İsrail'in 100 yıllık fesadının Gazze'deki feci sonuçlarını gördükten sonra içeriden bazı Yahudilerin bu doğrultudaki tespitleri daha da önem kazanıyor. Hazreti Musa'dan sonra azınlık da olsa bir taife onun ahdine bağlılığını sürdürüyor. Bu cemaat veya gruplar genel olarak Ortodoks Yahudiler olarak anılıyor. Bununla birlikte bütün Ortodoks Yahudiler İsrail'e aynı mesafede değiller. Nature-i Carta gibi aralarında hakikat noktasında daha keskin olanlar var. Bunlar arasında bulunan David Hirsh gibileri Filistin devleti kurulması halinde bu devlette Arafat'ın bakanlarından birisi olmayı arzu ediyorlardı. Yine aynı zat Ayetullah Humeyni'nin cenazesine katılıyor ve aynı grubun bazı üyeleri de Ahmedinejad'ın davetini kabul ederek İran'da tertip edilen Siyonizmle ilgili toplantılara katılıyorlardı. Bunlar, Allah'ın Seçilmiş Milleti ve Arz-ı Mev'ud gibi meselelere ırkçılık perspektifinden değil dini perspektiften bakıyorlar. Yani sahih noktadan bakıyorlar. Zira, Siyonizm tarihin tanıdığı laik ve seküler ideolojilerden birisidir ve bu ideoloji, Yahudileri İsrail'e taşımıştır. Kimi Yahudi hahamları da bu laik ideoloji ve dünya görüşü doğrultusunda Yahudi dini anlayışını ve geleneğini revize ve tadil etmişlerdir. Asıl musibet de bundan sonra başlamıştır. Holokost olmuş mudur olmamış mıdır sorusu siyasi olarak sadece bir ayrıntıdan ibarettir. Asıl göz ardı edilen husus birinci ve ikinci dünya savaşları şayet yaşanmamış olmasaydı İsrail'in kurulamayacağı gerçeğidir. Bu iki dünya savaşını ve savaşta olan biteni bu perspektiften değerlendirmek gerekir. Yoksa ağaçlara bakarken ormanı görmeyebiliriz.
*
Siyonistler ve ırkçı Yahudiler tarihe yanlış bakmışlar ve Yahudilerin seçilmişliğinin ırk üzerinden sabitlendiğini zannetmişlerdir. Halbuki bu doğru değildir. Onların seçilmişlikleri dini idi ve dindarlıklarına bağlı ve kayıtlı idi. Dindarlıklarını terk ettiklerinde ise tarihte görüldüğü gibi cezalandırılmış ve sürülmüşlerdi. Bu devreye diaspora ve sürgün devresi denmiştir. Seçilmiş iken alçak sürünmeye mahkum olmuşlardır ve onlara Arz-ı Mev'ud bu durumda ebediyen yasaklanmıştır. Zaten onların yerini sırasıyla yeni ahit sahibi olan Hıristiyanlar ve akabinde en yeni ahdin sahibi olarak da Müslümanlar almıştır. Dolayısıyla Arz-ı Mev'ud tarihin bu diliminde, Ardu'l isra vel mirac yani Mirac ve İsra Yurdu ve yine Ardu'l Ribat yani Müslümanların serhat ili ve nöbetçilik yurdu ve direniş hattı olmuş ve böyle anılmaya başlanmıştır. İşte bu yeni devrede Ardu'r Ribat deyimine uygun olarak bölge arizi olarak önce haçlılar ardından da Siyonistlerin kısa devreli işgaline sahne olmuştur. Müslümanlar da Yahudilerin yerine 'küntüm hayre ümmetin uhricet linnasi' buyruğuyla seçilmiş bir millet yani Milleti İbrahim'in yeni versiyonu olmuşlardır. Lakin ayette ifade edildiği gibi bu ıslah edici olmak ve iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek şartına bağlanmıştır. Müslümanlar da bu ilkelere sadık kalmadıklarında ve riayet etmediklerinde mesajları kıyamete kadar sabit olduğundan muvakkaten son 200 yılda olduğu gibi cezalandırılmışlardır. Yahudiler ifsat değil de ıslah ile memur oldukları ve bunu ifa ettikleri dönemde seçilmişliklerine mütenasip olarak Hazreti Davut ve Süleyman asırlarıyla mükafatlandırılmışlardır. Musa aleyhisselam'ın yolunu terk ettiklerinde ise yani fesat ve bozgunculuk yaptıklarında da iddia ettikleri gibi milletlerin bir nevi efendisi değil paryası olmuşlardır.
