Hz. İsa öldürüldü 'Hz. İsa çarmıha gerildi, öldürüldü' demek Müslüman'ın değil, Hıristiyan'ın imanıdır.
Türedi reformcunun imanı da, Hz İsa'nın Yahudiler tarafından öldürüldüğü şeklindedir.
Bu konuda söyledikleri muharref İncil'den kopyadır.
Bir Müslüman'a göre Hz. İsa öldürülmemiş, Allah tarafından katına çıkarılmıştır. Hıristiyanlar, Hz İsa'nın öldürüldüğüne iman ederler. Türedi de onları okeyler.
Neden?
Çünkü ona göre 'mucize diye bir şey yoktur' da onun için.
'Namaz dinin direği değildir.'
Mesela bıkmadan, usanmadan bunu yazar, anlatır...
Sonra öyle şeyler anlatır ki, muhatabın zihninde 'namazda ne ola ki' fırtınası esmeye başlar...
"O, sıradan, hayatın dışındaki bir ritüeldir...
Namaz kılmakla ne bu dünyaya, ne de ötekine dönük bir hayır murat edilemez... Nüsüktür, şudur, budur!"
En nihayet, 'namazı bir kalem geçin, daha önemli başlıklara gelin' deme noktasına getirir işi.
Niye geçelim abi?
"Bana dürüst adam getirin."
Haydaa!
Sen namazı dosdoğru kıl, dürüst adam ol!
Dürüst adam olmak için namaz kılmama şartı mı var? Namazı, dinin direği olmaktan çıkarmadan erdem sahibi olunamaz mı?
Kurban: Şamanizm'e ait bir ibadet
"Kurban olam öyle bir şey yok! O da nereden çıktı?
Ona hiç gerek yok! Ne bu çılgınlık? Bu kadar kurban mı olur?
Kurban Şamanizm'e ait bir ibadet.
Bırakın kurban kesmeyi. Gidin şuradan pirzola, buradan sucuk alın, et alın. Kavurma yapıp yiyin."
Yeni Abduh'ların, Kurban'a yaklaşımı üç aşağı, beş yukarı böyle.
Devam edelim..
"Kurban Bayramı'ndaki kurbanlar' et sektörünü olumsuz etkiliyor!
Bu kadar hayvanı bir seferde keserek piyasa dengelerini bozmayın. Sosyalizme ters iş yapmayın. Yoksa alimallah fiyatlar fırlar, Marks baba çarpar.
Tamam, İslam'da da kurban var! Ama..
Kurban, sadece hacca gidenlere farz.."
Tercüme edelim: Kurban murban yok kardeşim. Hasbelkader hacca gidersen, kesersin. Yoksa ne işin var senin kurbanla. Şamanist misin nesin?
Hâşa.. Sümme hâşa!
Bunları yazarken bile insan günaha girer.
Orucu keyfi gıcır olanlar tutsun
"Orucu da aklına esen, işine gelen tutsa yeter."
Yok, haklarını yemeyeyim; tam böyle demiyorlar.
'Kendini iyi hissedenler, sıcaktan şikayet etmeyenler tutsun.
İşi ağır olanlar tutmasın.
Karnın ağrıdı, gözün seğirdi boz gitsin orucu... Bir başka ayda, muhayyel bir kıyıda tutarsın...
Başka işin mi, yok? Allah bilir bu ritüel de nereden geldi, bulaştı İslam'a. Şaman'dan, Buda'dan, olmadı haham'lardan bir yerden gelmiştir.
Hâşa, Allah'ın, peygamberin başka işi yok, kuluna aç dur diyecek. Bunu da geçelim.."
Tercüme edelim.. Yok, yok; buna hiç dokunmayalım! Her şey gayet net çünkü!
Zekat yok; devir, teslim var
Zekât ayrı muamma..
'Zekât verin' diyor!
İçiniz ferahladı değil mi? Bir madde de olsa kurtarmak güzel.
Diyor demesine de; öyle bir diyor ki, 'hay demez olaydı' diyesiniz geliyor.
Sanki Marks ayaklanmış, sanki Kapital dile gelmiş konuşuyor..
Sanki Proudhon dirilmiş vaaz ediyor..
"Neyiniz var, neyiniz yok verin. Özel mülkiyet hırsızlıktır. Gidin, malınızın size fazla geleninin tamamını dağıtın."
Kendi aklına estiği gibi söylüyor. Sağdan soldan öğrendiklerini tekrarlıyor.
Bir tek İslam'ın emrettiği zekât yok ortada.
Miller, Keynes, Marks, Proudhon; hepsi orada. Hz. Muhammed (sav) yok.
