İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme sadece insanlar arasındaki iletişimi/etkileşimi artırmadı aynı zamanda toplumlar arasındaki iletişimi de güçlendirdi.
İnternet, toplumları dünyaya açtı.
İnternetteki sanal ağ grupları, networkler, bloglar, facebook, twitter gibi anlık iletişim sağlayan mekanizmalar insanların dünyaya bakışını, algılama biçimlerini değiştirdi. Onları çok şeyden haberdar etmeye başladı.
Özellikle demokratik açıdan geri kalmış, gelişememiş toplumlarda internet iki önemli görevi yerine getirdi.
Birincisi, ülke içindeki olup bitenler internet üzerinden dünya ile paylaşıldı. Özellikle gençler Twitter ya da facebook'daki hesaplarından ülke içindeki olumsuzlukları dünyaya duyurmaya başladı. İnsan hakları ihlallerini belgeleyen fotoğraflar, videolar bu paylaşım sitelerine yüklendi. İnternet, eskiden kapalı bir kutu olan ülkelerin içinde olup bitenleri tüm çıplaklığı ile dünya kamuoyunun önüne serdi. İnternet çağında artık hukuksuzlukları, zulümleri, insanlık dışı uygulamaları saklamak imkansız hale geldi.
İkincisi de internet aracılığıyla, demokrasi dışı uygulamaların yapıldığını, insan haklarının ihlal edildiğini öğrenen insanların o ülkeye yönelik tepkileri arttı. Eskiden duyulmadığı, bilinmediği için yok farz edilen uygulamalar, artık görülmeye, duyulmaya, bilinmeye başladı; sivil toplum örgütleri demokrasi dışı uygulamalarla mücadele etmeye başladı. İnternet, bir anlamda dünyanın vicdanını harekete geçirdi. Kendi ülkesinde haksızlığa uğrayan insanların sesini tüm dünyaya duyurdu. Bu sesi duyan vicdan sahibi kişilerin harekete geçmesi, çok şeyin değişmesine de ön ayak oldu.
Tabii, internet mecrasının oluşturduğu sosyal medya, demokrasi dışı uygulamaların tüm dünyaya duyurulmasını, sorunların paylaşılmasını sağladığı gibi, demokratik olmayan ortamlardan kendi çıkarlarına yönelik bir şeyler devşirmeye çalışan odaklara da önemli imkanlar sundu.
Bu ifadeyi biraz açalım: Mesela, Soros gibi adamlar sosyal medyanın sunduğu imkanları kullanarak kapalı toplumlarda kendi çıkarlarına uygun kişileri iktidara getirmek için toplum mühendisliğine soyundular. İnternet üzerinden o ülkede örgütlendiler, kendilerine yandaş muhalefet peydahladılar, bu yandaş muhalefeti büyütmek için açık toplum enstitüleri aracılığıyla çok ciddi miktarlarda maddi kaynak aktardılar.
Sosyal medya üzerinden oluşturulan muhalefet son yıllarda Ukrayna, Gürcistan, Moldova ve Kırgızistan'da iktidarların el değiştirmesine neden oldu. Sosyal medya üzerinden örgütlenen muhalefet hareketleri kimsenin tahmin bile edemeyeceği sonuçlara yol açtı.
Sosyal medyanın olduğu bir dünyada artık bazı şeyleri saklayabilmek olanaksız. İnterneti yasaklamak bile çözüm değil. Sosyal medya hızla büyüyor, sadece insanlar arasındaki iletişimi etkilemiyor adeta dünyanın iletişim coğrafyasının sınırlarını yeniden çiziyor.
Sosyal medyayı iyi niyetli insanlar da kullanıyor, Soros gibi kötü niyetliler de...
Ülkesindeki demokrasi dışı tutumları, yolsuzlukları, hırsızlıkları dünyaya duyurmak, dikta rejiminin yıkılmasını sağlamak, insanca ve özgürce yaşamak isteyen gençler de sosyal medyayı kullanıyor; ülkenin kapalı rejiminden yararlanıp tezgahladığı sahne muhalefet hareketleriyle o ülkenin kaynaklarına el koymak, sömürmek isteyen karanlık güç odakları da...
Gerçeğini sahtesinden ayırt etmek de artık bize düşüyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



