerif, tıbba da yol arayışındaki insanlığa da sönmez bir ışık tutmaktadır. Nübüvvet pınarından içmeye nasibi olanlar için en istikrarlı yeme ölçüsü şu hadisi şeriftir. Sözü uzatmaya gerek yoktur. Şifa arayan, çok yemekten ötürü hasta olmak istemeyen bu öğüde kulak versin:
'Âdemoğlu, karnından daha belalı bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna bedenini ayakta tutabileceği birkaç lokma yeter. Daha çok yiyecekse üçte biri yiyeceğe, üçte biri içeceğe, üçte biri de nefesine ayırsın.' [Tirmizî, Zühd, 47-2380; İbni Mace, Atime,50- 3349; Şuabuliman, 5261; İbni Hibban, 674]
Üçte bir yeter
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tıbbın da teslim olacağı bir kuralı açıklıyor: Aslında insanın ihtiyacı, lokmalarla ifade edilecek miktardır. Birkaç lokma. Birkaç tabak değil. Tepsi, kazan değil. Lokmalar yeter. Ama nefis sahibi insan kendisini dizginleyemezse o zaman midesini ölçülü dolduracak. Eğer mide üç kiloluk ise, bir kiloyu yiyeceğe, bir kiloyu içeceğe, gerisini de solunumu bırakacak. Sağlıklı hayat budur. Üçte bir yeter. Yaşamak için de üçte bir yeter, azmamak için de.
Hadisi şerifteki bu kuralı, şu anda tıbbın benimsiyor olması çok şey değiştirmiyor. Tıp reddetmiş olsa bile biz, üçte birde hayat olduğuna iman etmek durumundayız. Bedenlerimiz de dindarlığımız da üçte birden etkilenecektir.
Neyi ne zaman yemenin yararlı olacağı, ne kadar yenmesinin gerekliliği konusunda o kadar yoğun bilgi var ki, artık izlenecek metodu belirlemek bile zorlaşmıştır. Ama bu hadisi şerif en kestirme yoldan sağlığa ve makul olana götürmektedir. Bir hadiste daha Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bereketli tavsiyelerine uyulması halinde ne denli huzurlu bir hayat geçireceğimizi kavramış oluyoruz.
İki enteresan ikaz
Bugünkü yeme kültürünü tahlil etmemize yardım edecek iki ikazı kaydetmekte fayda vardır. Birinci ikaz Tirmizî ve İbni Mace'nin rivayet ettiği hadisi şeriftir:
İbni Ömer radıyallahu anhüma diyor ki: Bir adam Peygamber aleyhisselamın yanında geğirdi. Peygamber aleyhisselam ona buyurdu ki: 'Bırak şu geğirmeyi. Dünyada daha çok doyanlar ahirette daha çok aç kalanlar olacaktır.' [Sıfatülkıyame, 37-2479; Atima, 50-3350]
İkinci ikaz da yine İbni Ömer radıyallahu anhüma ile ilgilidir. Abdullah bin Adiy isimli azatlısı Irak'tan geldiğinde ona bir hediye getirdiğini söyler. O da hediyenin ne olduğunu sorar. Hediyenin 'cevarş' isimli bir şey olduğunu söyleyince, onun ne olduğunu merak eder. Bu sefer de yemeği hazmettiren bir bitki olduğunu söyler. Bunun üzerine ona şu cevabı verir: 'Bir ay geçiyor da ben karnımı doyuramıyorum. Bunu ne yapayım?' [İbni Sa'd, 4/150]
Her iki ikaz da çok yemekle ilgilidir. Özellikle İbni Ömer'in cevabında alınacak önemli dersler vardır.
'Bir kişinin yemeği, iki kişiye...'
Çeşitli ve çok yemeye esir olduğumuz bir zamanda, ana hadis kitaplarının neredeyse tamamında zikredilen meşhur bir hadisi, aile gündemimize, arkadaş toplantılarımıza taşımamızda fayda vardır: 'Mü'min, bir mide ile yer. Kâfir ise yedi mide ile yer.' [Buharî, Atime, 12-5393; Müslim, Eşribe, 34-5340]
Hadisten anlaşılması gereken mesajı anlamayı engelleyecek ayrıntılara girmeden, almamız gereken dersi almalıyız. Mü'min olmak, yemekte de bir ayrıcalığı gerektirmektedir. Mü'min, fiziki olarak midesi farklı bir insan değildir. Ama midesini imanıyla yönlendirmesi gereken bir insandır. Meselenin özü budur. Yemeğe bakan göz, ondan haz alan nefis terbiye edilmiş olmalıdır.
Bu bakış tarzı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir başka hadisinde daha dikkatimizi çekmektedir: 'Bir kişinin yemeği iki kişiye, iki kişininki üç kişiye, üç kişininki dört kişiye yeter.' [Müslim, Eşribe, 33-5339]
Bu bir göz meselesidir. Önce gözle doyma sonra mideyi doyurma anlayışıdır. İki kişilik yemeğe üç kişi oturduğunda, onlardan birinin aç kalma endişesi taşımaması gerekiyor.
Başka bir hadiste yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, yeme mikdarıyla ilgili oran vermektedir: 'Sizden kim evinde güvende ise, bedeninde arızası yoksa ve günlük yiyeceği varsa sanki ona bütün dünya verilmiş gibidir.' [Tirmizî, Zühd, 34-2346; İbni Mace, Zühd, 10-4141]
Yemekten ölmek
İnsanlık açlık propagandası yaparken hastanelerde yemekten ölenler, ölmeme mücadelesi verenler gerçeği daha farklı olarak ortaya koymaktadırlar. Bu bir afettir; yemek çokluğundan muzdaripiz. Acilen tedbir almamız gerekiyor. Acilen sünnete sarılmamız gerekiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



