Sultanahmet Camii imamının, Hz.İsa'ya ve ümmetine yahudilerin zulümlerini samimiyet gözyaşları dökerek anlatmasından etkilenen yeniçerinin, camiden çıktıktan sonra ilk rastladığı yahudinin yakasına yapışmasını bu ülkede herkes bilir.
- Siz, neler yaptınız Hz.İsa efendimize?
Yeniçerinin gözlerinde ve kol kuvvetindeki ihlas yansıması titretir yahudiyi.
-Yüzlerce sene önceki bir hadise bu.
Zaman aşımı duygusu yoktur yeniçerimizde.
-Olsun,! Ben yeni duydum!
Bugünkü gazeteleri ıslatan AKP'li milletvekillerine insanın sorası geliyor:
-Neden şimdi ağlıyorsunuz?
Geçmişte bu ülkede yaşananları ancak yeni mi duydunuz? Yoksa suni bir birlik beraberlik gösterisi mi bu?
Ben gösteri olduğuna inanıyorum.
Bu ülkede T. Özal günlerinde T. Özal'ın oğullarının arkadaşları devlet bankalarının paralarına asılıyorken, devlet ipiyle asılanlar neden gelmiyordu akıllarınıza? Rüşvetin belgesinin olmadığı sizlerin etkin olduğunuz günlerde tescillenmedi mi bu ülkede? Adı ANAP olan adı DYP olan partilerde siyaset yapanlar sizler değil mi idiniz? Ama diyeceksiniz ki: O zamanlar T. Özal ve Demirel liderlerimiz milleti ağlatmayı birinci vazife olarak bildiklerinden, bizleri ağlatmayı akıl edemediler. Ya da bunlar ağlasa ne olur, ağlamasa ne olur dediler. Fakat şimdiki liderimiz böyle konuşunca ağlamayalım da ne yapalım? Gerçek mi bu dedikleriniz? Alışkanlık olmasın? Geçenlerde aranızdan ayrılan Murat'ınız için de ağlamıştınız! Altıbuçuk sene bakanlık yaptırdık ona diyerek. Bu ülkenin sakallılarını ve çarşaflılarını bu ülkenin polislerine kovalattırmakla / coplattırmakla ünlü Murat'ınıza neden diye soramayan sizler, 12 Eylül'cülere mi hesap soracaksınız?
Amerika'dan keşfedilen Özal'ın yanında yöresinde nemalanırken 12 Eylül'le hesaplaşmayı akıl edemeyenler bir başka keşifin karşısında ağlıyorlar şimdi. Bir on sene sonra kimin yanında olacaklar ve ne yapacaklar? Gündemdeki soru bu mu olmalı?
Sizler ağlamasanız da, gülüp oynasanız da, bu ülkenin insanları referandumda evet diyeceklerdir. Sav'ı kaymış CHP'ye rağmen, eli urganlı Devletin Bahçeli'sine rağmen demeyeceğim; çünkü onların kendilerine "hayır"ları yok, ihtilalcilere mi olacak? Lakin bu ülkenin insanlarının 1983 seçimlerinden beri bir beklentileri var: 12 Eylül Anayasa'sından kurtulmak. Bu beklenti gerçekleşir bir gün diyerek katlanmışlardı T. Özal'a da, onun kuyudan çıkartıp İnönüleştirdiği Demirel'e de..
Rol yapan, rolünü iyi yapan siyasetçilerin umarız ki bu ülkede son ağlamaları olur bu gösteri. Umarız gözlerindeki yaşları silerlerken, üniversitelerde öğrenim hakları gaspedilen kız çocuklarını görmelerini engelleyen perdeleri de silerler...
Suikast numarasıyla diriltilen/canlandırılan ANAP günlerinden, ağlamaklı konuşmalarla ve dinlemelerle yaşaması sağlanan AKP günlerine erdik. Gazetelerde hiç kesilmedi şehit haberleri. Yedi şehit yedi şehit daha derken...
Bir tek soru kaldı bu ülkede insanların soracağı:
Ey Saadet Partililer! Ey Saadet partisi! Neredesiniz?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




