Yanlış anlaşılmayı peşinen kabul ederek ikinci kez bu konuya giriyorum. Bu konuya 21 Haziran 2007'de değinmiştim. Orada demiştik ki bir ülkede ana dil dışında ikinci bir dil öğreniliyor ve öğretiliyorsa; o ülkeler kültürel vesayet altındadır; Batı'ya öykünmüşlerdir, dünya sistemi tarafından zorlanmışlardır, teknolojinin ve bilimin dili İngilizce olduğu için bu zorunluluk haline gelmiştir. Ekonomisi, savaş teknolojisi, medyası güçlü olmamasına rağmen 115 ülkenin çocuklarının Türkçe konuşamadan İstiklal Marşı'nı, şiirleri, şarkıları, türküleri ezberlemesinin büyük bir değeri olmadığı gibi bu çocukları dinlerken ağlamanın da anlamı ve değeri yoktur.
Daha bir ay önce Eurovision Şarkı Yarışması'na İngilizce bir şarkı ile katılmış iki Müslüman Türk ülkesinden birisiyiz. Bu konuda alınmış birinciliğimiz de var. Bir ülke düşünün ki, dünya çocuklarına Türkçe metinler ezberletiyor, onlar için yarışmalar tertip ediyor ama o ülkenin Başbakanı uluslararası bir toplantıda ve dünyanın en önemli yayın organlarının önünde "please" demesi gerekirken "one munite" diyor. Bu tür gafları Papatya Semra Özal da yapardı.
Hadise'nin ve Sertap Erener'in ağzından kendi dillerini dinleyen İngilizler acaba bundan gurur duymuşlar mıdır? Sanmam. Ne kadar banal, özenti, kompleksli bir durum demişlerdir. Eğer isteseler Türkiye de dahil olmak üzere İslam ülkelerinde, Afrika'da ve dünyanın başka yerinde İngilizce konuşma, şarkı söyleme ve şiir okuma yarışması düzenlemekle kalmazlar, edebi, bilimsel metin yazma yarışması bile düzenleyebilirler. Eminim Türkiye bu dallarda ilk üçe girer. Ama yapmazlar? Neden? Kompleks yok da onun için. Ama bizim gibi aşağılık kompleksi ayrı yükseklik kompleksi ayrı olan ülkeler bundan bir övünme payı çıkarıyor görüyorsunuz.
Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügat'it Türk'ünde şöyle diyor: "Buharalı bir İmam rivayet ediyor ki Hz. Peygamber şöyle demiş: 'Türkçeyi öğreniniz, öğretiniz; Çünkü Türkler uzun zaman dünya hakimiyetini elinde tutacaklardır." Kaşgarlı bu sözü naklettikten sonra şöyle diyor: "Eğer bu söz doğru ise Türkçe öğrenmek dinin emridir; eğer doğru değilse başka milletlerin Türkçe öğrenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Zira Türklerin hakimiyet alanı genişlemiştir; başka milletler için bu bir zaruret halini almıştır."
Şimdi tam bu noktada sorabiliriz. Hangi zaruret 115 ülkenin çocuğuna Türkçe öğrenmeyi zorunlu kılmıştır? Mayınını temizleyemeyen, suyunu, toprağını kullanamayan, IMF ile anlaşmasa ekonomisi çökecek olan bir ülkenin dilini kuş dili gibi öğrenmek ne kazandıracaktır bu insanlara? Türkçe spikerlerin hali ortada bu ihtiyacı karşılamak için yurt dışından eleman getirecek olursak hazırlıklı olalım mı denmek isteniyor? Bu medya onu da yapar.
Hep olumsuz yönden bakıyorsun diyeceklere şunu söylüyorum. Hayır, kesinlikle böyle düşünmeyiniz. Bu organizasyon gerçekten büyük bir organizasyon. Ancak bir devletin yapabileceği bir işti bu fakat bunu da bir cemaat yapmıştır. Bu başarıdır, tamam. Türkiye'de bir öğretmeni Sivas'tan öbür tarafa gönderemezken; insanları 115 ülkeye gönderebilmek, oralarda okullar açıp bir faaliyet yürütmek büyük bir iş. Ama yapılan işin mahiyeti öyle gözde büyütülecek, iki gözü iki çeşme akıtacak cinsten değil. Rusya'dan, Amerika'dan, Batı'dan aferin almayı marifet saymıyorum.
Türkçe bir İslam dili idi. Bu özelliğini yitirmekle karşı karşıya. Sözlük'te bulunmayan bir kelime Lügat'te yok; Lügat'te bulunan bir kelime Sözlük'te yok. Üstüne üstlük devletin sözlük yazdığı bir ülkemiz var. Türkçe içeride can çekişiyor ve insanlar "Türk'çe"ye ihanet ettikleri için Nobel alıyor. Olimpiyat olmuş neyime?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