'Herkese ihtiyacına göre' diye bir cümle ezberlemiş, sarhoş, şabalak onun peşinden gidiyor.
Birden fazla kadınla evlilik
Bir de, birden fazla kadınla evlilik mevzûu var ki tam ibretlik.
Aynı yazı içerisinde, 'tavsiyeden, emirden, ruhsattan' bahsediyor son günlerin moda reformisti. Yani arasını bul bulabilirsen. Bir de ayetin mealini verirken, 'çoktan, aza doğru' sıralaması var ki ancak olur.
Dörder, üçer, ikişer..
Kur'an'da nasıl yazıldığı, hikmeti filan hiç umurunda değil. 'Evli olduğunuz kadınları üçe, ikiye, hatta bire indirin' diyor(muş) Kur'an.
Gel de sorma "Haşa, hangi Kur'an'da böyle yazıyor?" diye!
Bahsettiği sıralamayı yapan kitabı arkadaş herhalde kendi yazdı. Ya da metresçi, fuhuş düşkünü bir müsteşrikle kafa kafaya verip kaleme aldılar. Çünkü bizim okuduğumuz Kur'an'da, rakam aşağıdan yukarı devam ediyor. 'İkişer, dörder..'
Dünyaya kan kusturan materyalist yaklaşım..
Akıl var, mucize yok..
Klasik pozitivizm, aydınlanma replikleri var, apaçık ayetler yok..
Ayın yarılması yoktur.
Mirac diye bir şey hiç yoktur.
Musa'nın asayı yılana çevirmesi...
Ashab-ı Kehf'in uyuması...
Süleyman peygamberin karıncalarla, kuşlarla konuşması...
Hiç biri yoktur bunların.
Çünkü bunlar pozitivizme, deneye uymaz; laboratuara girmez.
Öğrendiklerimiz zinhar yanlış ve yalanmış (haşa).
Rabbaniler, Gazaliler, Ebu Hanifeler, Şafiler halt etmiş!
Bildiğimiz o büyük sahabeler, müfessirler İslam'ı hep yanlış anlamış, yanlış anlatmış!
Siz, iyisi mi oturup Kapitali, Toplum sözleşmesini, Leviathan'ı filan bir daha okuyun.
Allah, Allah ne diyorum ya ben.
Siz oturun tahrif edilmiş İncil'i..
Yine olmadı.
Kendi dinini mi kuruyor?
Kendi dinini yapıyor veya kitabını yazıyor diyemem. Çünkü anlattıkları hep intihal. Şuradan buradan araklamayla dolu yazdıkları.
Kur'an ve hadislerden de ufak tefek intihaller var ama...
Burada biraz durun. Aldığı bütün ayet ve hadisleri tahrifata uğratıyor. Yorumlarken veya direk alırken de tahrif ediyor. İşine, felsefesine nasıl uyarsa öyle...
Yapmaya çalıştıkları, kabaca ve yarım yamalak 'tefsirle komünizm,' 'hadisle solculuk' gibi bir şey.
Dinin özü sayılan ne kadar emir varsa yok sayıyor.
Parça pinçik öğretisine yamamaya uygun bulduğu bütün ayet ve hadislere, yeni yetme solcu sloganı havası veriyor.
Kur'an'da, insan aklının ve gücünün ötesinde ne varsa hepsini tersliyor. Mucize, keramet olamaz..
Çünkü, bir kalpte her şeye gücü yeten Allah inancı yoksa, orada ne arasın mucize. Orada olsa olsa en fazla Herkül olur, Sentor olur.
Ebu Cehil defol üniversiteler bizimdir.
Bakın, yazıyı bir sloganla bitirelim isterseniz. Slogana yabancılık çekmeyeceksiniz. 'Kahrolsun Ebu Leheb'in iktidarı.'
Nasıl?
İşte, yazdığı bütün meal ve tefsirleri bu minval üzere yazdığına emin olabilirsiniz.
O kadar.
'Ebu Cehil defol, üniversiteler bizimdir.'
'Faşist Selül'den hesap soracağız.'
İkinci ve üçüncüyü ben uydurdum ama birincisi direk arkadaşa ait.
Tebbet suresini böyle yorumluyor.
'Tamam büyütme' filan diyebilirsiniz, büyütmeyelim. Ama küçültmeye veya çarpıtmaya da izin vermeyelim. Olduğu kadar kalsın.
'Ebu Leheb'in iki eli kurusun.' Yani böyle.
Büyütmeyelim tabi ki; gerçeği, hakikati nasılsa öyle kalsın.
'Odun yüklenmiş olan karısı da. Boynunda bükülmüş bir ip olduğu halde ateşe atılacaktır.'


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



