D8 Teşkilatı'nın 12. kuruluş yıldönümü vesilesiyle, kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın katılımıyla, dün İstanbul'da bir toplantı yapıldı.
15 Haziran 1997'de, gelişmekte olan ve o zamanki toplam nüfusları 800 milyon olan 8 ülkenin büyük ümitlerle kuruluşunu açıkladıkları D8; hak ettiği ilgi ve alakayı görmüyor olsa da; belli ki, dahil olan ve sonradan dahil olmayı ümit eden ülkeler açısından, hala büyük bir ümit.
Hak ettiği ilgiyi görüp görmeme meselesi önemli bir mesele.
İlgili ülkeler açısından D8'in varlığının kabul gördüğü açık.
Oluşturulan D8 Daimi Sekretaryası görev başında.
İki yılda bir devlet ve hükümet başkanları düzeyinde yapılan zirveler de sürdürülüyor.
Üye ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımı ile yapılan konsey toplantıları da.
Yine üye ülkelerin uzmanlarından oluşan komisyonlar da toplanıp birşeyler yapıyorlar tabii...
Ama D8, kuruluşunun 12. yılında başka bir seviyede olmalı değil miydi?..
1997'de, kuruluş sırasında tesbit edilen somut ortak hedeflerden ne haber?
Sözkonusu 8 ülke arasındaki ticari münasebetler, arzu edildiği şekilde geliştirilebildi mi?
6 milyarlık dünyada, 800 milyonluk bir pazarın güçbirliği yapmasının birilerini ürkütmesini anlamak mümkün.
Ama D8'den ürkenlerin talepleri doğrultusunda hareket edenler sayesinde arzu edilen ticari gelişmeler sağlanamamış durumda.
Üye ülkelerin çevrelerindeki pazarlar bir yana, sadece kendi ihtiyaçları karşılanabilse büyük bir adım teşkil edecek olan, ortak zirai ilaçlama uçağı projesi ne oldu mesela?
Otomotiv, uçak ve başka sanayi sahalarında düşünülen ve üye ülkelerin her birinde ciddi gelişmeler sağlayabilecek diğer ortak projeler?..
Türkiye, İran, Pakistan, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Mısır ve Nijerya tarafından: "Savaş değil barış; çatışma değil diyalog; çifte standart değil adalet; sömürü değil adil düzen; baskı ve tahakküm değil insan hakları, hürriyet ve demokrasi..." temel ilkeleri ile oluşturulan D8, sadece 8 üye ülke için değil, dünyanın haksızlığa maruz kalan bütün ülkeleri için önemli bir adımdı.
Çeşitli sebeplerle ciddi adımlar atılamadığı için, adeta rölantide geçen yıllar, D8'in önemini azaltmak bir yana artırıyor ve gerek ilkeler ve gerekse hedefler, daha bir kabul görür hale geliyor.
8 ülkenin, bugün 950 milyonu bulan toplum nüfusunun önemli bir bölümü, "Ticari ilişkilerde yeni fırsatlar oluşturmak ve çeşitlendirmek, uluslararası düzeyde karar alma süreçlerine katılımı artırmak, daha iyi hayat şartları sağlamak, ortak projelerle ekonomik işbirliğini geliştirmek..." gibi amaçların tamamının değilse de, bir bölümünün olsun niçin gerçekleştirilemediğini sorguluyor şimdi...
Savaş, çatışma, çifte standart, sömürü, baskı ve tahakküm halen sürüyor.
D8'i oluşturan ülkeler de, olup bitenlerden çeşitli şekillerde nasibini alıyor.
Oysa gerekli adımlar atılabilse ve D8'in ürküttüğü çevrelere karşı dik durulabilseydi, bugün büyük mesafeler alınmış olabilirdi.
Geçen 12 yıl boyunca yaşananlar, Türkiye'ye de, üye diğer ülkelere de çok şey öğretti muhakkak.
D8'in kurucu fikrinin ülkemizde sağladığı güzel gelişmeler, dışardakiler ve onlarla birlikte hareket eden içerdeki bazıları tarafından baltalandı.
D8 üyesi diğer ülkelerde de, ülkemizde yaşananlara benzer süreçler yaşandığını, biliyoruz.
Sadece bunlar bile, D8'in ne kadar doğru bir adım olduğunu ve mutlaka geliştirilmesi ve daha ileri aşamalara taşınması gerektiğini açıkça ortaya koymaya yeter...
Yaşananlar, şöyle veya böyle, tecrübe idi, malum...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



