1980 darbesi sonrası, konuşmayan, sorgulamayan, analiz etmeyen, düşünmeyen bir toplumsal yapı oluşturma projesidir yaşadığımız süreç. O dönemde etrafımızda örülen ağları, siyaset figüranlarını, darbeyi olgunlaştırma çabalarını daha sonraki yıllarda kavradık. Özel televizyonların hayatımıza girdiği günden sonra, bambaşka bir toplumsal dönüşüm projesi konuldu sahneye. Her yönüyle batıya öykünen, hiçbir ahlak değeri kalmamış, kimin eli kimin cebinde belli olmayan hayatların gözümüzün içine sokulduğu, su gibi para harcayan tiplere herkesin gıptayla baktığı, şan ve şöhretin en geçerli akçe kabul edildiği, gayri meşru ilişkilerin vakai adiyeden sayıldığı -ve bu süreçte AB dayatmalarıyla zinanın suç olmaktan çıkarıldığı- egoizmin, hedonizmin ve kapitalizmin tüm çirkeflikleriyle üzerimize abandığı bir dönem oldu, bu dönem. Bugün 19 Mayıs... Gençlik ve Spor Bayramı... Alalım elimize mikrofonu, çıkalım sokaklara... Soralım onlara: "Kimi örnek alıyorsunuz? Kimin gibi olmak istiyorsunuz?" Her birisinin çok büyük ihtimalle kendisine göre kahramanları vardır... İdolleri vardır. Ve çok büyük ihtimalle, her birinin kahramanı, örneği de, adımız gibi eminiz ki, ya dizilerden, ya sanatçı camiasından ya da çok zengin, şanlı şöhretli tiplerin içinden birisi çıkacaktır. Televizyon, konuşmayan, analiz etmeyen, beyni uyuşturulmuş bir toplum projesinin manivelası derken işte bunu kastediyoruz. Artık insanlarımız, gençlerimiz kendilerine ekranda gördükleri tipleri "rol model" olarak alıyorlar... Şükür ki, bizim dönemimizde televizyon veya medya hayatımızı bu kadar kuşatmamıştı. Onu geçin... Artık, her televizyon ekranının kendisine ait rol modelleri var... Çünkü, her dizinin kendisine has bir dünyası, her dizinin bize sunduğu bir ahlak modeli, her programın sunucusunun kendisine has tavrı var... Reyting dediğimiz şey de bunları benimsemek, kabul etmek ve ekranda çakılı kalmakla ilgili bir şey zaten.
Böyle bir tablo içinden iyiyi, güzeli, doğruyu ayıklayabilmek mümkün değil. Çünkü, insanların koruma kalkanlarını da yok etmiş durumdalar. Zira, medyanın asıl görevi olan enformasyon, bilgilendirme işlevi kalkmış vaziyette. Bilgi her şeydir... Güzeli, çirkini ayırtetme yeteneği elinden alınmış, kendisine hedonist ve kapitalist bir dünyanın değerleri sunulan insanlar, gerçekleri bilmedikleri için de korunmaları elbette mümkün değil. İşte, geçtiğimiz hafta yaşadığımız bir tartışma: Erkan Tan ile CHP Milletvekili Onur Öymen arasında geçiyor. "O.Öymen: "Türkiye'deki eğitimin ne hale geldiği ortada. Düşünebiliyor musunuz lise öğrencilerinin yüzde 32'si Darwin teorisine inanmıyor, böyle yetişiyor öğrenciler. Erkan Tan: "Şimdi ama millet bazı teorilere inanmak zorunda değil ki. Yeni bir teori çıkabilir. Şimdi ben de inanmıyorum Darwin teorisine"
Lise çağlarımızda biyoloji öğretmenlerimiz sipariş usulüyle atandığı için biz de bu teoriden az çekmemiştik... Bu bir itiraftır aslında... Demek ki, bu ülkede öğrencilerin yüzde 68'i Darwin Teorisine, daha açık deyimle, "İnsanın maymundan geldiğine" inanıyor...
İşte gençliğimize verdikleri eğitim, zihinsel ve manevi dönüşüm tablosu!
Biraz daha gayret ederlerse, manevi dejenerasyonu yüzde yüze ulaştırmayı becerecekler.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



