2009 yılının en önemli gelişmelerinden biri, makyajların yok olduğu, maskelerin düştüğü bir yıl olması.
Geride bıraktığımız bu yıl içinde kimin dost, kimin düşman, kimin hain, kimin demokrat, kimin despot, kimin statükocu, kimin cani, kimin hak ve adaletten değil de güçten yana olduğu daha belirgin bir biçimde ortaya çıktı.
Evet, geçmişte de biliniyordular...
Mesela Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in nasıl birisi olduğu biliniyordu.
Fakat şimdi gerçekler tüm çıplaklığıyla ortada.
Tevil edilecek bir tarafı kalmadı.
Artık herkes hem fikir...
Bir diğer örnek ABD ve Obama.
Obama, dünyaya nasıl da barışsever birisi olarak pazarlanmıştı.
Kısa bir sürede Bush'dan temelde hiç bir farkı olmadığı ortaya çıktı.
İkisinin de saldırgan olduğu görüldü.
Bush önce Afganistan'a saldırdı, sonra Irak'a...
Bush, Irak saldırısına kılıf bulmak için Muhammed Atta tezgâhını kurguladı.
11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'nin kuzey kulesine dalan uçağı yönlendirdiği iddia edilen Mısırlı Atta ile Irak konsolosunun bir araya geldiği senaryosunu yazdı.
Senaryoyu hatırlayalım;
New York Times'e göre Nisan 2001'de Muhammed Atta isimli bir Arap Florida'dan Çek Cumhuriyeti'ne uçar. 72 saat sonra Prag'dan Florida'ya döner. Bu süreçte Prag'ta Irak Konsolosu Ahmet el-Ani ile görüşmüştür. Konsoloslukta buluşmadıkları söylentileri ortalığa yayılmıştır. Çek istihbaratı konsolosluğu 24 saat dinlemiş, buluştukları yere kadar da takip etmiş, Irak muhalefetini örgütlemek için yayın yapan Radio Free Europe merkezinin bombalanması emri verildiği öğrenilmiş. Çek istihbaratı olayı bildirse dahi CIA ve FBI suskun kalmış...
Obama ise; başkanlık seçimleri esnasında vaat ettiği gibi önce Pakistan'a cephe açtı.
Şimdi de bir süredir katliamların yaşandığı, BOP'un eşbaşkanlığını yapan Ali Abdullah Salih'in egemen olduğu Yemen'e yöneldi.
Bush'un Irak'a saldırmak için sahneye koyduğu senaryonun benzerini Obama, geçtiğimiz günlerde Yemen'e yönelik olarak sahneye koydu.
Nasıl mı?
Önce dünya kamuoyuna Amsterdam-Detroit seferini yapan yolcu uçağına Nijeryalı Ömer Faruk Abdulmuttalib adlı bir kişinin saldırı girişiminde bulunduğu açıklandı.
Kurgulanan bu olay küresel medya tarafından gündemin ilk sırlarına oturtuldu.
Obama, hemen terör korkusunu pompalayacak beyanatlar vermeye başladı.
Havaalanları alarma geçirildi.
Saldırganın kimliği konusunda ayrıntılar yayınlandı.
Zenginliğinden, babasının bakan olduğundan söz edildi.
Tıpkı Muhammed Atta'nın bombalama eyleminde bulunacağına ilişkin Çek istihbaratının verdiği sözde bilgiyi CIA'nın önemsemediği gibi, Nijeryalı eylemcinin yapacağı eylemi babasının haberdar etmesini Amerikan elçiliği de önemsememiş...
Senaryonun dünkü bölümü mü?
Dünkü bölümünde ise şunlar yer aldı:
1- Nijeryalı eski bir bakanın oğlu olan sanık Ömer Faruk Abdulmuttalib'in Yemen'e gittiği, başkent Sana'daki bir okulda Arapça öğrenmek için onay almasının ardından ağustostan, aralık ayı başına kadar Yemen'de kaldığı açıklandı.
Açıklamada ayrıca Ömer Faruk Abdulmuttalib daha önce de Yemen'de bulunduğu belirtildi.
2- Arap Yarımadası'ndaki El Kaide, Amsterdam-Detroit seferini yapan yolcu uçağına saldırı girişiminin, ABD'nin, örgütün, Yemen'deki grubuna yaptığı saldırılara cevap olduğunu açıkladı.
Senaryonun diğer bölümlerini önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz...
Senaryolar aynı, sadece oyuncular ve figüranlar farklı.
Türkiye'de Ergenekon, dünyada Amerikon...
İkisi de tezgâh üstüne tezgâh kuruyor.
Direniyorlar ama direndikçe de batıyorlar.
Ve her ikisinin insanlık düşmanı oldukları her geçen gün daha belirgin bir biçimde ortaya çıkıyor.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




