Fakirlik sıcaklıktır. Kapının, bacanın eğreti duruşundadır bu sıcaklık. Üstteki, baştaki eskilikte ve temiz dökülmüşlüktedir...
Hep yarım doymuş midede ve hayvanileşememiş güçtedir..,
İnsanlar artık yoksulları sevmiyor.
'Gerçeği' sevmiyor mevsimlerini kaybetmiş âdemoğlu.
Oysa yoksulluk dört mevsim yaşamaktır.
Sıcaklık ve zenginliktir yoksulluk.
Daha çok üşüse ve karınları doğru dürüst doymasa da en sıcak odalar, en zengin sofralar onlarındır.
Mücadele edilecek, korkup kaçılacak, plan yapıp savaş açılacak bir şey değildir.
Bugün insanlar 'daha fazla konfor', devletler 'büyüme' hastalığı yüzünden zebundurlar.
'Fakirlik' olsa olsa, hayatın merkezine, böyle garip ve inanç kökünden bağımsız hedefler koymak olabilir.
Bitmeyen hazine yoksulluktadır.
Bambaşkadır hediyeleri çünkü.
Hayatın yüzlerce güzel yüzünün çoğu onun perdesi ardında gizlidir.
Samimiyet; dürüst ve bilge zahitliğin solmayan örtüsüdür.
Kahramanlık Fukara-yı sâbirîn olabilmektir bu çağda.
Fakirliğin lanetlenesi bir şey olmadığını, sıcak, sımsıcak bir duygu olduğunu yaşamak, yaşayıp gösterebilmektir kör yüreklere.
Dünyanın en zor işidir onlardan biri olabilmek.
Sabırsızlar için perişanlık vardır onda; imkansızlık, göz yaşı, yıkım vardır.
H H H
Zenginlik, çağ ve fakirlik
Ürkütücü, soğuk bir şeydir Karunlaşmak.
Nisyanın ve nankörlüğün yüzlerce kapısı oradan açılır.
Zenginlik çok kere dünyaya razı olmak, onunla kifayet etmektir.
Yinede körleştirmedikten sonra 'lanet' bir şey değildir zenginlik. Yoksul olmaktan korkmadan istenebilir de. Ötesi 'Protestan ahlakın' ilgi alanı olabilir en fazla.
Varsıl, gerçek paylaşımı, yokluğu paylaşmanın yaşattığı duygu anaforunu bilmez, bilemez.
Her verdiğinin on katını kendine ayırmanın sıradanlığıdır zenginlik.
H H H
Sıradan insanların altın çağıdır bu yüzyıl.
Her yer, burnuna kadar 'bunalıma batmış' karnı tok, sırtı pek insanlarla dolu.
Cinnet geçiren şehirler, bütün yıl, dört mevsimi bir arada yaşayanlarla dolu.
Onun için her şey şirazesini kaybetti.
Terlemekten ve üşümekten korkuyor insanlar.
İşsizlikten ve aç kalmaktan korkuyor.
En çokta paylaşmaktan...
Misafirden, babadan, nineden ve evini paylaşmak zorunda kalacağı herkesten...
H H H
Sıcaklık yalnızca yoksullarındır.
Yanmış yağla da ısınsa, camları kâğıtla kaplı evler onun için daha sıcak ve gerçektir.
Yanı başında soğuğun nöbet tuttuğu bir sıcaklıkla kıyas edilebilen güzellik az bulunur.
Birçok insanı, kış mevsiminin, ikindiyi akşama bağlayan alacakaranlık saatlerinde, kalitesiz, düz renkli ve ütüsüz perdelerin arkasındaki sarı ışıkların meftun etmesi bundandır.
Sıcak, soğuk, ışık, akşam; her şey sonuna kadar gerçektir o manzarada.
'Gerçek ev'lerdir onlar.
Gerçek insanların yaşadığı; hüznün, sevincin, soğuğun ve sıcağın bihakkın hissedildiği evler..
Onun için yeryüzünün en sıcak görüntüsüdür o manzara.
O, her türlü tanımlamanın ötesinde, fakirliğin ve zenginliğin fevkinde bir şeydir.
Onun için yoksulluk sıcaktır.
Fakirlik zenginliktir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



