Fikirlerimiz, bizi vizesiz girilemeyen ülkelere girdirir. Fikirlerimiz bize parasız, dünyayı dolaştırır. Şair, "Yok, senin için ihtiyaç âyîne-i İskendere Gevher-i zâtında görünür her suretin misali" demiş.
Rivayete göre, uzaklardaki düşmanı gösteren bir ayna Aristo tarafından yapılarak İskender'e hediye edilmiş. Şair burada "Sen gönlünü göz eyledikten sonra o gönül aynasında her suret görünür. Böyle olunca da İskender'in aynasına ihtiyacın yok" demek ister. Ancak rüyasında ekmek yiyenin uyanınca acıktığı gibi bir şey olur bu.
Onun için sevgili Peygamberimizi "Faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, kabul edilmeyen duadan, doymayan nefisten Allah'a sığınırım" demiş. (Hakim, Müstedrek, 1/716, Hadis no: 1957)
Aç adam dünyanın en lezzetli yemeklerinin yapılışını hayal ederek karnını doyuramaz.
Hayallerimizi gerçekleştirmemiz gerekir.
Binlerce yıldır insanlar, tencerenin kaynamasını ve tencere kapağının tık tık ederek kalkıp indiğini gördüğü halde buharın gücünü keşfedememişlerdi.
Bu fikir ileri sürüldükten sonra buharlı makineler yapılarak ilim faydalı hale gelivermiş.
Boş tasın, su üstünde durduğunu milyarlarca insan gördü.
Ama suyun kaldırma gücünün hesaplarını yapmak Arşimet'e nasip olur.
Suya bu kanunu koyan Arşimet değildir.
Kanunu bulan odur.
Değişmez kanunları yalnız Allah koyar.
İnsanlar da her çağda kendilerine lazım olanı bulurlar.
Bulanlar da bütün çağların en zeki insanları değildirler. Olgunlaşan damlanın düştüğü gibi çağa lazım olan bilgi de insanların akıllarına daldaki elmanın düşüşü gibi düşüverir.
Ancak önceden insan tefekkürünün olgun, temiz, leziz, gıdalı meyveler verebilmesi için aklın, uyuşturucudan, midenin haramlardan, gönlün, kin, haset ve hıyanetten arınmış olması gerekir.
Midemize zararlı, zehirli gıdaları verdiğimizde bize zarar verdiği gibi, gönlümüzün gıdası olarak, inkarı, yalanı, kini, hasedi, hıyaneti verirsek gönlümüze verilen bu gıdalar bizi zehirler.
Bedeni zehirleyen gıdaların zararı geçicidir ama gönlü zehirleyen gıdaların zararı sonsuz senelerde cehennemde yanmak olabilir. Fikrimiz gönül ve akıl kaynağından duru akması için gönlümüze de aklımıza da gözümüz gibi bakacağız, hatta daha fazla dikkat edeceğiz.
Başındaki gözü kör olanlardan cennete gidecek çok Müslüman vardır da, gönül gözü kör olan bir tek kafir cennete gidemez garantisi var Kur'an-ı Kerimde. Sevgili Peygamberimiz "Allah'ım, sözümü zikir, susmamı fikir kıl" diye dua ederek bize yol göstermiş ve iki dinleyip bir konuşmayı öğütlemiş. Dünya ahretin dürbünü gibidir. Gözümüz, dünyayı görürken, gönlümüz ahreti görsün.
Hazreti Ali'ye "Ahiret nedir?" diye sorduklarında "Halâlüha hısabün, haramüha ıkabün/Helalının hesabı vardır, haramının cezası vardır" diyerek dünyayı özetleyivermiş.
Mideye helal ve temiz gıdalar verdiğimiz gibi, tarlaya temiz ve tabii tohumlar attığımız gibi, akıl ve gönlümüze de Allah'ın sözlerini, Peygamberin hadislerini, bu ikisinin çizgisinin dışına çıkmayan her güzel sözü almaya ve gönül fabrikasından güzel fikir ürünleri üretmeye devam edeceğiz.
İnsan, ten ve candan meydana geldiğinden, birinin yorulması ötekini de yoracağından dengeyi kaçırmamaya dikkat etmeliyiz.
Tenin sabır taşı gibi olsun, aklın çakmak taşı gibi olsun.
İkisinin sürtünmesinden fikir kıvılcımları çıksın
Midesini haddinden fazla dolduranlardan bu güne kadar değerli bir düşünce çıkmamıştır.
Onun için dünya tarihinde ister doğulu ister batılı olsun düşünürlerin çoğunluğu fakirlerden çıkmaktadır. Zenginlerden de çıkmışsa onlar da haddinden fazla yememeye dikkat etmişler.
En fazla midenin üçte birini yiyecekle, üçte birini içecekle beslemişler.
En fazla sekiz saat uyumuşlar ve tenlerini zinde tutarak akıl ve gönüllerini de zinde tutmayı başarmışlar. Rabbimiz, 46 defa aklı kullanmaktan, 46 defa tefekkürden, 4 defa tedebbürden, 51 defa da tezekkürden bahsetmiş.
Bize düşen görev, akıl ve nakil madenini tefekkürle işleyip, tedebbür yoluyla sonuca varmak ve tezekkür halinde kullanıp hayatımızı pırıl pırıl etmektir.
Sevgili Peygamberimiz "Bir saat tefekkür, bir gece (nafile) ibadetten hayırlıdır" buyurmuş (Beyhaki, Şuab-ül İman, 1/135, hadis no 118, İbni ebi şeybe, Musannef, 13/507, hadis no 36371)
"Tefekkür, insanı Allah'a ulaştırır, nafile ibadet sevaba kavuşturur. Tefekkür, kalbin zikridir, İbadet, bedenin zikridir. Kalp, bedenin değerli olduğu gibi kalbin ameli de organların amelinden değerlidir. Rabbimiz Taha süresinin 14'üncü ayetinde "Beni zikretmek için namaz kıl" buyurmuş.
Gaye vesileden iyidir." (Razi, Mefatih-ül ğayb, bakara süresi ayet 31'in tefsiri)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



