milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

09 ŞUB 2012 PER
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN
  • ŞİDDETİN DOZU ARTTIKÇA VİCDANLAR DA TUTULDU
  • 'YEŞİL'E YAKALAMA KARARI!
  • “AKP’NİN DİNDAR NESLİ BÖYLEDİR!”
  • GÜN ORTASINDA CAMİLERİ YAKTILAR

Tahammülsüzlüğün kaynağı nedir?

12 OCAK 2010
SAL 04:00

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Tahammülsüzlük kaynağını nereden alır? Durduk yerde böyle bir soruyu neden sorduğum merak edilebilir? Kaç gündür Milli Eğitim Bakanlığı'nın felsefe, sosyoloji ve psikoloji kitaplarının müfredatını kafasına göre nasıl değiştirdiği haberlerini okuyoruz bazı gazetelerden. Yapılan yorumlar ve köşe yazıları tek kelimeyle evlere şenlik. "Felsefe Müfredatında Dini ağırlık" olarak lanse edilen bu değişikliğin boyutlarını öğrenmek için talim terbiye tarafından hazırlanan 'felsefe dersi öğretim programı'nın yeni şeklini üşenmedim ayrıntısıyla inceledim.

Basında 'felsefede dini ağırlık' başlığıyla koparılan fırtına din felsefesi ünitesinin bir adım öne alınıp bilim felsefesinin bir adım arkaya yerleştirilmesinden ibaret. Acaba felsefeye çaktırmadan din kültürü elbisesi giydirilmiş bölümler var mı diye özellikle bakıyorum. Üstelik bunu bütün objektifliğimi sonuna dek kullanarak yapıyorum.

Fazla tahammülkâr olduğumdan mıdır nedir ben öyle bilimle dini birbiriyle çatıştırarak dini öne çıkaracak bir mantığa rastlamadım.

Din felsefesi bölümünde yer alan konular sırasıyla şöyle: Dini alanın temel kavramları, Spinoza'nın ünlü felsefi eseri Etika'dan Tanrı hakkında tanımlamalar, din felsefesinin temel problemleri, Gabriel Marcel'in "Varlığın Sırrı" adlı makalesi vb.

Yeni felsefe dersi öğretim programında eleştirilen taraflardan biri de felsefeyle "hikmet"in yan yana kullanılmış olması. Ne hikmetse ben bunu anlamakta zorluk çektim. "Hikmet sevgisi" (phileo sophia) anlamına gelen bir kelimenin hikmetinden gocunmak nasıl bir akıl ve ruh halinin tezahürdür?

Yazdığı İmajoloji adlı özgün felsefi eserle dikkat çeken genç felsefeci Ali Öztürk'ün kitabından yapılan bir alıntı da birilerini yine aynı gerekçelerle rahatsız etmiş.

Ali Öztürk'ün 'İmajoloji, Felsefe ve Hikmet" başlıklı makalesinin en önemli tarafı kullandığı felsefi dilin aynı zamanda edebi bir solukla birlikte etkisini göstermiş olmasıdır. Hiç kuşkusuz bu felsefi argümanları ayakta tutma kaygısından çok bağımsız bir şey. Felsefi dilin hikmetle kucaklamasından doğan bir coşkunun tezahürü sayılabilir ancak. Öyle sanıyorum ki kupkuru anlatımlar yüzünden felsefenin adından bile ürken öğrenciler bu tarz örneklerle karşılaştıkça yeniden felsefeyle yakınlık kuracaklarıdır. Çünkü felsefe gençler için bir cangıldır. Süt verme ümidi kalmamış kuru bir memedir. Şayet felsefe aklı kullanmanın ve doğru düşünmenin yollarını gösteren bir disiplin olarak takdim edilirse gençlerin yüzü duvar değil kapıya dönük olacaktır.

İşte Ali Öztürk'ün hikmetle felsefeyi yüzleştirmeye çalıştığı makalesi duvara karşı kapıyı gösteriyor: "Çağımızın en büyük sorunu köpük bilincin hikmetli sözü yutmasıdır, diyor imajoloji. Köpük-bilinç, bir yanıyla, sıradan bir sözü olduğu gibi kabul etmek ya da reddetmektir. Eğer bir bilgiye sorular sorabiliyorsak orada felsefe vardır. Bu sorular aklınızı ve vicdanınızı kullanarak sorduğunuz sorular ise orada hikmet vardır. Sıradan kabuller ise bizi sadece duygusal yapar. Duygusal olmak ise "an"a göre yaşamaktır. Dünü ve yarını düşünmeden, hakikati ve gerçeği aramadan karar vermek ve harekete geçmek insanı kendi türünden uzaklaştırarak alt türlere yaklaştırır. Hikmet ise insanın duyarlı olmasına yardımcı olur. Yani sözünde ve eyleminde tutarlı, samimi, ahlaklı ve adil olmayı gerektirir."

