Ermeni meselesi bir deyimi hatırlattı: Dost bi-perva, felek bi-rahm, devran bi-sükun / Dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talih ise kötü. Bolluk içinde yokluk veya çokluk içinde azlık diye buna derler. Ermeniler, Yahudiler bir avuç lakin organize kabiliyetleriyle dünyayı kasıp kavuruyorlar. Bizler ise çoğunluk olmanın keyfiyle avunuyor lakin organize olamamanın ateşiyle yanıyoruz. Elbetteki devran dönecek. Lakin organize olma kabiliyeti şart. Vaktiyle ibret almak için bir hikaye anlatılırdı.
Okuma yazma bilmeyen bir Ermeni dayanışma olsun diye çıkan Ermenice bir gazeteye abone olur ve sürekli alırmış. Okuma yazma bilmediği halde neden böyle davrandığı sorulunca gazeteyi yaşatma himmetini gerekçe göstermiş. Golda Meir Arap toplumlarının okumadıklarını söylerdi. Bunu Türk toplumuna da yansıtabiliriz. Okumuyoruz ve bundan dolayı da balık hafızalı bir toplumuz. Özal'ın tarzında olduğu gibi bir şeyin üzerinde ne kadar durursak ve maşeri vicdanda o kadar makes bulur ve iz bırakır. Kamuoyu oluşturmanın bir yönü de budur. Ortak yönlere vurgu yapmadığımızdan toplumsal hafıza zayıfladı ve bu da bizi kırılgan yaptı. Geçmişte ortak kültürümüz vardı. Zira az okusak da aynı şeyleri okuyorduk. Şimdi ise zihinler dağıldı. İkinci olarak efkar-ı amme denilen kamuoyu oluşturmada da zayıfız. Kendi kitlemiz üzerinde kamuoyu oluşturamazken başkaları rahat bir bicimde kitlemizi avlıyorlar. Ve bunlar gürültülü ve azgın azınlık. Düşman bize, kamuoyu oluşturarak kendi sahamızda propaganda yapıyor hatta beynimizi yıkıyor. Türkiye'de kamuoyunu Türklerden ziyade Ermeniler şekillendiriyor, Bu kadarı da olmaz!
*
Mehmet Akif merhumun Kurtuluş Savaşı günleriyle alakalı güzel bir tespiti vardır. Der ki, bir millet tökezleye dursun belalar ve milletler üzerine çullanır ve üşüşür. 'Yedi başlı ejderha' misali halkımız buna yedi düvel demiştir. Bugün kurt gövdeye girmiştir ve bundan dolayı da Necip Fazıl'ın ikazına muhatap durumdayız. Öz yurdumuzda parya haline geldik. Hayasız bir biçimde Türk'e Ermeni ve PKK propagandası yapılıyor. Rusya'da Jirinovski adında şirinlik bir adam var. Ne işe yarar sorusunun cevabı çok mühimdir. Belki soytarı ve belki palyaço diyebilirsiniz ama mühim bir rol ifa ediyor. Bedri Baykam veya Doğu Perinçek benzeri bir rol oynuyor. Mısır'da da Yusuf Bedri benzeri bir misyon ifa ediyor. Yani kuyruğu dik tutuyor veya asabiyeti canlı tutuyor. Elbette ezberci kafa analizci kafadan farklıdır ve yanlıştır. Hakkaniyete de uzaktır. Lakin yine de hak ve hakikat de asabiyete muhtaçtır. Yoksa zayii olur. Hazreti Osman ve İmam-ı Gazali bu gerçeğe yani gücün hakkı koruması gerçeğine işaret eder. Batı'nın nokta-i istinadı kuvvettir. Biz de ise kuvvet dayanak değil, hamidir, hadimdir.
