Yalnızlık Allah'a mahsus. İnsanoğlu hayat yolculuğunda varlıkların öznesidir. Sosyaldir ve katılımcıdır. Hayal ürünü romanlardaki Robenson değildir.
Bütünüyle beşeri ilişkiler: eskimeyen tabirle muamelat, yahut yeni tanımlamayla toplumsal diyaloglar, insanın kozmozdaki yerini belirler...
Önce yüce Yaratıcıyla, sonra tabiatla, fizik çevreyle ve nihayet günlük pratik hayatta hemcinsleriyle medeni ilişkileri, bir insanın sosyolojik bakımdan üç değişik tavırla donanmış olmasını gerektirir.
İnsanın gerçek şahsiyeti değişen olaylar karşısında aldığı tavır ve tepkisidir.
Arkadaşlarımız, komşularımız hatta kendi çocuklarımız arasında uslu, saldırgan, uzlaşmacı yahut içe ve dışa dönük kişilikleri fark edebiliriz.
O anki ruh hali, ilişkilerde esas belirleyici olur.
Birey ve toplum psikolojisini en sağlıklı şekilde yöneticiler bilirler. Kendilerini psikanalizde geliştiren pedagoglar, eğitimciler, sınıf öğretmenleri, imamlar, hekimler ve hakimler bilirler, bilmelidirler.
Fakat hangi kültür düzeyinde ve hangi meslek gurubu içinde olursa olsun basiretli mü'minler: Tecrübi psikolojide yani muamelatta kırk yıllık akedemisyenlerden daha mükemmel ve daha usta birer gönül fatihleridir, yürek avcılarıdır.
Eksiztansiyalist felsefe kuramcıları kendi hipotezlerinin gerekçelerini anlatmaya çalışırken, sıradan bir Müslüman " men arefe nefse va men arefe Rabbe..." formülüyle varoluş sırrını yakalamıştır. İnsanı, Allahın yeryüzündeki temsilcisi, halifesi, yaratılanların en şereflisi, Allahın ayeti ve eseri gözüyle, "Ahsen-i Takvim" gören sade bir Müslümanın eline hiçbir psikolog su dökemez...
İnsanı tanıma sanatının ustalarından köylü Yunus Emre, ne Oxford ne Sorbon mezunu. Ama O, hayatı Kur'an aydınlığında temaşa edebilendir.
" Ete - kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm !"Feryadıyla sızlanan Yunus değil, içindeki İlahi cevher.
Ruhun terennümleri. Allahın lisanıyla konuşan Yunus.
Öğreten ve düşündüren Yunus, psikopatolojiyi de harmanlar. O, paranoya, saplantı-obsasyon, sıkıntı-anksiyete, psikoz, melankoli ve depresyonun da dermanıdır...
"Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı !" diyerek kainatla hesaplaşmaya kalksa da normal beşeri ilişkilerde standart bir teklifi yoktur. Çünkü dünyada özel bir "model ilişki örneği" yoktur. Bir çırpıda her işi bitiren, problemleri çözüveren, her kalbi kazanan ve her kapıyı açan standart bir ilişki örneği yoktu. Ancak olayların seyri içinde tavır tazelenebilir...
Otokritik yani nefsi muhasebe yapmak üzere her insan gözlerini kendi iç dünyasına çevirmek zorunda. Güçlü ve zayıf yanlarını, artı ve eksilerini görerek,
İnsan ilişkilerinde bencilliğini-egosunu aşmak zorunda.
Günümüzde cihat meydanları ne Nil kıyıları, ne de Tuna boylarıdır.
Tebliğin hedefleri ve muhatapları kendi evlerimiz, çocuklarımız, komşularımız ve iş yerlerimizdir. Ve bu uğraşta cephanemiz: imanımız, samimiyetimiz ve bilgimizdir, silahımız ise: insan ilişkilerindeki müsbet deneylerimiz ve ustalığımız.
Ancak insan ilişkilerinde ısrarla bir ideal tip, muhtaç olduğumuz bir zirve model görmek arzusu ve arayışı karşımıza şüphesiz Resulullah'ı çıkarır.
O, insan ilişkilerinde suyun kaynağı.
Gelin bu kaynaktan kana kana içelim!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



