milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Sultan Abdülhamid’in “Kürt Politikası”...

31 OCAK 2010
PAZ 02:30

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Osmanlı devlet adamlarını ele alırken en önemli şey, onlarında birer insan olduklarını dikkate almaktır. Osmanlı padişahları başarılarıyla, başarısızlıklarıyla, cesaretleriyle, korkularıyla, vehimleriyle, zaaflarıyla birer insandı... Kimi tarih yazarlarının ifadesiyle "gölgesinden korkan insanlar" değildi. Hatta 70'li yıllarda bir akademisyen, hem de "muhafazakâr" geçinen bir kelli felli bir akademisyen Osmanlı padişahlarını "gölgesinden korkan" bireyler olduğunu iddia edince sonunda Nurullah Ataç gibi hiç beklenmeyen yazarlar bile galeyana gelerek bu görüşü şiddetli bir şekilde eleştirmişlerdir. O yüzden tarihi olaylara ve şahsiyetlere yaklaşırken onları siyah beyaz tonlarla değerlendirmek hatadan başka bir şey değildir. Onları farklı renklerde değerlendirmek gerekir. Bu açıdan Osmanlı padişahlarını ele aldığımızda bırakın onların despot olmalarını, çoğu mazlum ve mağdur adamlardır. Zulme ve gadre uğramış bireylerdir.

Daha dünkü yazımda aktardığım son Osmanlı Padişahı Vahideddin'in bir sözünü tekrarlamakta yarar var: "Bizim hânedanımıza her türlüsü gelmiştir; sarhoşu gelmiştir, zalimi gelmiştir, delisi gelmiştir, aptalı gelmiştir, fakat dinsizi gelmemiştir." Dolayısıyla Osmanlı padişahlarının her biri dini bütün insanlardır.

Ayrıca Osmanlı'nın müdafaaya ihtiyacı da yoktur. Kurduğu medeniyetle, devlet teşkilatıyla, cihan devleti olma vasfıyla zaten tarihteki yerini almıştır. Bizim de zaten Osmanlıyı ele alırken mahkeme değil, muhakeme etme lüksümüz vardır. Ancak o zaman tarihi hakikatlerden alacağımız ders önümüzü aydınlatabilir, projektör işlevi görebilir.

Diğer taraftan Osmanlı devlet adamları arasında en tartışılan, hakkında en fazla yazı yazılan devlet adamı II. Abdülhamid'dir. Gerek uyguladığı iç ve dış politikalarla, gerek 33 yıl gibi uzun süren devr-i iktidarıyla Sultan Hamid, bunu fazlasıyla hak etmiş bir devlet adamıdır. Günümüzdeki pek çok hadiseye neşter vuracak çözümleri onun politikalarında bulmak mümkündür.

Sultan Abdülhamid'in uyguladığı politikalarda bir özgüven söz konusudur. Batılılara karşı bir kompleksi yoktur. İnancında kavidir. Batılıların Müslümanları küçük göstermek ve kötülemek için kullandıkları "Müslümanlar taassup içindedir" şeklindeki yargılamaları Sultan Hamid Batılıların birer basit klişesi, sloganı olarak değerlendirir: "Hıristiyanlar bizde olunca taassup dedikleri, kendilerine gelince vatan sevgisi diye adlandırdıkları aşk, aynı aşk değil midir?" diyerek batılıların çelişkilerini yüzlerine vurur. Arkasından da ekler: "Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır..."

Ülkemizin çeyrek asra varan bir süreçte en büyük problemi olan terör hadisesine en büyük destekçisi Batılılar olmuştur. Ve Batılılar bunu "Kürtlerin hakkı gasp ediliyor, hakları verilmiyor" vaveylaları arasında yapmışlar, terörün hamisi olmuşlardır. Aslında onların niyetleri ülkeyi parçalamaktan başka bir şey değildir. Bu parçalama uğruna da Kürt kardeşlerimizi hiçbir zaman temsil etmeyen terör hareketini, ülkemizi parçalama yolunda maşa olarak kullanmış ve hâlâ da kullanmaktadırlar. Oysa ikiyüzlü batı Osmanlı döneminde Sultan Abdülhamid "Kürt alayları" teşkil ettiğinde de bu alaylara şiddetle karşı çıkmış, bu alayları Osmanlı'nın istikbali için tehlike addetmişlerdir. İşte batılıların bu münafık bakış açısını Sultan Abdülhamid şöyle dile getirir:

"Kürt alaylarını teşkil ettiğim için, Avrupa gazeteleri acı acı tenkidde bulunuyorlar ve teşkilat meydana geldiğinden beri Kürtlerin, Şark vilâyetlerindeki Ermenilere daha vahşice davrandıklarını iddia ediyorlar ve bizim tarafımızdan teşkilatlandırılan Kürtlerin, istiklâllerini ilân etmek için bize karşı isyan edeceklerinden endişe ettiklerini söylüyorlar..."

Yalnızca batılılar ve batı yandaşı yerli muharrirler Sultan Hamid'in oluşturduğu "Kürt alaylarına" karşı çıkmaz. Bazı Osmanlı paşaları da bu alayların teşkiline muhalefet ederler. Bu karşı çıkış olgusunun temel dayanağı olmadığını belirten Sultan Abdülhamid ise neden Kürt alaylarını oluşturduğunu şöyle izah eder:

"Rusya ile bir harb vukuunda, disiplinli bir şekilde yetiştirilen bu Kürt alayları, bize çok büyük hizmette bulunabilirler. Ayrıca orduda öğrenecekleri "itaat" fikri, kendileri için de faydalı olacaktır. Zabit unvanı verdiğimiz Kürt Ağları ise yeni mevkileriyle övünecekler ve bir miktar zapt-ı rapt altına girmeye gayret edeceklerdir. Çıraklık devirlerini bu şekilde tamamlayacak olan "Hamidiye" alayları sonunda kıymetli bir ordu hâline geleceklerdir..."

