Tanıtım faaliyetleri sadece şirketler için değil aynı zamanda ülkeler için de büyük önem taşıyor. Hedef kitlesi ile etkin iletişim kurabilen, kendisini doğru tanıtan ve sağlıklı algılama oluşturabilen şirketler, itibarlarını ve güvenilirliklerini artırıyorlar, krizlerden korunabiliyorlar. Kriz dönemlerinde de hedef kitlesini yakından tanıyan ve kendisini doğru tanıtan şirketler, krizleri daha az hasarla atlatabiliyorlar.
Aynı şey ülkeler için de geçerli; Kendisini uluslararası arenada doğru tanıtan, etkin iletişim kurabilen ve sahip olduğu değerleri insanlığın ortak iyiliği için sunmayı başarabilen ülkeler daha başarılı olabiliyorlar.
Böyle ülkeler uluslararası sorunların çözümünde etkili bir rol oynayabiliyorlar, kendi kültürel değerlerini başka ülkelere kolaylıkla taşıyabiliyorlar. Pek çok insanın dikkatini çektiği ve merak uyandırdığı için de böyle ülkeleri ziyaret eden turistlerin sayısında büyük artışlar oluyor.
Dış tanıtım; ülke olarak bizim yıllardır ciddiye almadığımız, yanlış ve eksik yöntemlerle kucak dolusu para harcadığımız ama etkili sonuçlar alamadığımız bir konu...
2009 yılı için Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye'nin dış tanıtımına 140 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu bütçenin 45 milyon doları sadece reklamlar için harcanacak.
Türkiye'nin tanıtımı, yapılan ihale sonucu 6 şirkete teslim edildi. Halkla ilişkiler ve reklam sektöründe faaliyet gösteren bu şirketlerden sadece bir tanesinin adı Türkçe, diğerleri yabancı isimler taşıyorlar. Büyük ihtimalle Türkiye'nin tanıtımını yapacak ajansların çoğunun sahibi ya da büyük sermaye ortağı da yabancılar...
Bu neden önemli derseniz şundan: Türkiye'yi bir yabancı ajansın tanıtması beklenilen başarıyı sağlayabilir mi? Türkiye'yi yakından tanımadan tanıtmaya kalkmak, acaba ne kadar doğru olabilir?
Kültür ve Turizm Bakanlığı, öyle anlaşılıyor ki, Türkiye'nin dış tanıtımını sadece kendi ilgi alanına giren, sıradan bir iş gibi görüyor.
Bu nedenle dış tanıtım konusunu herhangi bir bina yapımı ya da festival organizasyonu gibi görüyor; ihale yapıyor, bürokratik işlemleri yerine getiriyor, işi yapacak olanı seçiyor, bütçeyi teslim ediyor, sonra da geriye çekilip seyrediyor.
Günümüz dünyasında ülkelerin dış tanıtımı için böyle bir yaklaşım artık geçerli değil.
Türkiye'nin dış tanıtımı sadece bir bakanlığa teslim edilemez ve böylesine önemli bir konuda çalışacak olanlar inşaat ihalesinde müteahhit seçer gibi seçilemez!
Dış tanıtım, hükümetin en önemli gündem maddelerinden biri olmalı, oluşturulacak mekanizmayla Türkiye'de herkesin sahip çıktığı, katkı verdiği bir konu haline getirilmelidir.
Ülkemizin sahip olduğu kültürel değerler dış tanıtım stratejimizin merkezine oturtulmalı; sanat, bilim, spor, müzik gibi alanlardaki başarılarımızı öne çıkartacak, yaygınlığını artıracak etkili projeler üretilmelidir.
Dış tanıtımın sadece turist sayısını artırmak, daha fazla otel odası satmak için yapılan reklam kampanyası olmadığı artık anlaşılmalı; küreselleşme sürecindeki güç mücadelesinde ülkelerin stratejik konumlarını güçlendiren ve değerlerini artıran çok önemli bir araç olduğu bilinmelidir.
Türkiye, acilen dış tanıtım konusunu yeni baştan ele almalı, stratejik önemini gözönünde bulundurarak tanıtım faaliyetlerinin yöntem, teknik ve araçlarını yeniden düzenlemelidir.
Bunlar yapılmaz ise devlet bütçesinden harcanacak paraların şimdiden sokağa atılmasına göz yumulacak demektir!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



