Bu köşede, daha önce de, devlet kurumlarındaki taşeronlaşma ile ilgili endişelerimizi dile getirmiştik. Keza başkaları da, zaman zaman bu önemli konuya dikkat çekmektedirler.
Ancak geçen süre içerisinde, açıkça görülmektedir ki, bununla ilgili olarak çözüm üretmek bir tarafa, Hükümet tarafından taşeronlaşma adeta teşvik edilmektedir.
Aldığımız bir e mail sebebiyle, bugün, bu konuya, bir kez daha dikkat çekmek ve Sağlık Bakanlığı Teşkilatında çalışan taşeron işçilerin durumunu dile getirmek istiyorum.
Bugün yakından bilinmektedir ki, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki hastanelerde, değişik alanlardaki on binlerce eleman, taşeron firmalar eliyle çalıştırılmaktadır.
Başlangıçta, sadece, hastanelerin ve diğer sağlık kuruluşlarının temizlik işlerini ilgilendiren taşeron eleman çalıştırma işlemi, her geçen gün artarak, bugün inanılmaz boyutlara ulaşmıştır.
Bugün sağlık kurumlarında çalışan taşeron eleman sayısı, kadrolu elemanlardan az değildir.
Güvenlik, temizlik, ön büro ve kayıt başta olmak üzere, birçok alanda, hatta teknik ve tıbbi alandaki işler bile, taşeron işçiler eliyle yürütülmektedir.
Ancak acı bir gerçektir ki, bunların sayıları çığ gibi artarken, sorunlar da giderek artmaktadır.
Çünkü bu konuda Hükümetin hiçbir düzenlemesi olmadığı için, bu insanlar tamamıyla, müteahhit firmanın insafına terkedilmiş durumdadırlar.
Sosyal hakları ve güvenceleri yok seviyesindedir. Adeta köle gibi çalıştırılmaktadırlar. Her şey müteahhidin iki dudağı arasındadır.
Asgari ücrete talim etmektedirler. Aynı işi yaptıkları insanlardan çok daha düşük ücret almaktadırlar.
Ne mesai vardır, ne de sendikal haklar! Tazminatın falan lafını etmek bile mümkün değildir.
Taşeron şirketler, her yıl girdi çıktı yapmak suretiyle, bu insanların birçok haklardan mahrum kalmasını sağlamaktadır. Daha doğrusu, işlerine de böylesi gelmektedir.
Hastane yönetimleri de, ihtiyaç duydukları alanlardaki elemanları bu yolla temin etmektedirler. Çünkü bu şekilde, hiçbir sorumluluk altına girmemektedirler!
İşleri ucuza getirmek için emek sömürülmektedir, insan onuru ayaklar altına alınmaktadır. Sağlık Bakanlığı Yöneticileri de, buna göz yummaktadırlar.
Peki, bu insanlar, bu çağdışı zihniyetin esiri olmayı, bu madden ve manen insanlık dışı şartlarda çalışmayı neden kabul ediyorlar?
Bunun sebebi çok basittir! Çünkü başka çareleri yoktur. Çaresizlik, insanların her türlü aşağılamayı kabul etmelerine sebep olmaktadır.
İşsizlik korkusu, iş bulamama endişesi, ev geçindirme, çoluk çocuğuna ne olursa olsun bir ekmek götürme düşüncesi, onlara, her türlü küfre âmin dedirtmektedir.
Bugün, bu uygulamada, taşeron şirketler halinden memnundur, çünkü işçi sırtından köşeyi dönmektedirler.
Hastane yönetimleri de, hiçbir riske girmeden, aynı işi çok daha ucuza yaptırdığı için hallerinden memnundur.
Sağlık Bakanlığı ve Hükümet de, bu konuda hiçbir adım atmadığına göre, herhalde, onlar da, bundan şikâyetçi değillerdir.
Geriye ne kalmaktadır?
Mağdur olmuş, insanca çalışma şartları olmayan, aynı ve hatta daha fazla işi, emsallerinden çok daha ucuza yapmak zorunda kalan on binlerce insan!
Hastanelerin, diğer personele verdiği başta döner sermaye ve promosyon olmak üzere hiçbir iyileştirmeden yararlanamayan, mesaisi belli olmayan, izni belli olmayan, ne iş verilirse yapmak zorunda kalan, havadan sudan sebeplerle işten çıkartılabilen, yarın garantisi olmayan, emeği istismar edilen on binlerce taşeron işçiler!
Kısacası, ortada tam bir haksızlık ve adaletsizlik tablosu vardır!
AKP Hükümeti, bu adaletsizliği gidermek zorundadır. Gerçekten birçoğu önemli işler yapan bu insanlar, insanca çalışma şartlarına kavuşturulmalıdırlar.
Bilmem bu çağrımıza kulak veren olur mu? Emekten değil zenginden ve rantiyeden yana olduğunu her icraatıyla gösteren AKP Hükümeti, bu haklı talebin gereğini yerine getirir mi?
Bakalım, bekleyip göreceğiz!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




