Hep söylenir, dillendirilir... Türkiye'nin Ortadoğu'daki lider rolü... Bölge ülkelerinin üzerindeki etkisi... Gücü, diplomatik etkisi vs.vs... Diplomasi, satranç oynamaya benzer... Ne zaman hangi hamleyi yapacağınızı, ne zaman neyi feda edeceğinizi, ne zaman neye karar vereceğinizi çok iyi bileceksiniz. AKP'nin iş başına geldiği dönemden beri, zihinlerimizde yanlış bir algı oluşturuldu... Türkiye çok etkin bir ülkedir, her ülkeyle içli dışlıdır, bölgedeki ülkelerin önünde yürür... Türkiye, kükredi mi, devreye girdi mi sorun neyse, anında çözülür gider. Bu bir algı yanılsamasıdır, bu bir cilalı imaj harekatıdır, bu bir iletişim dönüşümüdür... Böyle bir şeyin olmadığını biz defalarca söyledik... Yazdık, çizdik. İktidarın medyadaki uzantılarının zihinlerimize sokuşturduğu bir reklamasyon harekatıydı bu.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın zevahiri kurtarmak için göstermelik diplomatik mekik harekatı yaptığına bakmayın siz. Zaten, Türkiye'nin bölgedeki ağırlığının kaç okkalık olduğu, İsrail'in Gazze'ye yaptığı insanlık dışı saldırı sonrasında açıkça anlaşıldı.
Böyle bir şey yoktu, medyanın zihinleri dönüştürmek için sunduğu sahte maskenin altındaki gerçekler göründü.
Daha vahimi, Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne geçici üye olmuştu, geçtiğimiz dönemde... Bu sıradan bir seçimi, öylesine pazarlamışlardı ki, sanki Türkiye, Birleşmiş Milletlerin Genel Sekreterliğine getirilmiş, burada yapacağı işlerle, dünyanın sorunlu tüm bölgelerinin tüm problemlerini bir fasılda çözüverecek... Diplomatik girişimlerle her şeyi beş dakikada Beşiktaş halledecek.
Eeeee... Filistinli masum insanların, çocukların, bebeklerin, ihtiyarların, sivil halkın üzerine misket bombası yağdırıldığı medyada bangır bangır söylenirken, nerede kaldı Birleşmiş Milletler'deki bizim geçici üyeliğimizin diplomatik borusu?...
Bir medya yanılsamasının hazin boyutudur bizim yaşadığımız. Zihinlerimize sokuşturulan iktidarın gücü, Türkiye'nin gücü algısının, aslında içi boş bir balon gerçekliğinden başka bir şey değildir. Madem gücünüz vardı, Bush'un karşısında bile paşalar gibi ayak ayak üzerine fotoğraflar verince, "İşte eşdeğerlik buuuu" diye pazarlanmaktan pek hoşlanıyordunuz... Haydi, gösterin bakalım gücünüzü... Amerika'yı hizaya getirin.. Birleşmiş Milletler'den tokat gibi, yumruk gibi, dipçik gibi bir karar çıkartın... Çıkartmakla da kalmayın, bu katliamlara seyirci kalmak istemeyen diğer ülkelerin gücünü de yanınıza alarak uygulatmaya çalışın... Kudurmuş Siyonistleri hizaya getirecek birkaç eylem yapın... Biz bağırıyoruz, çağırıyoruz... Siz de bağırıp, çağırıyorsunuz... Aramızda ne fark var? Bu nasıl bir diplomasi? Diplomasi, sağ gösterip sol çakmaktır... Diplomasi, hiç beklenmedik anda yapılan bir hamleyle, düşmanı haşat etmektir. Seslerini çıkarmaktan aciz liderleri ziyaret ederek, ne yapılıyor, biz hiçbir şey anlamadık! Anlayan varsa da, beri gelsin? Bu nasıl bir diplomasidir... Bu nasıl süreçtir...
Dışişleri Bakanı Babacan diyor ki, "Biz burada konuşup dururken, Filistin'de çocuklar ölmeye devam ediyor"
O kadarını biz de biliyoruz!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




