Medya ve Toplum programında "medya ve tarih"i konuşuyoruz (TV 5)... Konuğumuz Tarihçi Yazar Yavuz Bahadıroğlu ve Araştırmacı-Yazar Ercan Yılmaz. Tv dizilerindeki karakterlerin topluma yanlış yansıtıldığından bahsediyoruz.
Bahadıroğlu'na "Doğru tarih nasıl anlatılmalı" diye soruyoruz.
"Filmlerle tarih anlatılmaz" diyor. "Hayaller anlatılır, duygular anlatılır. Ama bilgi verilmez" diyor.
Tarihi birçok anekdotlar aktardı. Detaylar önemli. Bir harem gerçeğini bilmeyen nesiliz. Bahadıroğlu'nun buna da itirazı var, "Haremden çıkalım artık" diyor. "Padişahlar bile hareme girerken protokole bağlıydı" diyor. Kuşkusuz bizim "dizi filmlerde yansıtılan tarih"e itirazımız sürüyor.
Peki tarihi nasıl öğreneceğiz veya seveceğiz. Bu tarih bizim değil mi?
Geçmişini bilmeyen, geleceğine nasıl yön verebilir ki?
Tarih kitaplarla anlatılır, sevdirilir. Veya başka argümanlar kullanılır. Aslında bu sorunun cevabını "Panorama 1453"te buldum diyebilirim.
Panorama 1453 Tarih Müzesi'ne ilgi hayli büyük. İğne atsanız yere düşmüyor. Bir ekiple ziyaret ediyoruz burayı. Haber 7 Yayın Koordinatörü Yaşar İliksiz, Haber 7 yazarlarından İhsan Toy ve fakir. Ev sahibi ve aynı zamanda Panorama 1453'ün mimarı ve ressamı Haşim Vatandaş bizi gezdirirken teknik detaylar verdi.
Vatandaş, bulutlarda gizli olan Fatih portresini gösteriyor. İlk bakışta anlamak mümkün değil. Ama dikkatli bakınca, Fatih'in bizi izlediğini görüyoruz.
Tarih Müzesi Topkapı'da eskiden Trakya Otogarı'nın olduğu yere kurulmuş. Fethin gerçekleştiği sabah, surlarda top güllelerinin açtığı gediklerden Osmanlı askerlerinin şehre girdikleri ve Ulubatlı Hasan'ın burçlara bayrağı diktiği sahneleri izlerken büyüleniyorsunuz.
Efendimiz Resulullah'ın "Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır! Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir" sözlerinin mesajı resmedilmiş duvara.
38 metre çapında bir yarım küre içine 8 usta ressam, 3 senede tamamlamış bu figürleri... Resimde 10 bin figüran çizimi yapılmış. Resmin gerçeğe yakın olması için tarihi veriler sıkı bir araştırmadan geçirilmiş. Hele surların yıkılmış bölümleri rastgele çizilmemiş, belgelere dayanarak yansıtılmış duvara. Yani, İstanbul'un ilk belediye başkanı Hızır Bey'e sunulan surların tamir raporuna göre çizilmiş.
Zaten biz platforma ilk girdiğimiz anda top sesleri, at kişnemeleri ve yeniçerilerin "Allah Allah" nidaları karşılıyor. Tam bir savaş sahnesi... Resimlerdeki derinlik algısı ilginç... Yer yer bazı sahnelere ışıklandırma yapmışlar. Işıklar ise filtreli... Resim yüzeyi uzun süre dayansın diye ultraviyole filtreler vernikler kaplanmış. Bu şekilde resmin siyah yerleri parlamamış ve detaylar net görünüyor. Vatandaş, "Bazı müzelere dikkat edin, tablolar kötü aydınlatmadan görünemez halde.... Burada bir handikap var ama yansımaları kapaklarla kapatarak ince bir çalışmayla ışığın belli olmayacağı bir aydınlatma yapabildik" diyor. Bu yüzden ışık, resmin arkasından geliyor izlenimini veriyor.
