Mısır'da 30 yıl boyunca Amerika'nın sigortalı diktatörü olarak çalışan ve emekliliği gelmiş (Sigortalı çalışan olduğu uydurma değil, zira ABD her yıl güvenliği ve diğer harcamaları için 2 milyar dolar'a yakın para gönderiyor) Mübarek'e Kahire'nin Tahrir meydanından meydan okunduğunda, onu ilk savunanlardan biri de Irak'ta 2 milyon insanı boğazlatan TonyBlair oldu.
Blair'in Mübarek'i savunması hiç şaşırtıcı gelmiyor. Zira, Blair Mübarek'le çok hayati bir noktada kader arkadaşlığı yapıyor. ABD, Mübarek'i Ortadoğu'da Amerikan menfaatlerini koruması için 30 yıl boyunca tuttuğu Mübarek'e verdiği en önemli görevlerden biri de İsrail'in güvenliğiydi.
Mübarek'i Blair'e savunduran da İsrail'in güvenliği... Irak ve Afganistan işgallerinin mimarı nam-ı diğer 'Teflon Tony', (Teflon Tony İngiliz basının kendisine taktığı bir isim. Çünkü ne kadar yalan söylerse söylesin, yine de işin içinden sıyrılmayı bir şekilde başarıyor) başbakanlığı bıraktıktan sonra BM, Rusya, ABD ve AB'den oluşan Ortadoğu Dörtlüsü'nün Ortadoğu Özel Temsilciliği'ne getirildi.
Mübarek'le aralarındaki tek fark Blair'in bu görev karşılığında standart bir maaş almamasıydı. Ancak, bu göreve getirilmesiyle birlikte dünyadaki Siyonist kuruluşlar Blair'in kitap yazımı, konferans gibi etkinliklerinden milyonlarca dolar kazanmasını sağladılar. Blair de bunun karşılığında her defasında İsrail'i savunan ve bunun için gerekirse İran'ın bile vurulması gerektiğini söyleyen BM Dörtlüsü'nün 'Barış Elçisi' olarak elinden geleni yaptı. Blair'in 'elinden geleni yaptığı' şey, Filistinlilerle görüşmesinde elde ettiği tüm bilgi, belge ve gizli konuşmaları İsrail tarafına nakletmesiydi.
'Teflon Tony'nin İsrail'le ilgili bu misyonu onu Mübarek'in sarsılmaz bir savunucusu yaptı. 'İsrail'i korumak' işini yürüten Teflon Tony, aynı görevi Mısır'da yapan meslektaşı Mübarek'i "Son derece cesur bir lider ve İsrail-Filistin barışı çalışan bir güç' olarak niteliyor. Blair, Mübarek'i 'iyilik için çalışan bir güç' olarak tanımlamasını yaparken, gerekçesini de Müslüman Kardeşler'in Mısır'da olası iktidarını gösterdi.
Sırf bu yüzden Mübarek'in Batı tarafından desteklenmesini isteyen Blair, neden Balkanlar'daki halk hareketlerini destekleyip, Ortadoğu'dakileri desteklemediğini ise 'Ortadoğu'daki bu hareketler Doğu Avrupa'dan farklı. Bu bölgede radikal örgütler demokrasiyi kullanarak iktidara gelme durumu var' ifadeleriyle gerekçelendiriyor.
Teflon Tony, bu ifadeleriyle demokrasinin ancak kendi menfaatleri için kullanıldığında iyi bir sistem olabileceğini, aksi takdirde diktatörlüklerin daha iyi olduğu itirafını yaparken, Müslüman ve Arap halkını da son derece aşağı görüyor. Ona göre diktatörlük ya da demokrasiyle yönetilsin Müslüman ülkeler Batı'nın güdümünde olmalı. Eğer değillerse Müslüman halklar, kendilerinin kaderini tayin edecek bağımsız bir şekilde hareket etmemeli.
Günlerdir Mısır'da Mübarek zulmüne karşı isyan eden Mısırlılar, Mübarek'in Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanmasını istiyor. Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Mübarek'i yargılayabilir belki ancak Teflon Tony ve avanesini de yargılayabildiği sürece meşruiyet kazanır. Zira, Irak'ta bombalanan milyonlarca insanın katili konumundaki Blair ve diğerleri ellerini kollarını sallayıp serbest dolaştığı sürece, ne demokrasinin ne insan hakları söylemlerinin hiçbir kıymeti harbiyesi olmaz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



