"Gömlek değiştirdi"
"Mücahitken müteahhit oldu"
"Hanımı tazeledi"
Sözleri yeni değil.
Tarihin her döneminde insanların en önemli tuzaklarından üçüdür bunlar.
Kabil'i katil yapan, Karun'u yerlere batıran, Firavun'u denizde boğan işte bu üç büyük tuzaktır.
Can taşıyan herkesin bu tuzağa düşme ihtimali vardır.
Onun için hep uyanık olmak ve Allah'ın emirlerine sarılarak şeytanın vesvesesine geçit vermemek gerekir.
Mekke'li putperestler, bu durumu çok iyi bildiklerinden sevgili Peygamberimize gelerek, şeytan üçgeni gibi bu üç tuzağı birden önüne seriverirler:
"Eğer kral olmak istiyorsan seni kral yapalım, zengin olmak istiyorsan Mekke'nin en zengini yapalım. Mekke'nin en güzel kızlarıyla seni evlendirelim" diye teklifte bulunduklarında tarihin denenmiş en güçlü tuzaklarını kurmuşlardı.
Sevgili Peygamberimiz onlara cevap olarak, "Vallahi, eğer güneşi sağ elime, ayı sol elime koysalar, ben bu İslam davetini Allah onu üstün getirinceye kadar veya ben bu yolda yok oluncaya kadar terk etmem" diyor. (Beyhaki, Delalil, 2/187, İbni Hişam, Sire 1/266)
Şarabı içen sarhoş, düz yolu eğri görmeye başlayıp trafik kazları yaptığı gibi
Makam sarhoşu yönetici, dostu düşman, düşmanı dost görürmüş.
Paranın sarhoşu hakim, haklıyı haksız, haksızı haklı görmeye başlar adalet terazisinde yamulmalar olurmuş.
Haramla midesini dolduran kapitalist Karun'un ekonomi anlayışı "hep bana hep bana" olur ve ekonomi kitaplarını da ona göre hazırlattırır.
Kur'an-ı Kerim'de "Genç, Yiğit" anlamına gelen "feta" kelimesi, İbrahim aleyhisselama, Yusuf aleyhisselama, Musa aleyhisselamın yanında ona hizmet eden salih zata ve Ashabı kehfe sıfat olmuştur.
Bunların hepsinin yaşı genç değildir ama aynı özelliklere sahip bu yiğitleri Rabbimiz "feta" kelimesiyle tanıtmıştır.
Günümüzde yiğit olabilmek için bu üç tuzağa düşmemek gerekir.
"Ben önce Mekke'ye kral olayım, sonra onları dönüştürürüm" diyenler, kendilerinin dönüştüğünün farkına bile varamadılar.
İbrahim aleyhisselam gibi çağdaş putları kırıp yerine Rabbe olan imanı gönlünün her yerine dikmelidir.
Rabbin koyduğu kurallara karşı koyulan her kriter Lat gibi, Menat gibi insanlığın ufukları kapatan ve karartan birer putturlar.
Hucurat süresinde Rabbimiz "Ey iman edenler, Allah'ın ve Rasülünün önüne geçmeyiniz, geçirmeyiniz" buyurur.
İşte İbrahim aleyhisselam bu görevi yaptı ve kıyamete kadar gelecek insanların dilinde hayırla anılmayı hak etti.
Yusuf aleyhisselam, dünya güzeli kadının zina teklifini reddetti, hapse girmeyi günaha girmeye tercih etti.
Kur'anda "Yiğit" kelimesiyle övüldü, mükafatı yalnız ahrete kalmadan bu dünyada hem peygamber hem Mısır'ın sultanı oldu.
Kafirlerin kriterlerine göre yaşamaktansa Mağarada Allaha kul olarak hür yaşamayı tercih eden Ashabı Kehf de bizim örnek ve önderlerimizdirler.
Firavun'a baş kaldıran Musa aleyhisselama hizmet eden Salih zat da "Feta/yiğit" olarak anılmış.
Yıllardır bizi Avrupa kapılarında bekletenlere hizmet yerine bizi yaratan, yaşatan, can ve ten veren, kanımızı ve kalbimizi çalıştırıveren Allah'ın rahmet kapısında beklemeyi tercih edene yiğit deriz biz.
Bu üç imtihanı başaranların mükafatı yalnız ahirete kalmıyor.
Bu dünyada da karşılığını buluyorlar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