*
Yahudi gruplar ve cemaatlar arasında bunu tek fark eden topluluk Nature-i Carta gibi gruplar olmuştur. Bunlar modern veya sahte İsrail devletinin fesatla ve bozgunculukla kaim oluğunu söylüyorlar. FOX NEWS televizyon kanalından Neil Cavuto 'tarihin en önemli televizyon konuşması' olarak anılan konuşmasını, söz konusu olan Yahudi gruplarının temsilcilerinden
Yisroel Weiss ile gerçekleştirmiş. İsrail'in 100 yıldan beri dünyayı fesada verdiğini, boğduğunu ifade etmiş ve acı ve ıstırapların bitmesi ve dünyanın sulhu sukünete kavuşması için derhal İsrail devletinin barışçı bir biçimde ortadan kaldırılmasını istemiştir. Gerçekten de 2003 sonrasında Avrupa'da yapılan kamuoyu yoklamalarında görüldüğü gibi dünyanın ateşini yükselten üç devletten birisi İsrail diğer ikincisi ABD'dir. Weiss, Siyonizme Karşı Birleşik Yahudi Cephesini temsil eden isimlerden birisidir. Weiss konuşmasında, İsrail'in ve bunda gizlenmiş olan karakterin Yahudilerle birlikte bütün insanlığı bozduğunu ifade etmiştir. İnsanlığı dünyevileştiren ve sekülerleştiren bir karakter ve cereyan arz etmiştir. Yahudilik Siyonizm ideolojisine dönüştükten sonra kendisinin ve insanlığın manevi yapısını bozmaya başladığını kaydetmektedir. Allah'ın emriyle dağıldıklarını ve Siyonizm gibi bir beşer ideolojisiyle geri toplandıklarını ifade etmektedir. İzinsiz bir şekilde toplanmışlardır. Cavuto'ya, "İki bin yıldır olduğu gibi biz yine insanlar arasında yaşamalıyız ve bize ait mustakil ve bağımsız bir devlet ve ülke ve hükümet olmamalıdır" diyor. 'İsrail devleti kurulmadan Yahudilerin hayatı daha mı iyiydi?' sorusuna şöyle mukabele ediyor: Evet hem de yüzde 100. İsrail kurulması aşamasında Beytü'l Makdis'deki Yahudiler ve hahamları mutasavver Yahudi devletinin kurulmasına karşı çıkıyorlardı. Spikerin, 'geçen bin yılda ama çok çileler çektiniz ve Yahudi düşmanlığı vardı' sözlerine şu karışlığı veriyor: "Evet bu doğru ama Siyonizm bütün dünyayı bize düşman kıldı. Bir kıyaslama yapacak olursak İsrail kurulduktan sonra bizden nefret edenlerin sayısı azalmadı bilakis artmıştır. Bu göz ardı ediliyor. Ahmedinejad takdim edilmeye çalışıldığı gibi Yahudileri yok etmek niyetinde değil onun amacı İsrail'in siyasi varlığını çözmek ve sona erdirmek. İkisi birbirinden farklı "Cavuto: "O halde İsrail oldukça hayır olmayacak mı demek istiyorsunuz?" diyor ve son sözlerini almak üzere Weiss'e dönüyor. O ise İsrail'in insanlık için saadet değil sefalet ve acı kaynağı olduğunu söylüyor ve bir an evvel bütün insanlığın yardımıyla tarihe karışmasını diliyor. Gazze saldırısı, bu bakış açısını ve çağrıyı daha da pekiştirmiş ve daha güncel hale getirmiş bulunuyor.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