"Panoramik müzeler var mı?" diye soruyorum usta Ressama... "Elbette 360 derece panoramik resimlerin dairesel biçimde sergilendiği yerler çok... Ancak gökyüzünde resme dahil edilerek yarım kürenin tamamının bu boyutlarda sergilendiği tek yer burası" diyor.
Oradan ekip olarak ayrılıyor ve müzenin yan tarafındaki atölyeye geçiyoruz. Burası usta ressam Haşim Vatandaş'ın karargahı.
Bir de ne görelim? Duvarlarda yeni bir panoramanın işareti sayılan figür, desen ve kostümler bizi karşılıyor. Evet, Çanakkale Panoraması için hazırlıklara şimdiden başlanmış. Vatandaş bize maketleri gösteriyor önce. İnce ince, ilmek ilmek işlenmiş makete her türlü detay yansımış.
"Çanakkale için kaynakları taradık" diyor. "Çanakkale'ye 6 ayda araştırmamızı bitiririz dedik. Girdik... Bir daha çıkamadık. O kadar belge ve görsel malzeme var ki... Adını şimdi hatırlayamadığım bir yazar, 'Çanakkale olaylarını bir kişinin hafızası anlamaya yetmez' diyordu."
Gerçekten de detayları görünce, bizim zihnimizde canlandırdığımız Çanakkale ile gerçeğe yakın Çanakkale arasında fersah fersah mesafe var.
Özellikle coğrafi olarak doğru bildiğimiz çok yanlış var. Mesela Anzak koyu... Tarih kitaplarında bize anlatılmayan o kadar çok mekan ismi var... Savaş tek cepheden olmamış, çok cepheden çarpışma sürmüş. Tam bir yılı bulmuş savaş.
Peki Çanakkale'yi bir panoramaya sığdırmak mümkün mü? Bu kadar yer ve savaş nasıl resmedilecek?
Şöyle diyor Haşim Vatandaş,
"Savaşın bütünü anlatmak zor. Arı Burnu cephesini büyük kubbeli panorama yapalım dedik. 18 Mart Deniz Savaşı zaferle ilgili anılan en önemli tarih... Fakat 18 Mart'a kadar daha kara savaşı başlamamış. O yüzden 18 Mart'ı da diaroma olarak yapmaya karar verdik... Ancak, kuzey cephesine göre çok daha fazla şehit verdiğimiz bir cephe.. Oraya da haksızlık yapmayalım dedik. Bir diaroma da orası için yapıyoruz."
Çanakkale Müzesi'nin yeri belirlenmiş bile. Çanakkale boğazını kıyısında savaşın resmedildiği konu etrafında, yani Batı tarafında... Gelibolu yarım adasının ortasında Eceabat ilçesi'ne.
Müzenin maketi bile bizi heyecanlandırdı. 250 bin şehit... Bir o kadar da karşı taraftan, toplam 500 bin kayıp... Dökülen kanı temsilen müzenin kubbesi kırmızı olacak... Google'den bakıldığında görülecek şekilde 40 metre yükseklik... Bir de ayyıldız kubbenin üstünde, ay yıldız. Müzenin girişinde dev bir 1915 yazısı gömülü olacak.. Üstünde 250 bin şehidin isimleri tek tek duvara kazınacak.
"Engelliler için özel platform kurulacak mı" diye soruyorum. Onlar için bile özel dizayn düşünülmüş.
Hasıl-ı kelam: Çanakkale Müzesi, Panorama 1453'ten hayli iddialı bir proje... Gerçi bunu şimdiden söylemek için henüz erken.
Ancak gördüğümüz hazırlıklara bakılırsa, hayli ses getirecek gibi.
Yani: tarihi ders kitaplarından kurtarmak ve yeni nesillere çok farklı projelerle aktarmak mümkün.
Çanakkale Müzesi'ni dört gözle beklediğimi söyleyebilirim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