Elbette felsefe sorgulama, eleştirme, körü körüne kabul etmeme gibi hasletlerin gelişmesini sağlamalıdır. Buna kimsenin itirazı olduğunu sanmıyorum. Bilimsel dogmatikler hariç elbette. Çünkü onların yaptığı dinle bilimi kendi sübjektif dünyalarına uygun bir şekilde birbirine katışmayan iki dünyaya ayırmaktır. Ayırmanın yolu çatıştırmaktır. Kafalarından gelen çatırtıları din-bilim kavgasındaki yumruk sesleri zannederler. Kutsal kitaplar gibi aklın da tahrifata maruz kaldığı gerçeğinden habersizdirler. Körü körüne inanmanın en büyük muhalifi İslam'dır; fakat onlar bunu bilmezler. Bilmedikleri gibi bilmeye dair bir adım da atmazlar. İçinde bulundukları durum tam da dogmatizm tanımına uymaktadır. Felsefe her şeyden evvel bilimsel dogmatizme karşı çıkar. Soru sormak bu karşı çıkışın ilk adımıdır. Vahiy her fırsatta aklı teyakkuza geçirir. Fakat dinden maksat eğer hayalinizde canlandırdığınız önyargılar ve mesnetsiz bilgiler manzumesiyse sadece inandığınız şeyin değil bildiğiniz şeyin de mutaassıbısınız demektir. Başta sorduğum sorunun cevabı işte tam da burada yatmaktadır. Tahammülsüzlüğün kaynağında önyargı, bağnazlık ve dogmatizm yatmaktadır. Bu tür kişiler bir dakikalığına düşünmek için bile bir fikri üzerine almazlar. Empatiden alabildiğine kaçarlar. Çünkü empati en kısa süreli tahammüldür. Kendine çekidüzen vermek için bir anlığına kendini karşıdakinin yerine koymak, yani karşıdakinin ağırlığını birkaç saniyeliğine yüklenmektir. Bu düstura uymayanlar farkında olmadan ucu açık akıllarını mutlak doğru, bilimi de din haline getirmiş olmuyorlar mı? Oysa ne din bilimdir ne de bilim dindir. Olsa olsa din bilimin batnında, bilimse dinin sathında gezinir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 12.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: felsefe, imaj, hikmet,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Hüseyin Akın

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    2. İçimizdeki kitabı kim susturdu?
    3. Tüfeksiz Hareketler
    4. Ey Türk ihtiyarlığı!
    5. Oyunbozan
    6. Memleket ağzı ve Güneyce-Rize sözlüğü üzerine
    7. Slogan kuşağı
    8. Edebiyatta abicilik ve lobicilik üzerine
    9. Dilekler arası Ramazan
    10. 12 Eylül’de bir yaşıma daha girdim
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. İlahiyat Fakültesi Cenab-ı Hak ile ilişkiler bölümü
    3. Hoş geldi İHL Sözlük
    4. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    5. Çıdam...
    6. Çanakkale’nin Kastamonulu kahramanları
    7. Dünyaya kapı aralığından bakan bir şairin fotoğrafı
    8. Düzgün din dersi...
    9. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    10. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    3. Ramazan bizim neyimiz olur?
    4. Şef/katsayı
    5. Hayırda yarışmak ve bazı etkisiz etkinlikler
    6. Viyana'da bir önder: Wonder
    7. Akif'in nesli diyordum ya...
    8. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    9. Dikkate değmez bir yazı
    10. Açılım mı, yoksa saçılım mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    2. BÇG'yi de görün
    3. Şiddetin dozu arttıkça vicdanlar da tutuldu
    4. 'Yeşil'e yakalama kararı!
    5. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    6. Ege ve Akdeniz yağış ve fırtınanın etkisi altında
    7. 'Beraber İsrail'e gitsinler'
    8. Yüzde 50 oy bölünelim diye mi verildi?
    9. Pamukova davası zaman aşımından düştü
    10. Küçük, aramalara isyan etti!
  • Diğer

    1. İflastan kaçarken, Troyka'ya tutuldu
    2. Yoksulluk sınırı Ocak'ta 131 lira arttı
    3. "Kuruş" borcu olana müjde!
    4. Marka ve Patent Vekilliği Sektörü yüzde 30 büyüdü
    5. LPG kaçağı "hafif kusur"
    6. "Kendimizi aldatılmış hissediyoruz"
    7. Nokia 4000 kişiyi işten çıkarıyor
    8. King Paolo'da yeni sezon şıklığı
    9. FED, düşük faizde ısrarlı
    10. Sahabe ilme önem verirdi
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Bu kafayla yerli oto hayal
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Erbakan'ın yerli oto çabasını unutmayız
    5. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    6. Kanayan yara Keşmir
    7. BÇG'yi de görün
    8. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    9. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    10. Türkiye daha etkili olmalı
  • Çok Yorumlanan

    1. Sinemanın Ankara'sı
    2. Yeni Anayasa siyasilerin borcu
    3. Dünyada sıtmadan ölenlerin sayısı sanılandan fazla
    4. Parmak emmek bir sorunun habercisi olabilir
    5. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    6. En fazla altın Uşak'tan çıkartılıyor
    7. Yazıcı, işadamlarına TTK'yı anlatacak
    8. Poşetini getirene indirimli ekmek
    9. Tarihi binası olanlara restorasyon kredisi
    10. Konya Kapalı Havzası'nda su alarmı
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek