Sokakta başörtüsünün, minarede Ezan-ı Muhammedi'nin bile yasak olduğu bir "İslam ülkesi"ydi Tunus. Yıllarca Muhammedi bir nefes bekleyen Tunus'ta, Muhammed Ebu Azizi'nin ateşi Mağrip'in yaseminlerini tutuşturdu. Yeni çakma diktatör, sokaklara tankları dikerek "Bu kadar demokrasi yeter" dedi. Raşid Gannuşi'nin liderliğindeki Mağrip'in en barışçıl, en sivil ve en demokrat İslamcı siyasi hareketi Nahda'yı koalisyondan dışladı. Mücadele şimdi başlayacak!
Alev Alatlı'nın ilk romanının ismi "Yaseminler tüter mi hâlâ?" idi. Öğrencilik yıllarımda okumuştum. Müslümanlığı seçen bir Rum kızının yaşadığı trajediyi anlatıyordu. Roman özetle, "Taş yumurtanın üstüne düşse de, yumurta taşın üstüne düşse de olan yumurtaya olur" diyen atasözünü doğruluyordu. Akdeniz sahillerinde sürüklenen başıboş bir yapraktı romanın kahramanı Eleni (Naciye).
"Yasemin devrimi" adı verilen Tunus'taki olayları duyduğum anda aklıma bu kitap geldi.
Akdeniz sahilindeki Tunus'ta, üniversite mezunu Muhammed Ebuazizi, yasemin çiçeği sattığı tezgahı elinden alınınca kendini yakmış ve o andan itibaren yüz yıllık öfke sokaklara taşmıştı. Yine bir Akdeniz sahilinde yine yaseminler tütmeye başlamıştı işte...
Ancak Tunus'ta şu anda yaşananlara "devrim" demek için gerçekten çok erken. Çünkü rejim taş gibi yerinde. Sadece ordu, bir diktatörden çektiği desteği şimdilik onun yavrusuna kaydırdı. Halkın haklı öfkesini Batılı ağabeylerinin emirleri doğrultusunda ehilleştirmeye çalışıyorlar.
Yaseminler ülkesi Tunus, hesapsız, kitapsız, stratejisiz, spontane bir şeyler yaşıyor. Bölgeyi bilenler de benzer şeyler söylüyor, 'evet gerçekten spontane!'
Örneğin The Independent'in Ortadoğu uzmanı yazarı Robert Fisk, diktatörlerin postallarının içinde titrediklerini, zira Tunus'ta olanları hiç beklemediklerini söylüyor. Ancak o da "Arap dünyasında diktatörlükler çağının sonu" olduğuna şimdilik pek inanmadığını söylüyor.
Dünyada kamusal alanda-sokakta bile başörtüsünün yasak olduğu tek ülkeydi Tunus. Minarelerdeki ezan-ı Muhammedi bile yasaktı. 28 Şubatçılar örnek ülke olarak gösterirdi Tunus'u. 50 yıl Burgiba'nın, 23 yıldır da Bin Ali'nin diktatörlüğü altında zulüm gördüler. Hiçbir sivil yönetim geleneği olmadığından tüm stratejiler ve Batı'nın tüm "demokrasi" kurguları asıl bundan sonra sahnelenecek!
Derinlerde yatan Fransız etkisinin, bu Tunuslu kompradorların en büyük dinamosu olduğu biliniyordu. Ancak bu kez Fransa'ya bile sokmadılar kaçak diktatörü. Rezil biçimde ortada kalan Bin Ali'ye, her zaman olduğu gibi Suudi yönetimi sahip çıktı.
Mağripli, korktuğu Bel'amların kağıttan kaplanlar olduğunu görüyor ve her şeyin bir rüzgara baktığını anlıyor artık. Cezayir, Mısır ve Ürdün'de de üst üste yanmış genç bedenler, düştükleri toprakta yana yana tütüyor şu sıralar. Yıllarca Muhammedi bir nefes bekleyen Mağrip'te Muhammed Ebuazizi'nin ateşi tüm Mağrip'in yaseminlerini tutuşturmuş gibi...
