milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Televizyonlarda görücü usulü evlilik

29 NİSAN 2008
SAL 00:22

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Manzara I

Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem, Hazreti Hatice’nin ticari işlerini yürütüyordu. Bu görüşmeler sayesinde her ticaretinden kârla dönen bu dürüst ve yakışıklı gence karşı bir sevgi ve saygı duymuştu ve güvendiği bir kişiyi aracı göndererek, bu gençle evlenmek istediğini bildirdi.

Evlilikleri işte böyle gerçekleşti. Yani ki, ticaret sebebiyle hanımını tanıyan ve bir hanımdan gelen evlilik teklifi üzerine izdivaç eden bir Peygamberin ümmetiyiz biz.

Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem Hazreti Hatice’nin üzerine evlenmedi. İkinci ve diğer evlilikleri, Hazreti Hatice’nin vefatından sonradır.

Hazreti Ayşe’nin aynında zaman zaman Hatice, ah Hatice derdi. Sen ne iyi kadındın. Kıskanırlardı hanımlar bu sözü. Ne buluyordun o yaşlıda, diye söylenirlerdi.

O zaman başka bir hal gelirdi Efendimize. “Hatice başkadır, derdi, hiç kimse inanmazken bana ilk inanan o oldu. Herkesin reddettiği bir dönemde malı ve canı ile o idi bana destek olan. Çocuklarımın anası da odur, Allah bana çocuk nimetini onunla verdi.”

Manzara II

Bir adam geldi ve “filanca gün evleniyorum ey Allah’ın elçisi, dedi. Nikah törenime davet ediyorum sizi.”

- Peki, dedi Allah’ın elçisi, evleneceğin hanımı gördün mü hiç?

Adam, hayır dedi; görmedim.

Bunun üzerine: “Git, dedi adama Allah Rasulü sallallahü aleyhi ve selem, önce evleneceğin kadını gör. Belki karar değiştirirsin.”

Manzara III

Hazreti Fatıma Annemiz, Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem’in risaletinden sonra doğmuştur. Yani, Peygamberlik verildikten sonra doğan tek (kız) çocuğudur; diğerleri Peygamberlikten önce doğmuştur.

Hazreti Fatıma annemiz gusül ayeti indikten sonra doğmuştur.

Hazreti Fatıma annemiz daha çocuk yaşta iken Müslüman olan, yani “cahiliye” dönemine inanç ve yaşantı olarak hiç bulaşmayan Hazreti Ali efendimiz ile evlen(diril)miştir.

Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem bir gün Hz. Ali efendimizi çağırdı, mehirlik bir malın var mı, dedi. O da bir zırhı olduğunu söyledi Efendimize. Zırhını sat ve parasını getir dedi. O da denileni yaptı. Bu para senin hem mehrine hem düğün yemeğine (velime) yeter, dedi. Ve ilave etti: Seni kızım Fatıma ile nikâhlıyorum.

Diyeceksiniz ki Hz. Ali, Fatıma annemizi görmüş müydü? Evet, Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem, Hz. Ali’nin bakımını üzerine aldığından ve evine götürdüğünden; o bazen Fatıma annemizle karşılaşırdı.

İşte Efendimizin soyu sopu bu evlilik sebebiyle sürmüştür, sürmektedir.

Ne demek bütün bunlar?

1. Ehlibeyt sadece günahtan değil, bedence, görünür görünmez pisliklerden de temizlenmiş insanlardan meydana gelir.

2. Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem görücü usulü evlilikle evlenmiştir. Hazreti Ali ve kızı Fatıma’nın evliliği de görmeye dayalıdır.

3. Efendimiz sallallahü aleyhi ve selem, Hatice’nin üzerine evlenmemiştir; Hz. Ali’nin, Fatıma annemizin üzerine evlenmesine de izin vermemiştir. Hz. Ali’nin yaptığı ikinci evlilik Fatıma annemizin vefatından sonradır.

Biz Türklerde aileler (anne-babalar) oğullarına eş arıyor ve bu çok olağan kabul ediliyor da kızlarına gelince işin rengi değişiyor. Bu konuda nedense çekingen oluyor babalar. Bu zamana kadar şaka ile karışık “ben seni kendime gelin olarak alacağım” diyen nice baba gördüm ama “ben seni kendime damat seçtim” diyene rastlamadım. Vakıa, bizim başımızdan böyle bir olay geçmiştir, Kızın babası bir elçi bulmuş ve elçi aracığıyla niyetini bize açıklamıştır, bu yönde bazı teşebbüslerde bulunulmuştur ancak yeryüzünde her şey nasip ile değil mi? O teşebbüs akim kaldı. Ama doğrusu bu peygamberî tavır benim için önemlidir. Anne babalara bu konuda Türk törelerine değil Hazreti Peygambere uymak gerektiğini hatırlatalım.

Ve Türk medyası                 kadını keşfetti

Bir zamanlar bütün rolü sadece “seyircilik” olan, dil bilgisi terimine göre söylersek “nesne” olan Anadolu kadını artık “özne”liğe terfi etti. Peki nasıl bir öznelik bu? Kavgası, göz yaşı, kocasından, çocuklarından ayrılması, aile içi geçimsizliği, koca dayağı, istismara uğrayan kadınlığı, başından çekip alınan örtüsü, modacılar tarafından istismar edilen örtüsü ile “özne.”

Eskiden yüzüne bakılmazken şimdi stüdyolara konuk olarak çağrılıyor. Stüdyodaki şarkıcılara, programın sunucularına hayranlıklarını bildirsinler, televizyonların reyting çizgisini yükseltsinler ve reklâmlarla patronları zengin etsinler diye…

Şimdi yeni bir olayın kahramanı olarak gene ekranlarda... Kadın, görücü usulü evliliğin öznesi şimdi...

