Her gün namazımızda Kureyş suresini okuruz. Halkımızın dilinde Li ilafi suresidir.
Bu surede Rabbimiz, dostluğa, ülfete, kaynaşmaya dikkat çektikten sonra açlık ve güvenlik konusuna dikkatimizi çeker.
Şahıslar veya devletlerarasında kaynaşma, ülfet olmazsa açlık ve güvensizlik o boşluğu doldurur.
En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) toplantısı 09-13 Mayıs tarihleri arasında Türkiye'de yapılıyor.
Dünya nüfusunun yüzde onu günlük bir doların altında parayla hayatını geçirmeye çalışıyormuş.
Birleşmiş Milletler standardına göre kişi başına milli gelir yıllık 900 dolar veya daha altında olursa o ülke En Az Gelişmiş Ülke sayılırmış.
Bu durumda olan ülkelerin nüfusu da dünya nüfusunun onda birini buluyormuş.
Yani yedi yüz milyon civarında.
Sayımı da soyguncular yaparsa durum işte bu olur.
Gelişmiş ülkelerden sayılan Hindistan'da neredeyse yedi yüz milyon insan Dolar görmeden yarı ölü yaşayıp gidiyor.
Halbuki Hindistan'da kişi başına milli gelir üç bin doların üzerinde imiş.
2009'da Hindistan'ın Başkenti Yeni Delhi'de yürüyüş yapan bir gurup insanın kimler olduğunu sordum.
"Bunlar Hind fakirleridir" dediler.
En önde yürüyen, doğduğundan beri tıraş olmayan, eti kemiğine yapışık yaşlı adama sor ne istiyormuş" dedim.
İstenecek adam olmadığından, hiçbir şey istemiyormuş.
İstanbul toplantısına katılan kırk sekiz ülkenin bir kaçının nüfusundan fazlası evsiz barksız yaşarmış Amerika sömürgen devletinde.
Ama o ülkenin adı çok çok gelişmiş ülkelerin başında sayılmakta.
Gelişmiş ve çok gelişmiş ülkelerin fakirlerini toplasak bu kırk sekiz ülkenin toplam nüfusundan fazladır.
Sonra bazı hesapları Dolar üzerinden yapmak da yanıltıcı olur.
Mesela, Üsame Bin Laden'in öldürüldüğü iddia edilen evin Amerikalı emlakçılara göre fiyatı bir milyon dolar diye hesaplanırken, Pakistanlı emlakçıya göre on beş bin dolardır.
Dolar hesabı yerine kişinin doyup doymadığı hesap edilmelidir.
Rabbimiz Maun suresinde halkımızın diliyle Eraeytellezi suresinde İslam dinine, ahirete inanmayanların yetime ve fakirin doyurulmasına teşvikte bulunmayacağını haber verir.
Bakınız, o fakir ülkelerin kalkındırılması toplantısına o fakir ülkeleri soyanlar katılmadılar.
Bu da Rabbimizin haberini doğrulamış oluyor.
Daha önce de Afrika'ya yardım için giden bir heyetimize Türk Büyükelçisi "Başkentin sokaklarında gördüğünüz beyazların hepsi bu ülkeyi soymak için buradalar. Beyaz insan olarak yalnız sizler vermek için buradasınız" der.
Bu heyet de dini bir emrin yerine getirilmesi için oralarda yardım için dolaşıyorlardı.
En Az Gelişmiş Ülkelerin çocuklarını okutarak yardım elinizi uzatabilirsiniz ama dikkat ediniz, soyguncular, ülkelerin yer altı ve yerüstü zenginliklerini sömürdükleri gibi beyinlerini de sömürüyorlar.
Okumak için gidenleri geri göndermiyorlar.
Bir müddet sömürgenleştirdikten sonra Afganistan'da olduğu gibi tekrar kendi ülkesine sömürge valisi olarak gönderiyorlar.
Halkı Müslüman ülkelerin halklarının birçok yardım yaptığını biliyoruz.
Sivil toplum kuruluşlarına devlet desteği verilerek organize işler yapması sağlanmalı.
Eğitim, sanayi ve ziraat konusunda uzmanlar, yerinde faaliyet göstermeli.
Birleşmiş Milletlere bir teklif götürülüp son yirmi beş yıl içinde bu 48 ülkeden mal alan ülkelerin bu malların gerçek değerini ödemeleri sağlanmalı.
Bu ülkelerle önce dostluk kurulmalı, sonra açlık halledilmeli sonra güven içinde kardeşliklerimize devam edilmeli.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



