Japonya'da yaşanan Tsunami'yi sıradan bir doğa olayı olarak görmenin ötesinde, iflas eden bir düşünsel akımın kanıtı olarak da görebiliriz. Japonya bilim ve teknoloji sahasında dünyanın en ileri ülkelerinden biri. Tüm dünyaya hakim bir Japon endüstrisi var. Bu hakimiyetin tesadüf olduğunu kimse söyleyemez.
Muazzam bir disiplin ve enerji ile, soluksuz çalışan bir toplum Japonlar. II. Dünya Savaşı'ndan sonra yok olan ülkelerini yeniden inşa ettiler, sayısız marka ürettiler, insanlığın hizmetine önemli araçlar sundular.
Batılı ülkelere duydukları 'kin' onları çalışmaya ve üretmeye sevk etti. Bugün ABD ve Avrupa ülkelerinde otomobilden, ev gereçlerine kadar kullanılan ürünlerin birçoğu Japon malı. Japonya ihracatta Avrupa ülkelerini sollamış durumda ABD ile ise başa güreşiyor.
Bu teknolojik ilerleme, aslında Batı felsefesinin yani Aydınlanmacı görüşün, her şeyin başına bilimi koyarak izah etmeye çalışmasının bir yansıması. Batı'nın Aydınlamacı bakış açısıyla hareket eden Japonya, (Meiji Dönemi) kısa zamanda uzun bir yol katetmiş, ama ne yazık ki Batı'nın düşünsel esaretinden ve kapitalizmin çarpık gelişiminden kurtulamamıştır. Japonya'nın dünya genelinde kazandığı bu itibar, beraberinde bir takım sorunlarda getirmiştir. Özellikle intihar oranlarındaki artış.
İktisatçı Joseph Alois Schumpeter kapitalist sistemde kâr oranının artışını teknolojik gelişmeye bağlar. Schumpeter'e göre sistemin işleyişi ve şirketlerin kâr oranlarını arttırmaları için teknolojik ilerleme kaçınılmaz bir olgudur. İşte bu olgu kapitalizmi vahşileştirmiş, teknolojik ilerlemeyi büyük tröstler tarafından olmazsa olmaz kılmıştır. Teknolojik bir yarışa giren egemen güçler de bu yarışta, her şeyi meşru kılmışlardır. Doğayı yok etme pahasına adım atmışlar, (nükleer enerji de bu vahşetin bir sonucudur) insanoğlunun geleceğini hiçe saymışlardır. Bunu da insanlık adına yapmışlardır. İşte yağmur ormanlarının durumu, ozon tabakasının hali.
Bilim ve teknikle dünyayı anlamlandırmanın daha da ötesi yönlendirmeye çalışmanın acziyetini bugün insanoğlu bir kez daha yaşamıştır. Bilime ve teknolojiye tapınmanın iflası bir kez daha ayan beyan ortaya çıkmıştır.
Dünyaca ünlü pskiyatrist Carl Gustav Jung 'Anılar, Düşler, Düşünceler' adlı kitabında Afrikalı bir kabile şefinin ağzından önemli bir anekdota yer verir. Jung'la sohbet eden kabile şefi sömürgecilerle birlikte hayatlarının nasıl değiştiğini 'Beyaz adam gelmeden önce her şeyi rüyalardan anlar ve bilirdik; kıtlık mı olacak, bolluk mu, yağmur mu... Şimdi İngilizler her şeyi bilip bildirdiklerinden, böyle bir olanak da, ihtiyaç da kalmadı.'
Dünyayı insanoğlu yaratmadı. Güneş sistemini Amerikalılar mı oluşturdu? Okyanusların derinliğini Çinliler mi belirledi? Gökyüzünün mavi rengini Fransızlar mı seçti? İnsanoğlu bilimsel ve teknolojik ilerlemeyle birlikte kendisini yeryüzünün efendisi zannetti. Daha kendi organının, insan beyninin gizemini çözemeyen zavallı insanlık kendini Yaradan'ın yerine koyma gafletine düştü. Adetullah'a amansız bir saldırıya başladı. Oysa kâinatta hiçbir şey tesadüf değildi. Bir tekâmül vardı, her şeyden önce bir yapı ustası vardı. Bütün bunları yok sayarak 'ben yaptım oldu' diyerek hareket eden insanlığın bütün teknolojik gelişmelere rağmen yaşadığı çaresizliğin en sıcak kanıtı Japonya olmuştur.
Tsunami'yi seyretmekle yetinen Japonya, nükleer tesislerinde yaşadığı felaketle de bir kez daha yıkılmıştır. Japonya'daki nükleer reaktörden sızan radyasyon bütün canlıları tehdit eder bir hal almış, bu durum insanlığın ortak bir kaderi paylaştığının da altını çizmiştir.
Japonya'da nükleer reaktörden sızan radyasyon haberleri aklıma Danny Lilker tarafından kurulan Nuclear Assault (Nükleer Saldırı) grubunu getirdi. Bir dönem zevkle dinlediğim grubun şarkı sözleri adından da anlaşılacağı gibi nükleer felaketler, çevresel sorunlar gibi sosyal olayları içeriyordu. Game Over albümünde yer alan 'Nükleer Savaş' şarkısı gibi.
1985 yılında kurulan grubun dikkat çektiği hususlarda ne denli haklı olduğunu bir kez daha anladım.
Ne güzel şeyler dinlermişim ben.....


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