Tebaasında bulunan Kürt insanına karşı Abdülhamid'in bu tutum ve davranışı, Batılar ve onların yerli taifeleri tarafından şiddetle eleştirilse de Sultan Hamid, Kürtlerle ilgili çaba ve çalışmalarına hız verir. Kürt Ağaların çocuklarını İstanbul'a getirtip okutur, çeşitli memuriyetlere yerleştirir. Bu siyaseti uygularken de şu haklı gerekçeyi öne sürer:

"... Senelerdir Hıristiyan Ermeniler nazır mevkilerini işgal etmişlerdir. Bundan sonra da kendi dinimizden olan Kürtleri kendimize yaklaştırmakta ne gibi zarar olabilir?"

Sultan Hamid uyguladığı politikanın doğru bir politika olduğunu belirtir. Kürt kazaklarından alaylar teşkil edilmesinin tenkid edilmesine aldırmaz ve bundan vazgeçmez. Zaten ona göre en doğru yöntem budur. Osmanlı ordusu ancak Müslümanlardan teşkil edilebilir. "Gayri Müslimlerden ordu teşkili ona göre hayal kurmak ve intihardan başka bir şey değildir."*

Sultan Hamid, uyguladığı "İslâm birliği" siyasetiyle Osmanlı'nın çöküş ve çözülüşüne kısmi de olsa sed çekmiştir. "Hareket Ordusu" karşısında gösterdiği tavır ise bir noktada "basiret bağlanması" olarak nitelenebilir. Çünkü sürgün yıllarında tavrını yanlış olduğunu itiraf etme cihetine gitmiştir.

Diyeceğimiz o ki, bu ülkede Türküyle, Kürdüyle bir bütünüz ve kardeşiz. Sorun, insanların Kürt ya da Türk olması sorunu değildir. Bu gayet tabii olan ve insanların seçme imkânı olmayan bir hususiyettir. Asıl sorun insanların Kürt ya da Türk olması değil, Türkçülük ve Kürtçülük yapmasıdır. Bu ise pagan kültürüne yağ sürmek, kafatasçılık yapmaktan başka bir şey değildir. Bu yüzden "Mızraklı İlmihal"deki şu ifadeleri sıklıkla okunması gerekmektedir: "Milletim Millet-i İslâm'dır. Delilim Allah ü Tealâ'nın Hac suresindeki 78. ayet-i kerimesidir."

İşte o zaman ortada ne Türkçülük, ne de Kürtçülük kalır. Geriye yalnızca kardeşlik, birlik, beraberlik ve dayanışma kalır...

* Geniş bilgi için bkz. Sultan Abdülhamid, Siyasi Hatıratım, Dergah Yayınları 1987, İstanbul 74- 75.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 31.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: abdülhamid, türbe, kültür, siyaset, hac, üniversite, çin, çukurova, çiftlik, tüfek, silah, şifre,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Fahri Güven

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Üç farklı Said Nursî
    2. Allah'ın sözü olan Kur'an'ın önemini çocuklara kavratmak...
    3. Çocuklara Allah inancı şöyle anlatılmalıdır...
    4. Çocuklara Allah sevgisi nasıl anlatılmalıdır?
    5. "Kıblesiz bir dünyada yaşıyoruz ama bizim kıblemiz var..."
    6. Şiir sağanağı…
    7. Padişahların ölümleri...
    8. Hacca gidemiyorsanız Hazreti Peygamber'e mektup yazın...
    9. Said Nursî'nin 1940 sonrasında gördüğü zulüm ve işkenceler...
    10. Bediüzzaman Said Nursî'den kadınlara tavsiyeler...
    1. İstiklâl Marşı’nın yazılış hikâyesi… (1)
    2. Hz. Peygamber: “Cennet’in kokusunu duymak isteyenler çocuklarını koklasın...”
    3. Metin Yüksel'in şehid edilişinde teselli...
    4. Çocuk eğitimi anne karnında başlar…
    5. “İstiklâl Marşı”nın yazılış hikâyesi… -II-
    6. Hz. Enes’in Hz. Peygamber’le ilgili bir hatırası…
    7. “İzmir Kestane Pazarı Üniversitesinde” yaprak dökümü…
    8. Bir mebusumuzun anlattığı Ömer Seyfettin’in “Üç nasihat”i…
    9. Çocuk sevgisinin Sevgili Peygamberimizdeki yansıması…
    10. Üstad İsmet Özel ve “İstiklâl Marşı Derneği…”
    1. Hz. Ali’den üç mektup…
    2. Bedduanın da böylesi...
    3. İsmet Özel mi haklı, yoksa İhsan Süreyya Hoca mı?
    4. Başbakan, teamül ve tahammül…
    5. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın alnına yazılan hat…
    6. Toptancılığa destek vermek düşüncemizi tasfiye etmek değil midir?
    7. Bir tokat bir çocuğun da, bir ülkenin de hayatını söndürebilir…
    8. Döşeği yere sert atmanın anlamı…
    9. Ahmet Muhtar Büyükçınar Hoca Efendi’yi ziyaret…
    10. Hz. Ömer’den ibret dersleri...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek