Dikkatinizi çekiyor mu? Sözde Ermeni soykırımı bahane edilerek Türkiye üzerinde bir oyun oynanmaya çalışılıyor. Konunun Batılı ülkeler tarafından tekrar tekrar gündeme getirilmesi bir tesadüfün sonucu mu? Hem de, tarihi bir konu, belge ve arşivler üzerinden değil de; siyasi yöntemler kullanılarak ele alınıyor. Fransa Parlamentosu, tarihçilerin sahası olan bir konuyu karara bağlama yetkisini nereden alıyor? Önce İsviçre, "Türkiye Ermeni Soykırımı yapmamıştır" diyen bilim adamlarına cezalar yağdırdı; şimdi de Fransa siyasi yöntemlerle aynı şeyi yapıyor. Bu programla, Türkiye'nin uluslararası platformda mahkum edilmek istendiği açık değil mi?
Soykırım iddialarını, yalnız, Nicolas Sarkozy'nin yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde popüler olmak isteyişinden dolayı gündeme getirildiği sebebine bağlayamazsınız! Türkiye - AB ilişkilerinin de bu sonuçta payı var. Düşünebiliyor musunuz? Köklü bir geçmişe sahip olan ve halkı müslüman bir ülke durumundaki Türkiye, yarım asırdır, tamamı Hıristiyan ülkelerden oluşan bir topluluğa (AB) üye olmak istiyor. AB, bu talebi stratejik kaygılarla ne "evet" diyebiliyor, ne de "hayır"! Ancak, isteksizlik ve tedirginliğini her fırsatta dile getiriyor. Tarihi gerçekler, Türkiye'nin haklılığını ortaya koymasına rağmen, soykırım iddiaları konusunda Türkiye'nin yanında yer alan bir tek AB ülkesi var mı? Bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Çünkü, ortada dini ve kültürel bir çatışma söz konusu.
Tarihçiler ne diyor?
Tarihçi - Yazar Ali Söylemezoğlu, 1915'te yaşananları ele aldığı "Madalyonun Öteki Yüzü" adlı eserinde şunları yazıyor: "İngiliz, Fransız ve Rusların kışkırtması sonucu zulmü başlatan Ermeni Ulusal Hareketi'nin kendisi olmuştur. Bu zulüm bugün de devam etmektedir. 1991'de Ermenilerin Hocali'de yaptığı katliam unutulabilir mi?"
Trabzon Belediyesi'nin düzenlediği "Ermeni Meselesi ve Soykırım Yalanı" konulu panelde konuşan KTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Öksüz, "Osmanlı Devleti'nin, vatandaşı durumundaki Ermenileri himaye ettiğini şöyle anlattı: "Ermeni vatandaşların, Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde bulunan yerlere nakil hadisesi, Ermenilerin can güvenliğini sağlama projesiydi. Ermeniler soykırıma uğramadı, bilakis vatandaşı oldukları Osmanlı Devleti tarafından korundu." (Nisan, 2010)
"Türk - Ermeni İlişkileri ve Soykırım İddiaları"nı incelemek için kurulmuş komisyonun proje editörü ve Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Enis Şahin de şunları söylüyor: "1876 yılından 1916 yılına kadar, Ermenilerin terör faaliyetleri sonucunda hayatını kaybeden sivil insan sayısı iki milyondur." (Aralık, 2009)
Fransa kendine baksın!
Gerçek bu iken, Fransa'nın son gayretkeşliğinin sebebi nedir dersiniz? Hem de sömürgecilikle anılan tarihine, Cezayir ve Ruanda gibi yerlerde işlediği insanlık suçlarına rağmen. Bunu en iyi şekilde ortaya koyan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak oldu.
Sayın Kamalak, Milli Mücadele yıllarında Fransızların Anadolu'yu işgal etme çalışmalarını şöyle dile getirdi: "Bizim tarihimizin bütün sayfaları berrak ve net bir şekilde ortadadır. Biz neden Maraş'a Kahramanmaraş, Antep'e Gaziantep, Urfa'ya Şanlıurfa diyoruz? Biz bu ünvanları, Fransızlara karşı kazandığımız haklı zaferimizden sonra aldık. Bu şehirlerimizi onların işgalinden kurtardık. Ne işiniz vardı Maraş, Antep ve Urfa'da? Tarihimizi karalamayı bırakın da, kendi tarihinize bakın! (23. 12. 2011)
Türkiye, bu olaylardan ders almalıdır. Fransa, AB içinde büyük etkinliği olan bir ülkedir. Yarım asırdır, Türkiye'deki yöneticilerin tek taraflı olarak tutuldukları Avrupa sevdasına rağmen, AB'nin Türkiye hakkındaki tavrı ortadadır. Türkiye müttefiklerini iyi seçmek zorundadır. Tarih boyunca, dost bildiğimiz müttefiklerimizden az mı çektik? Her şey açık değil mi? Aynı inancı taşıyan Avrupa ülkeleri AB'de toplandılar. Türkiye'nin de aynı inancı taşıyan kardeş ülkelerle "İslam Birliği" içinde yer alması gerekmez mi? D - 8'lerle bu işin temeli atılmıştır. Hem de Türkiye'nin öncülüğünde. Şimdi, D - 8'leri fonksiyonel hale getirme zamanı. İslam Birliği'ne baş olmak dururken, AB'ye kuyruk olmaya çalışmak akıl karı mı?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



