Tevhit Karakaya...
Sarraf-kuyumcu-otel işletmecisi iken 1995 yılında siyasete atılarak Refah Partisi'nden milletvekili seçilen isim...
Karakaya, Fazilet Partisi ve son olarak da AK Parti'nin milletvekili idi...
12 yıl kesintisiz parlamenterlik yaptı, Meclis'te önemli Komisyonlarda görev aldı...
Ta ki 2007 Temmuz seçimlerine kadar...
Tevhit Karakaya 2007 seçimlerinde AK Parti'den milletvekili adayı olmadı...
Üstelik bu partinin başlangıçta ilk üç isminden birisi olduğu halde...
AK Parti'nin kuruluş çalışmaları sürerken ilk nabız gezisi ekibinde şimdi Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül ve eski İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ile birlikte o da vardı... Ekip, Doğu ve Güneydoğu'da nabız yoklamıştı...
Her neyse...
Karakaya 2007 seçimlerinden sonra Başkent'i ayaklarının altındaymış gibi gören Çankaya sırtlarındaki Portakal Vadisi'nde bir büro tuttu...
Kimseye küsüp darılmadı...
Parlamenterlik görevini devam ettiriyormuşçasına siyasi işlerini bu bürodan gördü, hem de ticaret yaptı...
Belli bir döneme kadar da partisinin MKYK üyeliğini sürdürdü...
Star Gazetesi ve Kanal24'ün de içinde yer aldığı medya gurubunun patronajlığına geçtikten sonra da aktif siyaseti bıraktı.
Uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz, abi-kardeş ilişkimiz var Tevhit beyle...
Dün Tevhit Karakaya'yı aradım...
Neden aradığımı anlatmadan önce dünkü Hürriyet'te Ahmet Hakan Coşkun'un yazısından bir alıntı yapmak istiyorum.
Zaman zaman bu sütunlara konuk ettiğim Ahmet Hakan, Hürriyet yazarlarını eleştiren Star yazarı Ergun Babahan'a Tevhit Karakaya'nın bir cümlesinden yola çıkarak cevap veriyordu..
Önce 'Utanması da yok' diyen Ahmet Hakan'a kulak verelim;
"Ergun Babahan yazmış. Biz Doğan Grubu yazarları olarak kendi kendimize soracakmışız...
Diyecekmişiz ki:
"Biz gazeteci olarak basın ve ifade özgürlüğünü savunuyoruz da bizim patron nasıl oluyor da Başbakan ile gazetecilerin yaptığı toplantıda sansürün en keskin savunucusu kesiliyor?"
Ardından şu bilgiyi veriyor:
"O toplantıya katılan herkes, Aydın Doğan'ın Başbakan Erdoğan'a resmen bir sansür kurulu kurulmasını ve gazetelerin bu kurulun onayından geçen haberleri basmasını önerdiğini biliyor."
Aydın Doğan o toplantıda sansür falan istemedi.
Eğer isteseydi...
Aydın Doğan o toplantıda konuşmasını yaptıktan hemen sonra, Ergun Babahan'ın gazetesinin patronlarından Tevhid Karakaya söz alıp, "Aydın Abi'nin söylediklerinin tümüne aynen katılıyorum" demezdi.
Demezdi değil mi Ergun?
Yoksa der miydi?
Artık bu sorunun cevabının peşine de sen düş..."
Hani o meşhur bir medya toplantısı vardı ya...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın medya patronları ile 'terör' üst başlıklı yaptığı toplantı..
Ergun Babahan, Aydın Doğan'ı o toplantıda 'basına sansür istemekle' eleştirdi ve Hürriyet yazarlarına bu noktadan atış yaptı ya, hani!
Ahmet Hakan da, 'Benim patronum böyle medyaya sansür mansür istemedi, sen kendi patronuna bak, o toplantıda benim patronumun söylediklerinin tümüne destek verdi' diyerek Babahan'ı açığa düşürmeye çalıştı ya!
Her ne kadar Ahmet Hakan Star'ın patronunun adını yanlış kaleme alsa da...
Tüm bu yazılanları bir de Tevhit Karakaya'dan dinlemek istedim...
