Ben ne kadar kötü isem sen de o kadar kötüsün. Ben ne kadar iyi isem sen de o kadar iyisin diyor, Sayın İsmet Özel.
Sözlük kullanmayan bir toplumuz... Karşılık beklemeden seviyoruz! Nesillerimiz sözlükten uzak büyüyor. İnatla ve itinayla... Uzağa, hep daha uzağa! İşittiklerimizin ve okuduklarımızın aslını sorgulamıyoruz. Nasıl sunuluyorsa öyle... Seçemiyoruz ne yazık ki, ayırt edemiyoruz. Çünkü ezberlerimizle ve tekrarlarımızla mutluyuz!
Meselâ töre bahsi... Sözlükteki karşılığı adap ve ahlâk olan töre, katliam ve intihar ile özdeşleştiriliyor. Ne alâka? Kel alâka...
Meselâ Sevan Nişanyan'ın Etimolojik Sözlüğüne göre: Türemek, yaratılmak, düzenlenmek, varolmak'tan gelen töre sözcüğü köken itibariyle Türkçe olmakla birlikte, karşılığında şunlar mevcut: Sözlü yasa, örf, kanun, nizam.
Türk Dil Kurumu'na göre ise: "Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap."
Katliamın ve intiharın adaplısı ve ahlâklısı olamayacağına göre... Garabete dikkat! Sözlük kullanmayan bir toplum için gayet normal bir tutum aslında bu.
Sözlük kullanmamak bir tarafa...
Bölge ayırt etmeksizin, cinnet geçiriyor insanlar. Hatta törelisi de, töresizi de...
Sevgili ülkemizin insan sağlığına zararlı bir hale geldiğini üçüncü sayfa haberleri iletiyor bize. "Buna da şükür" diyerek, sıyrılabiliriz kaygımızdan. "Üçüncü sayfa haberleri" kat ettiğimiz yolu(!) ifşa etmeye kâfi. Hani, zaman ilerliyor, uzaya çıkış gerçekleşiyor, teknoloji gelişiyor falan filân ya... Bir yazımda sualim şuydu meselâ: Bugünkü millet İstiklâl Marşındaki millet midir sahiden?
Haddizatında, mühim bir meseleye muhatabız. Merhamet tedavülden kalktı da haberimiz mi yok acaba? Baş mesele bu zaten... Merhamet! Bununla birlikte vicdan... Adalet! Maddiyatla yaşayabilenlerin maneviyatsızca yaşayabilmesi mümkün elbette ama nereye kadar? Üçüncü sayfada zuhur edene kadar... Bu da törenin suçu herhalde? Çünkü her kötü şeyi töre ile izah etmek vazgeçilmez bir moda oldu.
Şimdi... Gelgelelim törenin en mühim özelliği, yazısız kanun oluşudur. Nesilden nesile aktarılır. Misal verecek olursak: Had bilmek, sır tutmak, vazifeye ve söze sadakat, ahlâken üstünlük, büyüğe saygı-küçüğe şefkat, ağırbaşlılık, yardımseverlik, misafirperverlik ve diğerleri...
İşitilen ve okunulan her kötü şeyi "töre" etiketi ile adlandırmanın yanlış olduğu kanaatindeyim. Katliamların ve tecavüzlerin bir gelenek haline geldiği düşünülüyorsa, o ayrı tabii... (Bakınız: Üçüncü sayfa haberleri)
Esasen modern dünyanın hedoist restorasyonuna tabi tutulan Anadolu ve insanı, töresinden uzaklaştıkça yabancılaşıyor. Töresine, geleneğine, adabına, ahlâkına... Etrafına, kendisine ve kimliğine!
Her türlü kara propagandaya, taşlaşmış kafalara ve taşlaşmış kalplere rağmen töre yaşayacak... Yaşamalı! Fakat evvelâ akla ve vicdana hitap etmeyen menfi gelenekler reddedilmeli. Bu minval üzere, Sayın Ali Bardakoğlu'nun ikazı dikkate alınmalı: "Din sadece cenaze namazını kıldırmak, acıyı paylaşma ve dua etmek olmamalıdır."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



