Evet, tesbihin ipi kopunca işimiz zorlaşır.
Her tesbih tanesini arayıp bulmak sağlam bir ipe dizmek gerekir.
İster millet bazında, ister camialar bazında, ister aile bazında olsun müşkül durumda kalırsınız.
Mesela Ak Parti iktidarı, bir Kürt açılımı başlattı. Bir kesimi memnun edeyim derken her topluluk bizde açılım istiyoruz diye tutturdu.
Bizlere Çanakkale savaşını, İstiklâl Harbini kazandıran sihirli kuvvet ne idi? Tabii ki din ve iman birliği, din kardeşliği idi.
Biz artık evrensel düşünüyoruz, lâik ve lâdini görüşle meselelerimizi halledeceğiz, içgüdüsü ve fikri sabitiyle bu, içinden çıkılmaz maceralara saplandık. İp koptu tesbih dağılmaya başladı.
Aileler bazında da kriz başladı. Bir baba kalkıyor, 12 yaşındaki kızı kendini dinlemedi diye kızını balkondan aşağı atıyor. Dini eğitim görmemiş kız veya erkek evlat, para vermedi diye annesini kıtır kıtır kesebiliyor.
MehmedAkif rahmetli:
"Ol cevheri iman ki ilahi ne büyüktür,
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür" sözünü boşuna söylememiş.
Allah anaya babaya şefkat ve merhamet duygusunu aşılamıştır.
Hatta aile hayatı yaşayan kurda, kuşa, başka hayvanlara da yeteri kadar bu duygudan pay vermiştir. Ama biz tesbihin ucunu kaçırdığımız için meselelerimiz Arap saçına dönmüş, kördüğüm haline gelmiştir.
Cenâb-ı Hak, ayeti kerimesinde, "Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, fırkalara ayrılmayınız" buyuruyor.
Ama biz toplum mühendisliği yapacağız diyerek, yaratılışa karşı çıkmaya, ilahi çözümü beğenmeyerek kendi kafamızdan çözüm üretmeye başladık. Yaşadığımız binbir sıkıntının sebebi budur.
Meselâ bir askerimiz, bir polisimiz vefat ediyor şehid oldu diyoruz. Ama eğitim sistemimizde şehidleri şehid, gazileri gazi yapacak ruh ve imanın yeni nesillere aşılanmasına yasaklar koyuluyor. Ecdadımızın ahlâk ve fedakarlık ruh ve hasletlerinin ihyası için çaba sarf edilmiyor.
Erbakan Hocanın kısıtlı koalisyon hükümetleri ortağı iken açtırdığı imam-hatip okulları kapattırıldı ama bu okulların yenisi açılmıyor.
Topyekun milletçe yeni bir ahlâk ve maneviyat reformu yapmaya muhtacız.
Milletimize gerektiğinde yeni İstiklâl savaşları kazandıracak, manevi değerlerimizi, Akif'in terimiyle mefahirimizi aşılayarak yeni nesillerimizi şuurlandırmaya mecburuz, muhtacız.
Millete yeni bir meclis seçerken, kimi siyasilerimizin milletimizi hayal kırıklığına sürükleyecek derecede işi kavgaya, gürültüye sevkedecek davranışlarına ne buyurulur?
Bir de diyoruz ki, seçimden sonra yeni bir Anayasa yapılacak, milletin prolemleri çözülecek, hepimiz rahat edeceğiz. Ne gezer.İçinde bulunduğumuz kavgalı seçim çekişmeleri, futbol fanatiği çılgınlarını bile geride bıraktı.
Halbuki, iktidar muhalefet ilişkileri, bir hastayı tedavi eden uzman doktorların birbiriyle konsültasyon yaparken gösterdikleri tolerans ve olgunlukta olmadıkça, yeni bir Anayasa yapılamaz. Yapılsa bile tatminkâr olamaz.
Milletçe önümüze çıkan bu genel seçim imkânını isabetli olarak değerlendirerek, çözüm üretecek, kavga etmeyecek bir Meclisi iş başına getirmek zorundayız.
Saadet ve selametin yolu kavgadan değil, birlik ve beraberlikten geçer.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