Tevhit bey mealen şunları söyledi;
"O toplantı medyaya sansür toplantısı değildi. Toplumun uzun yıllardır muzdarip olduğu terör konusunda medya olarak ortak noktalarda uzlaşma nasıl sağlarız sorusunun ele alındığı bir toplantı idi. Provokasyonlara karşı, halkın farklı şekillerde yönlendirilmesine yönelik biz de medya olarak neler yapabiliriz, bunu konuştuk. Başbakan dahil toplantıya katılanlardan hiçbir medya patronuna yönelik bir baskı, bir yönlendirme hiçbir şekilde olmadı, iması bile yapılmadı. Aydın Doğan'ın o toplantıda yaptığı konuşma da son derece yapıcı bir konuşma idi. Hatta Aydın bey, "Bu türden toplantıları biz medya patronları olarak sık sık kendi aramızda da gerçekleştirelim' dedi. Ben de aynı kanaatteyim..."
Peki, Ahmet Hakan'ın dile getirdiği gibi Tevhit Karakaya, Aydın Doğan'ın söylediklerini teyid ederken "Abi' telaffuzunu kullanmış mıydı?
Tevhit Karakaya belki çok kimsenin bilmediği bir gerçeği açıkladı:
"Aydın bey bizim Erzincan'dan aile dostumuz, baba dostumuz. Aydın bey Erzincan'da bulunduğu yıllarda, rahmetli babamın Erzincan'daki ayakkabı fabrikasına sık sık gelip giderdi. O yıllardan gelen bir yakınlığımız var..."
Benim bu görüşmeden çıkardığım sonuç şu;
Star'ın patronu Tevhit Karakaya, Star yazarı Ergun Babahan'ın 'medya toplantısındaki sansür' iddialarını boşa çıkardı.
Patronu tarafından yalanlanan Ergun Babahan, Star'da yazmaya nasıl devam edecek, merak ediyorum.
'Siyonizm' figürü bilinçaltına böyle mi yerleştiriliyor?
"3 Kasım 2002 seçimleri öncesiydi...
Elinde dosyalarla AK Parti'ye gelen bir kişi doğruca partinin Ar-Ge biriminin başındaki H. beyin odasına gitmişti.
Elindeki dosyada ilginç bir propaganda çalışması teklifi vardı.
İddiasına göre, "Bilinçaltına gönderilecek gizli bir mesajla seçmeni yönlendirmek mümkündü"
İnsan gözü saniyede 24 kare algılayabiliyor. 25'inci kareyi koyduğunuz an bunu göz görmüyor ancak beyin algılıyor ve kaydediyor.
Yöntem, ilk olarak reklamlarda kullanılmış. Gözünüzün göremediği ama beyninizin kaydettiği 25. kare sizde farkında olmadan o ürünü alma isteği uyandırıyor.
Sonra başka alanlarda: Mesela Irak işgali sırasında 25. Kare'ye "direnmeyin!" mesajı yerleştirilmiş.
Beni asıl çarpan ise; İbrahim (Titiz) Abi'nin gösterdiği bu fotoğraf oldu. Tam 16 kez yavaşlatılarak elde edilebilen bu karede "sex" kelimesi açıkça görünüyor.
Daha vahimi ise bunun, 7 yaş grubu çocukların en fazla izlediği çizgi film olan Aslan Kral'a ait olması!
Bu sadece tek bir örnek.
O kadar çok film, dizi ve programda uygulanmış ki doğrusu ben ürktüm..."
Dünkü Hürriyet'in ikinci sayfasında yer alan bir karikatür Mustafa Yılmaz'ın bu satırlarını hatırlattı bana..
Adını anmayacağım bir şirketin reklam amaçlı uzun yılardan beri sürdürdüğü kampanyasında kullanılan bir karikatür bu..
Karikatürde kullanılan ağacın dalları çok ilginç..
Adeta siyonizmin-masonluğun sembolü gibi..
Yoksa biz mi paranoyak olduk!
NOT: Bugün 8 Şubat 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012'den 1 ay 8 gün daha eksildi. Oysa yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Takipçisiyiz..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



