Tanıtım, İslâm'ın insanlık için korku değil ümit kaynağı, çıkmaz değil çıkış yolu, köleleştirici değil özgürleştirici muhtevasını göstermektir. İnsanın anlam, güvenlik ve özgürlük arayışlarına en sahici anlatımlarla ne cevap vereceğini ortaya konulmasıdır. Bu açıdan, İslâmî ahlâk ve maneviyat değerlerinin yeniden ele alınması ve geliştirilmesi tanıtım görevi olan herkesin ortak sorumluluğudur. Bu entelektüel görev; insan, akıl, bilgi, eylem, inanç, özgürlük, sorumluluk gibi ahlâk alanını doğrudan ilgilendiren temel kavramlara ilişkin anlayış ve algılamalarını gözden geçirerek durum tespiti yapılmasıyla başlatılmıştır.
İSAV'ın düzenlediği "Ahlak Bunalımı ve Çözüm Arayışları" Sempozyumu bu başlangıcın güzel bir adımı olmuştur. Ahlâk bunalımını aşmaya yönelik çözüm arayışlarını tartışıp değerlendirmek amacıyla çeşitli üniversitelere mensup değişik alanlarda uzman kırka yakın öğretim üyesinin, milletlerarası tartışmalı ilmî toplantıda bir araya gelmesiyle başlayan bu süreç, toplumsal ve uluslararası ölçekte karşı karşıya kalınan pek çok sorunun, aslında, çağımız insanının yaşamakta olduğu "ahlâk bunalımı"nın çeşitli alanlarda ortaya çıkan yansımalarından ibaret olduğunu gözler önüne sermiştir. Bu tespitler, tanıtım unsurunun ahlaki bir görevini yeniden ön plana çıkarmış, tanıtmada şuurlandırmanın esas olması gerektiğinin altını çizmiştir. İslâm ahlâkının temel öğretisinin, krizini aşmayı hedefleyen yepyeni bir söylem içinde ve nazarî seviyesi yüksek bir çabayla yeniden ortaya konulması öncelikle tanıtımın görevidir. Müslüman insanın içinde bulunduğu durumu yeniden değerlendirerek yeniden bir Müslüman şahsiyeti inşa etme yol ve yöntemlerinin bulunması, tanıtımın şuurlandırma görevine yön verecek bir vizyondur. Bu vizyonla; İslâm ahlâk düşüncesi modelini yeniden inşa etmenin modern zamanlara özgü problemlerin bilincinde olarak çözülebileceğini idrak ederek, hayatı bütün yönleriyle kuşatıp yansıtabilme imkân ve kapasitesine sahip zihinlerin kalıcı hedefi olacaktır. Hem problemin mahiyetini kavrama hem de tanıtım ahlâkının bir ilkesi olan "gelecek nesiller karşısında sorumluluk fikri"nin İslâm ahlâkında nasıl temellendirildiğini gösterme ve tüm insanlık için anlamlı çözümler üretme yükümlülüğü, şuursuzca gerçekleştirilemez.
Ahlâk bunalımının aşılması konusunda gerek merkezî ve mahallî yönetimlerin gerekse sivil toplum ve bireylerin sorumlulukları vardır: Bu amaca yönelik olarak; şuurlu bir hayatı önceleyen bir zihniyetle acil eylem planlarının hazırlanması; eğitim sistemin yeniden gözden geçirilmesi; sağlam ailelerin kurulması ve huzurla sürdürülmesini destekleyecek adımların acilen atılması elzemdir. Bu ise; kanaat önderlerinin irşat faaliyetlerinde ahlâka daha çok vurgu yapması ve hedeflenen ahlâkî kişiliği geliştirme duyarlılığı ile şuurlandırmayı istenilen düzeye getirecektir. Yaşanmakta olan ahlâk bunalımını aşma yolunda asla ihmal edilmemesi gereken kurumlarların en başında aile geldiği düşünüldüğünde, aile birliğini ve huzurunu bozacak her türlü oluşumun önüne geçilmesi için şuurlandırmanın ne derece önemli olduğu anlaşılabilir. Ahlâkın karşılıklı güveni temel alan ilişkilere dayandığından başta aile olmak üzere, iş hayatı ve siyasi hayatta karşılıklı güven ilişkisini yeniden kuracak arayışlara yönelmesi gereklidir.
Tanıtımın, yukarıda sayılan tüm konulara yönelik çözüm arayışında etkin bir vasıta kılınması gerektiği açıktır. Bununla beraber tanıtımın kendi yapısı ve işleyişinde de çözülmesi gereken birtakım ahlâkî sorunların bulunduğuna da tanıklık etmekteyiz. Oluşan problemlerin çözümü, tanıtım ve medya alanına dönük müdahale yerine, bedel ödetecek adımlarla sağlanabilir. Bu da bu işe gönül verenlerin şuur derecelerine bağlıdır. Bedel ödemeye hazır olanları desteklemekten kaçınanlar ise, sonunda bedel ödemekten kaçamayarak şuurlanacaklardır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