Anne babası hayata olanlar için evlilikte onların rızasını almaya önem veren dinimiz, dul ve yaşça olgunlaşanlar için bu şartı aramaz ve adayları teşebbüslerinde serbest bırakır. Bugün televizyonlarda gördüğümüz görücü usulü evlilik de bu norma uyuyor.

Bizde Modern tiyatro Tanzimat’la, dönemin en önemli yazarlarından Şinasi ve onun eseri Şair Evlenmesi ile başlar. İlköğretim kitaplarından liseye ve hatta üniversitelerdeki derslere kadar birçok yerde Şinasi’nin Şair Evlenmesi’nden söz edilir. Çünkü bu eserde “görücü usulü evlilik” ten olumsuz bir durum olarak bahsedilir. “Büyük kız” lafını aracı çöpçatan kadın “yaşça büyük” olarak anlar (özellikle), sonra da evde kalmış Sakine’yi verir Müştak Bey’e. Oysa şairimizin maksudu “boyca büyük” kızdır. Gerdek gecesinde her şey açığa çıkar. İş bilir Hikmet Bey, bir rüşvet karşılığında düğümü çözer.

Tabi burada okumuş, yazmış ve aydın olarak, şairleri hedef tahtasına koyar Şinasi. Şair olmuşsun ama hâlâ görücü usulü evleniyorsun, demeye getirir.

1860’tan bu yana belki binlerce defa oynamıştır bu piyes. Okul sıralarından geçenler mutlaka adını duymuş, metinden birkaç sayfa da okumuştur. Gene öyleyken memleket Müştak Bey’ler, Habbe Kadınlar ülkesi. Neden acaba?

Modernizm bütün organlarıyla geleneğe savaş açmışken hem de? Ağzını her açan görücü usulü evliliği sanki İslam emrediyormuş gibi faturayı dinimize keserken? Medya, flörtü çağdaşlaşmanın bir farzı gibi gösterirken? İşadamı mı yoksa medya patronu mu tam kestirilemeyen adamların gazetelerinde AKP’nin bazı milletvekili ve bakanlarının görücü usulü yaptıkları evlilik dillere dolanırken, sahip oldukları televizyonlarında naklen çöpçatanlık yapmanın ne hikmeti olabilir acaba? Hem bir kanalda bile değil, iki kanalda birden. Yarın bir gün diğerleri de başlayacaktır.

Gündüz saatlerini kadınların boşanmalarına, ağlamalarına, aldatmalara, aile içi kavgaya ayıranlar acaba ne kadar çözüldüğümüzü gözümüze ve Avrupa’nın gözüne sokmak mı istiyor? Eğer bu tür evliliği tasvip ediyorlarsa, programlarda görev yapan sunucular, yapımcılar acaba kendileri veya yakınları da görücü usulü evlenirler mi? Onlar nasıl evlenmiş?

Görünüşte hayır işliyormuş gibi olan bu televizyonların işlerinden; sicili epeyce kabarık olan televizyonlardan, evlilik adayı olarak çıkan kadın ve erkeklerden şüpheleniyorum açıkçası. 

Not: Bursa’dan ileti gönderen İbrahim Güleç kardeşimiz 22.04. 2008 tarihinde yayımlanan naat ve münacat’ta “Tanrı” kelimesini niçin kullandığımı soruyor. Bizi takip eden ve bu konuyu sorun edinen diğer kardeşlerimiz için şu açıklama sanırım yerinde olur: Bu kelimeyi öncelikle Yunus Emre ve Süleyman Çelebi Hz.leri, sonra da Sezai Karakoç kullandığı için kullanmakta bir beis görmedim. Tercih etmemin sebebi de kelimenin “sesi”dir. Edebi bir metinde kelimenin sadece anlamına bakılmaz, ses ve ahenk olarak katkısına da bakılır. Kelime bundan dolayı tercih edilmiştir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 29.04.2008 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Kamil Yeşil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken"
    2. Bir senaryo hikâyesi: zafer yahut hİç
    3. Aşk ile
    4. Rahip T. Jones, sen kendine yan
    5. Eğitim sorunu, öğretmen sorunudur
    6. Hafızlara ÖSS muamelesi
    7. Yaz Kur’an kursları
    8. Sadece secde...
    9. Trabzonlu
    10. Asıl ve gölge
    1. İstiklal Marşı yazma yarışmasına kaç (büyük) şairimiz katıldı?
    2. 14’lük kız mı; 14 yaşında bir kız çocuğu mu?
    3. Vaaz kasetleri nesli...
    4. Atatürk’ün kaç tane Gençliğe Hitabesi var?
    5. Bir taziye yazısı, Baskın Oran’lar ve Tevfik Fikret’ler
    6. Zevce, eş ve karı
    7. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    8. İnanıyorsanız, üstünsünüz
    9. Kâmil bir mürşit olarak Ahmet Yüksel Özemre Hoca
    10. Televizyonlarda görücü usulü evlilik
    1. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    2. Ey Yahudi!
    3. Türkçe Olimpiyatları üzerine
    4. Bir kez daha Türkçe Olimpiyatları üzerine
    5. Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın!
    6. Erbakan çiçeğinin aksamı...
    7. Pompalı tüfek kalmadı, lav ve bomba verelim
    8. Sebep olanlar çözüm olamaz
    9. Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Namaz ve proje adamı...
    10. Aşı, Başbakan’a bir suikast mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
    10. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek