Belçika kralının bahçeleri üzerine, konser salonu yapabilir misiniz? Bir futbol takımına, "Lüksemburg Bahçeleri"ni bağışlayabilir misiniz?
İngiltere kraliçesine ait bir koruluğa, mümkün mü biri gelip evini, köşkünü kondursun.
Krallara en olumlu puan, bahçelerini halka açtıkları zaman verilir.
Uçsuz bucaksız parklarda insanlar dolaştığı zaman.
Bir ağaç müzesi görünümündeki korusunda, tertemiz havada çocuklar kuş sesleri ve bol oksijenle büyüdüğü zaman krallar da halklarına olan sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar.
Bir dükkânda fotokopi çektiriyorum.
Arka tarafta hazin bir görüntü.
Eski bir mesire yerinin katledilmiş, cinayete kurban gitmiş yaralı, ağlamcıl duruşu.
İsmi bile uymamış.
Orhan Veli Kanık Parkı.
Beykoz Belediyesi yıllarca ilgisiz kaldı buraya.
Devasa ağaçlı, oksijen deposu, bol yeşilli bu milli servetle ne büyük şehir belediyesi ilgilendi, ne ilçe belediyesi.
Artık cinayetlerin bile işlendiği, karanlık bir hesaplaşma yerine döndü.
Çocukluğumda aileler toplanır, çok uzaklardan bu mesire yerinde mutlu saatler geçirilirdi.
İstanbul' un Avrupa yakasından, otomobillerin pek sık görülmediği yıllarda; vapurlarla, minibüslerle meşakkatli bir yolculuğu göze alarak insanlar koşup gelirlerdi.
Dost ağaçlar altında top oynarlar, ip atlarlar, çaylarını demleyip serdikleri halılar üzerinde yemeklerini yerlerdi.
Terbiye henüz kaybedilmediğinden etrafta tek çöp, kâğıt bırakılmaz; toplanır, her yer tertemiz bırakılarak öyle dönülürdü eve.
Çocukluğumun yaşlıları ile gençlerini buluşturan bu ortak kültür hazinemiz mesire; hangi masalın cömert ikliminde kaldı acaba.
Devasa çınar ve kestane, çam ağaçları altında yürüme parkurlarında dolaşır, ağaçların kalın gövdesine salıncak ipi bağlarken bile dikkat ederdik; ip, ağacı kesip canını acıtmasın diye.
İçi sapsarı ve beyaz nilüferlerle süslü havuzun fıskiyesinin sunduğu bengi görünüme dalar giderdik.
Mesirenin bekçisi, etraftaki çiçeklerle güllerle ilgilenir, kelebekler ve arılar, kuş koroları arasında huzur senfonisi bestelenirdi.
Havuz etrafındaki iri palmiyelerin yaprakları arasından "gurub vakti" izlenir, yaklaşan akşamın gelmesini istemezdik.
Bu özel yerin, önce yol geçecek diye tarihi ağaçlarını birer birer kestiler.
Sonra Türker İnanoğlu' na ait olduğu söylenen bir köşk gelip havuzun karşısında ızbandut gibi dikilip, ağaçları bir cellât gibi yemeye başladı.
Kenarından köşesinden çalınan arazi kuşa çevrildi.
En son ihaneti de, ismi ile gördü:
Orhan Veli Kanık Parkı.
İyice yoksullaştı.
Geçenlerde gazetelerde içerisinde cinayet işlendiğine dair bir haber okuduğumda, bir kez daha yıkıldım.
Bir zamanların cennet köşeleri nasıl böyle sahipsiz bırakılıp, korku tüneline, mezbeleye çevrilebilmişti.
Baz istasyonları ile bir hayaletler vadisine dönüştürmeye hakkınız var mı?
İçinde az da kalsa eski ağaçları durmakta.
Artık orada dolaşmaya korksam da, oğlumla gidip ağaçları sayıp not ettim.
İyi korunamasalar da elde kalanlarla yine mesire görüntüsü verilebilir.
Beykoz belediyesi, önce tarihi dokuyu işgal eden o ızbandut binayı sit alanından çıkarıp, baz istasyonunu kaldırıp, sonra ismini değiştirmelidir.
Çünkü Kavacık mesiresi; 18.yüzyılda, 1.Mahmud'un(1730-1754)nedimlerinden Sadık ve Hüseyin Ağa kardeşler tarafından özenle düzenletilmiştir.
Padişah da burayı çok sevmiş ve sık gelmeye başlamıştır. Suyu ve havuzu ile meşhur bu mesirede çocukluğumda hayal meyal hatırladığım anılarda, babamın elinden tutmuş gezerken, pencereleri kafesli, güzel köşklerde vardı, onlar da duyarsızlığın pençelerinde yıkılıp kayboldular.
Zaten havuzun mermer çeşmesinin başlığı da, devrinin özelliği olan lale formunda ve kitabesinde Sultan Mahmud ismini vermekte idi. Böylece mesirenin ismi bile elimizde, "Sultan Mahmud Mesiresi".
O halde Orhan Veli'nin bu parkla işi ne.
Belediye yeni bir yeşil alan tayin eder, oraya bu şairin ismini verirse daha etik olur.
Bir sultan korusuna, hiç ilgisi olmayan birinin isminin verilmesi yanlış.
Belçika kralının bahçesinde çocuklarını gezdirenler, kralın onlar için şükranla anılacak büyük bir iyilik yaptığını fısıldarlar. Bizse sultan korularının zarif yamaçlarının ışığını kesip karartmakta, ağaçlarını öldürmekte, baz istasyonlarını kurulabilecek en son yere bırakma gibi ilkelliklerle, gelecek nesillerimize verilebilecek her türlü zarardan geri kalmamaktayız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