Hangi korkular ve demirden pençelerle otorite kurarlarsa kursunlar özetle; adalet yok ise rejim de, sistem de olmuyor işte! Mısır'daki "Mübarek" gibi zalimlerin titremesi de bundan. Tunuslu gençler gibi Cezayirliler de ortak hareket etmek için interneti kullanıyor. İşsiz bir okumuş nüfusun, sanal dünyada küreselleştiğini ve beklenti umutsuzluğu karşısında patladığı görülüyor.
Tunus'ta yönetim eskiden beri Batılı üniversitelerde yetişmiş komprador elitlerin uhdesinde bulunuyor. Tunuslular, sadece biraz daha ekonomik refah değil özgürlüklerin de önünün açılmasını istiyor.
20 yıl boyunca Batılıların bekçiliğini yapan Bin Ali'nin sağ kolu olan çakma diktatör Muhammed Gannuşi'nin yeni hükümeti kurmasını Tunuslular istemiyor. Halkın üçte ikisinin neredeyse istihbarat ajanı yapıldığı ülkede, sokaktaki eylemlerde bile manipülasyon ve provokasyon yapılması ihtimali çok yüksek.
Batı'nın çıkarlarını koruyacak yeni bir diktatör ancak Batılı ülkelerin işine gelir. Tunus'ta, sosyalistleri ve diğer fraksiyonları da kuşatacak ilim, irfan, hikmet ve bilgi geleneğinden gelen İslamcı bir lidere ihtiyaç var.
Batı, daha önce Cezayir'de olduğu gibi Tunus'ta "ucundan azıcık" bir demokrasiye sadece tahammül edebilir. 1990'lı yılların başında Cezayir'de demokratik olarak seçimi kazanan FIS'e karşı, 150 bin kişinin katledildiği kanlı iç savaşı başlatan orduyu destekleyen Batılı yönetimlerin bugün Tunus'ta demokrasi isteyeceğini sanmak safdillik olur. Bugün ABD'den AB'ye kadar tüm Batılı devletlerin tek gündemi halen nükleer tehlike(!) İran!
Cezayir ve Mısır'a da sıçrayan kendini yakma eylemlerinin Irak'taki versiyonu da intihar bombacılarının kendini patlatması. Lübnan'da da hükümet düştü, durum karışık. Domino etkisinden midir, bıçağın kemiğe dayanmasından mıdır bilmem ama Mağrip'ten Kızıldeniz'e kadar bölge kaynıyor. Son haftalarda hemen her gün ortalama 50 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılar yaşanıyor Irak'ta. Irak gibi bir "özgürleştirme" ve "demokrasi"ye Tunuslular "hayır" diyor.
Buraya kadar tamam ama şimdi yumurta-taş korelasyonunda yaseminler mi kırılacak yoksa çağdaş bel'amlar mı? Tam da burada düğümleniyor her şey. Hani "aslolan devrim yapmak değil, devrimden sonrasıdır" derler ya, aynen öyle! İşin en zor kısmı yeni başlıyor.
Yaseminler tüterken, mazlumların yeniden tezgaha gelmemesi için NAHDA Lideri Raşid Gannuşi gibi yıllardır sürgünde yaşayan ancak sivilleşmeden ve özgürlükten dem vuran bir liderin işin başına geçmesi gerekiyor.
Tunus'taki zalim yönetimle yıllardır hiçbir şekilde "uyuşmayan" ve ilkelerinden taviz vermeyen Raşid Gannuşi'nin liderliğindeki İslamcı Nahda hareketi, şu anda sokaklara tankları diken yeni yönetim tarafından birlik hükümetinin dışında tutuldu. Nahda, Arap dünyasının ve Mağrip'in en barışçıl, en sivil ve en demokrat İslamcı siyasi hareketi.
Geleneğinde istibdattan ve diktatörlükten başka hiçbir sivil siyasi emare bulunmayan Tunus'ta, mazlumların bir kez daha emperyal tuzaklara düşmemesi için Asrı saadet'in biat geleneğinden ve demokratik mücadeleden bahseden Raşid Gannuşi'nin başa gelmesi gerekiyor. Tunus, Mağrip ve tüm Arap dünyası için model olacak bir gelişmenin işaret fişeğidir bu. Ümmetin duası Tunuslularla; "Haydi Ya Allah!"


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



