NATO'nun bir kuruluşu olan İncirlik Hava üssünden sonra İzmir'e konuşlanan füze kalkanından sonra Malatya'ya radar üssü konuşlanıyor. Üstelik bütün bunlar NATO adına yapılıyor. NATO uluslararası bir kuruluş. Bu kuruluş geçmişte komünizm ve Rusya'ya karşı örgütlenmişti. Komünizm etkisini yitirdi, Rusya'ya bağlı birçok ülke bağımsızlıklarına kavuştu. NATO'nun bir işlevi kalmadı.
Bu yeni süreçte Amerika-İngiltere-İsrail üçgeni kendilerine yeni bir düşman türettiler. Müslümanlar. Düzmece eylemler ve provokatif cinayetlerle dünya kamuoyunu da etkilediler. 11 Eylül saldırısı bunun en somut bir örneği. Bundan sonra Hıristiyan dünyasının dikkatleri ve öfkesi Müslümanların üzerine yöneltildi. Kendi kuklaları olan yöneticileri hedef seçtiler. Bunun en somut örneği de Irak ve Saddam Hüseyin oldu. O Saddam ki, tam sekiz yıl bu ülkelerin kışkırtma ve desteğiyle İran'a saldırdı. Binlerce insan öldü, kentler yıkıldı, ekonomik zarar oldu. Aynı ülkeler bir kuklasını hedef alarak hem onu yerle bir etti, hem de yeni bir saldırı alanı belirlediler. NATO denilen kurumu Müslümanların karşıtı olarak işlevsizlikten işleve kavuşturdular. Bu gerekçeyle ardından Afganistan ve Pakistan işgalleri gerçekleşti. Sonra yeni bir üslup ve yöntem ile "Ilımlı İslâm", açık bir deyişle "İslâmsız İslâm" uygulaması için Müslüman ülkelerde "Arap Baharı" adı altında ayaklanmalar başlattılar. Sayın Başbakanımız onlara: "Laiklik ateizm değildir", ondan korkulmaması gerektiğini söyleyerek, onlara laik bir yönetim önerisinde bulundu. Kendisini de örnek gösterdi, "Ben laik değilim, müslümanım, ama laik bir ülkenin başbakanıyım" deyiverdi. Tabii bu, atlanmayacak ciddi bir durum. Bütün bunlar oluşurken Türkiye'ye kurulacak olan NATO kisvesi altında radar sisteminin kurulması kaş göz arasında yürürlüğe konuldu. Biz, İncirlik hava üssü, İzmir Füze kalkanı üssü, Malatya radar üssünü söz konusu edip bu yazıyı yazmayı düşünürken muhafazakâr partinin Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik'in yaptığı açıklama durumun çok daha vahim olduğunu ortaya koydu. Önce açıklamasının bir bölümünü alıntılayalım, ardından da yorumumuzu yapalım. "NATO'nun Türkiye'de onlarca tesisi var, onlar hangi statüdeyse bu da öyle. Onlarla ilgili Meclis'ten bir karar alınmış mı? Bunun için de alınmasına gerek yok. Çünkü ne yurt dışına asker gönderiyoruz, ne de yabancı bir ülkenin ordusunun gelmesine müsaade ediyoruz. Biz bir NATO ülkesiyiz ve bu da bir NATO projesi." diyor. Şimdi, biz bu söylenenlerin neresini haklı bulacağız. O kadar çok açık var ki. "Türkiye'de NATO'nun onlarca tesisi var." Demek ki kamuoyunun bilgisi dışında çok sayıda tesis bulunmakta. Bunların birçoğu için Meclis'ten bir karar çıkarılmadan yerleştirilmiş. Tezkere gibi Meclis'ten herhangi bir karara gerek duyulmuyor. Bunları NATO'nun birer dayatması olarak görüyor. Peki Avrupa ülkeleri neden bu tesislere izin vermiyorlar? Bu sorunun bir cevabı yok. Meclis'in işlevi nedir. Türkiye Amerika'nın bir adası ya da bir eyaleti mi ki hiçbir denetime tâbi tutulmaksızın bu tesisler getirilip yerleştiriliyor.
Sayın Çelik: "Zaten bu saldırı değil koruma amaçlı bir projedir ve herhangi bir ülkeyi de hedef almamaktadır. Amerika'da çıkan bazı gazete yazılarına dayanılarak, bunun İsrail'i korumaya yönelik bir Amerikan projesi olduğunu söyleyenler de çıktı." "Koruma amaçlı bir proje" ise, kime karşı, kimi koruma amaçlıdır bu proje? Bölgede Müslümanlardan ve İran'dan başka kim var Allah aşkına Sayın Çelik? Öyle ise herhangi bir ülkeyi hedef seçmiyorsa neden bunlara gerek duyuluyor? Amerika'da bir gazetede değil bir "Bazı gazete yazarlarına dayanılarak, bunun İsrail'i korumaya yönelik" yazdıklarını da söylüyor. Bir değil bazı gazeteciler olduğun da ifade ediyor. Demek ki bu genel bir kanaat. Zaten İsrail ile Amerikan'ın şimdilik tek hedefi var: İran. Bunu bilmeyen mi var.
Türkiye buna niçin razı oluyor ve bunu seçiyor? Kaldı ki Libya saldırısı başlangıçta BM'nin bir kararı olmadığı halde Amerikan ve Avrupa'daki müttefikleriyle başladı. Ardından da tepkiler gelince sonradan karar alındı. Yani NATO ile BM, Amerika dışında her hangi bir karar alma gücüne sahip midirler?
Neden bu ülkeyi bir Amerikan adasına veya tam bir eyaleti olmasına dönüştürüyorsunuz? Yazık değil mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



