Geçtiğimiz günlerde " Taraf Gazetesi'nin Kültür Sanat sayfasında yer alan "Karanlık olan İran değil" başlıklı röportajı gördüğümde, 2 yıl önce bu sayfada 7 gün boyunca tefrika ettiğim "İran Gerçeği" adlı yazı dizimi hatırladım.
Dizinin ikinci günkü bölümünde, "Kadınlar hayatın her alanında" başlığını kullanmış, tespitlerimi şu şekilde aktarmıştım:
*İran adeta bir kadınlar ülkesi.
*Her yerde varlar; sosyal yaşamda da söz sahibiler...
*Türkiye ile kıyaslandığında belki de memuriyette kadın hâkimiyeti var demek abartılı olmaz. *Her alanda, her mevkide bulunuyorlar. Müdür, üst düzey yönetici ya da çalışanlar olarak...
*Sokak ve caddelerde onlar var.
*İşyerlerinde, devlet dairelerinde, medya kuruluşlarında, kafelerde, parklarda, bahçelerde yine onlar var.
*Örtüleri ise bize anlatıldığı gibi değil. Çadur dedikleri kendilerine özgü çarşafın yanı sıra bir kısmı daha çok tunik giyiyor.
*Sürmeli ve far çekilmiş gözler, aşırı makyajlı yüzler...
*Güvenlik diye bir endişe taşımadıkları için gece ya da gündüz canları istediklerinde kendilerini sokağa, parka atabiliyorlar. Hava karardıktan sonra tek başlarına gezebiliyor, kahvehaneye gidebiliyor, parklarda dolaşabiliyorlar.
Gerçek tablo, bu!
Anlatılanlardan farklı bir İran'la karşılaşınca şaşkınlığımı "bilgi bombardımanı altında kalan bizler, farkında olmadan küresel medyanın etki alanına giriyor, onların yönlendirmesiyle ve mantığıyla düşünmek zorunda kalıyoruz" şeklinde dile getirmiştim.
Taraf'ın sorularına verdiği cevaplarda İranlı yazar Mahin Sadri, adeta benim tespitlerimi teyit ediyor, dahası ülkesi hakkında oluşturulan ön yargıları deşifre ediyordu.
Yazarlığın yanında yönetmen ve oyuncu olduğu da belirtilen Sadri'nin söyleşisi bu nedenle dikkatimi çekti.
Zira Sadri , "Ülkemde kadınlar, erkeklere karşın daha cesur ve eğitimli" diyor.
Devam ediyor, "İran'da sanatçılık açısından erkek ya da kadın olmak arasında fark yok. Eğer iyi bir sanatçı, iyi bir yönetmen ya da iyi bir aktörseniz kadın ya da erkek olmanız pek fark etmiyor... İran kadınları her alanda güçlerini ve başarılarını ispat etmiş durumdalar zaten...
İran kadınları çok farklı bir güce sahip, zihinsel olarak bile erkeklerden çok daha güçlüdürler. İran'da üniversiteye gidenlerin yüzde 70'i kadınlardan oluşuyor. Hükümetse bu oranı azaltmaya ve erkeklerle eşit duruma getirmeye çalışıyor. Çünkü hem üniversiteye girişte hem de üniversitede daha iyi çalışan kadınlar. İş bulurken erkekler geri planda kalıyor ve bu konuda endişe bile etmeye başladılar. O yüzden durumu dengelemeye çalışıyorlar."
Reformist olarak nitelendirilen bir İranlı gözüyle de "İran Gerçeği" böyle...
Peki bizde oluşturulan İran imajı böyle mi?
Hayır...
Batılı kaynaklardan ve ajanslardan bize gösterilen İran imajı, yanlışlarla dolu ve gerçeklere karşı kör. İran ne Batı'dan okunduğu gibi tiranlık ve despotizmin felç ettiği bir karanlık hapishane, ne de meleklerin ülkesi bir Asr -ı Saadet coğrafyası. Gerçek İran'ı görmek için yapılması gereken tek şey gözlerimiz açık olduğu halde ona bakmak. İki tasavvur buharlaşınca, geriye dokunulabilir gerçek kalacak elimizde.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