Bu isimleri benimseme babından değil ama asabiyeti canlı tutmaya aracılık etmeleri babından zikrettik. Her asabiyetin serdengeçti fedaileri olması lazım. Zira asabiyet gevşediği zaman fikriniz ve davanız ne kadar güçlü veya haklı olursa olsun kaybetmeye mahkumsunuz. Ama asabiyet haktan ve adaletten ayrılmamalıdır. Ermenistan'da Türk ağzıyla konuşmak cesaret ister. Belki de ölümü göze almayı gerektirir. Lakin Türkiye'de basında Ermeni ağzı neredeyse hakim ağza dönüşmüş durumdadır. Ya kompleksle ya da Batı'ya şirin gözükmek için Erivan ağzı hakim bir cereyan haline gelmiştir. Şimdi çok akıllı ve güngörmüş dostlarımız mazoşişt bir biçimde kendimizi kırbaçlamamızı tavsiye ediyorlar. Ne münasebet!
*
Bir zamanlar Türkiye'yi pazarlamaktan bahseden Yahudi asıllı bir işadamı yine sazı eline almış Rıfat N. Bali gibi Türklerin katliamlarını veya mezalimini sayıp dökmekte ve kardeşinin katliam tanığı olarak 6-7 Eylül olaylarından sonra Türkiye'yi terk ettiğini söylemektedir. Bonjur Alaton'un Türkiye'yi ne zaman ve niye terk ettiği belli değil. Zira açıklamalar birbiriyle çelişiyor. Lakin yıllar önce Ermeni açılımını savunan bu iş adamı Türkiye'yi pazarlamaktan dem vurmuştu. Yazıklar olsun! Türkiye'deki Yahudiler bir taşla çift hatta birkaç kuş vuruyorlar. Bir taraftan İsrail'e göçerek oranın nüfus açığını kapatıyorlar diğer taraftan da Varlık Vergisi teraneleri üzerinden Türkiye'yi günah keçisi yapıyorlar ve tarih nazarında suçlu kılıyorlar. İyi numara! Yani hep dört ayak üzerine düşüyorlar. Gaddar da onlar mağdur da! Söz konusu Yahudi iş adamı pervasız bir biçimde Türkiye'nin kardeşi gibi insanları kaçırmamış olsaydı kendisi gibi sayısız yeteneklerle tanışma fırsatı bulacağını da söylemektedir.
Demek ki Yahudiler genetik olarak ya da doğuştan yetenekliler. Seçilmişler nitekim. Herkese düşen onlara hizmet etmek ve kıymetlerini bilmektir! Türklerin ise böyle bir meziyeti yoktur. Demek ki, Türklerin görevi bu beyefendilerin servetine servet katmalarına hizmet etmek. Onların şükranı ise Boğaz'ın en güzel yalılarında oturup Türklere hakaret etmek. Bugün kimi Ermenilerle kimi Yahudilerin Türkiye karşısında birleşmeleri ibretlik bir vakadır. Yahudiler Ermeni davasının hamisi kesildiler. Kimileri de onların durduğu yerden bizi günah çıkarmaya çağırıyor. Semih İdiz, Cengiz Aktar vesaire gibi. Kıbrıs'ta 'ver, kurtul' politikalarından sonra Ermeniler karşısında da 'itiraf et, kurtul' politikasını savunuyorlar. Bunlara kimi yazarlar 'içimizdeki Sarkozy'ler' diyor. Ya da bunlar Türkiye'nin Harkileri. Sözde Ermeni soykırımı noktasında Türkleri suçlayan Fransız Senatosu aynı günlerde Harkilerin aşağılanmasını suç kabul eden bir yasayı onaylamıştır. Cezayir'in bırakın Fransa'yı yasal yollardan cezalandırmasına; aksine Fransa Cezayir'deki işbirlikçilerine sahip çıkıyor ve Cezayirlilerin beşinci taburu olan Harkileri izaz ediyor, onurlandırıyor. Yani katliamına tüy dikiyor. Skandal içinde skandal. Yani Fransa dünyanın her yerindeki işbirlikçilerine ve harkilerine ve beşinci taburlarına sahip çıkıyor. Erivan ağzıyla ve Sarkozy diliyle konuşanlar Türkiye'nin Harkileridir.
Türkiye'ye karşı simyasal bir savaş yürütülüyor. Bu savaşın mahiyeti değerlerinin tersyüz edilmesidir. Ermeni soykırımı itirafçılığı bunun bir parçasıdır. Ne diyelim? Yine Akif'le noktalayalım:
Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır.
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



