Son yıllarda kadın yazarların edebi alanda verdiği ürünlerde hızlı bir artış var. Sadece edebi alanda değil aslında, yazılı basının hemen her yerinde kadın kalemlere rastlamak mümkün. Bu bir anlamıyla üretkenliğin de işareti. "Muhazarat'tan bu yana kadın yazarların verdiği edebi türlerin arasında roman birinci sırada geliyor. Araştırmalara göre en fazla roman okuyanlarda kadınlar. Demek ki kadınlar okudukları oranda da yazıyorlar. Fatma Aliye'den bu yana kadınlar roman alanında da önemli yol katettiler.
Fatma Aliye Türkiye'nin ilk kadın romancısı. "Muhazarat" da bir kadın tarafından yazılan ilk Türk romanı. Eserin yazıldığı günden bugüne, kadın yazarların roman alanında verdiği eserler
azımsanacak türden değil. Fatma Aliye'den önce edebi alanda ürünler veren kadın yazarlarımız yok muydu, elbette vardı. Mihri Hatun, Ayşe Hubbi Hatun, on dokuzuncu yüzyıldan önce yazdıkları şiir ve kasidelerle öne çıkan kadın şairlerdi. On dokuzuncu yüzyıl da değişen sosyal ve ekonomik koşullarla birlikte, alt üst olan toplum yapısı roman için elverişli bir zemin hazırlamıştı. Osmanlı'dan Türkiye'ye, Anadolu insanının yaşadığı kimlik bunalımı yazılan romanların ana konusuydu.
Kimlik bunalımı içinde gösterilenler de çoğunlukta kadınlardı. Şemsettin Sami'nin, Ahmet Mithat'ın, Namık Kemal'in eserleri bu konuyu işlemekte, kadının değişimini ele almaktaydılar. Bu süreçte kadınlarda edebi alanda ürün vermeye, gazete ve dergilerde çok sık olmasa da görünmeye başladılar. Bu durum erkek yazarların da ilgisini çekmiş ve kadın yazarlara destek olma durumu baş göstermiştir.
Kadınların edebi alanda ürün vermeleri için yayın hayatına başlayan "Hanımlara Mahsus Gazete'de yer alan "Hanımlarımızın her surette tevsî-i malûmat ve tezyîd-i vukûfuna hizmet etmek mülkümüzde vücuduyla iftihar olunan muharrirlerimiz, edibelerimiz ve şairlerimiz efkarına mirâtü'l-aks olmak yani eserlerini neşr vasıtasıyla, Osmanlı kadınlarının kabiliyet-i fıtriyesini göstermektedir." ibaresi, kadın yazarlara gösterilen ilginin boyutlarını anlamamız için yeterli.
Osmanlı kadınının fikirlerini yansıtacak bir ayna olmayı amaç edinen gazetede yer alan bu yazı, kadın yazarlara gösterilen ilginin hiç de azımsanmayacak olduğunu gösteriyor. Gazete de yer alan bu yazının ardından çok sayıda kadın yazarın imzası da gazetede yer almış, kadınlar ürünlerini okuyucuyla paylaşma fırsatı bulmuşlardır.
Dönemi itibariyle hanım yazarların, erkek yazarlar tarafından desteklendiğini söyleyebiliriz. Muhazarat'ın önsözünün Ahmet Mithat tarafından yazılması en belirgin örneklerden biri. Sadece Ahmet Mithat değil tabi, daha birçok erkek yazar, mesela bunlardan biri Mehmet Celâl'dir, kadın yazarlara destek olmuştur. Bu destek neticesinde ilk dönem kadın yazarların verdiği eserler erkek yazarların taklidi niteliğinde olmuştur. Bu destek kadın yazarların bakış açısını gölgelese de, sosyal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerle birlikte kadın yazarlar, kendi özgün yazım biçimlerini kazanmışlardır.
Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadar her yıl kadın yazarların verdiği ürünler artmıştır. 1923 ile 1955 yılları arasında 55 eser yayımlanırken, bu sayı 2000'li yıllara gelindiğinde sekiz katına çıkmıştır. Geçmiş dönemlerle kıyasladığımız zaman sadece Türkiye'de değil tüm dünyada da kadın yazarların ağırlığı hissediliyor. Artık en çok okunanlar listesinde çok sayıda kadın yazar bulunuyor. Eğer bu üretim, doğal seyrini takip ederse kadın yazarların edebiyat alanında verdiği ürünlerin sayısı giderek artacağa benziyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



