Hani, geçen günkü 'Sermayenin planı ve yapılması gerekenler' yazımda (07.07.2009), meseleyi 'adalet' yani 'yargı' noktasına getirip 6 maddeden oluşan çözüm önerilerimi yazmıştım ya; bugün bu konuya biraz daha yoğunlaşalım ve detaylandıralım.
Neden?
Çünkü 'Adalet' mülkün yani yönetimin esasıdır, temelidir.
'Adalet' yoksa, gerisi de yoktur; ne huzur, ne saadet, ne refah ne de başkaca bir şey.
O yazıda, 'O halde adil, bağımsız, tarafsız, etkin ve saygın yargıyı nasıl gerçekleştirebiliriz?' diye sormuş, sonra çare ve çözümleri tek tek sıralamıştım.
Elbette, ondan sonraki iki yazıda, çağımızdaki 'Ana sorun' olan 'işsizlik sorununu nasıl çözdüğümüzü' anlatırken yazdıklarımın, bu çerçevede ilgililerce dikkate ve nazar-ı itibara alınmasını bir kere daha hatırlattıktan sonra, 'Adalet meselesine' geçmeliyiz...
***
Adalet reformu kapsamında yapılması gerekenleri özetleyelim:
Dokunulmazlıklar kaldırılmalı... İllerde yüksek il mahkemeleri kurulmalı.. Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda küçük değişiklikler yapılmalı... Avukatlık müessesesi hakemlik müessesesine dönüştürülmeli... Savcılık mesleği kaldırılmalı, kamu avukatlığı ya da kamu hakemliği müessesesine dönüştürülmeli... Ceza hukukunda bilirkişi raporları esas olacak şekilde değişiklik yapılmalı...
İşte bu reformlar gerçekleştikten sonra "Tarafsız, bağımsız, etkin ve saygın yargı" oluşacak ve ülkede "gerçek adalet" tesis edilmiş olacaktır.
Yani bu adalet reformlarının gerçekleştirildiği düzende terör olmayacaktır. Bu düzende insanlar isteyerek devletlerine tâbi olacaklardır. Bu düzende suçlular korkacak, suçsuzlar güven içinde olacaklardır. Sokakta yürüyen adam şunu bilecek; ben herhangi bir suç işlersem, bu suç yanımda kalmaz, ben yakalanmayıp da yaptığım hırsızlık veya haksızlık bana kâr kalmaz. Polis derhal yakalar, yakama yapışır, adliyeye teslim eder. Yargı da o gün cezamı verdirir. Ama ben suçsuzsam, hiç kimse bana dokunamaz. Polis de dokunamaz. Ama bu düzen suçluyu da ânında yakalayıp hiç gecikmeden cezalandıran bir düzendir.
***
Bütün bunların gerçekleşmesi için:
- Yargı tarafsız, bağımsız, etkin ve saygın olacaktır. Hakimlik ve avukatlık sistemi değil, "Hakemlik sistemi" bunu sağlıyor.
- Soruşturma sorumlu olacaktır. Yani soruşturma sonunda varılan hususlar yanlış çıkarsa, soruşturmacılar dayanışması mağdurun zararını tazmin edecektir.
- Bilirkişilik de hakemliğe benzer. Taraflar birer bilirkişi seçerler ve baş bilirkişiyi de hakemler seçerler.
- Savcılık yok olacak, kamu hakemi savcı olacak ve her zaman değişebilecektir. Bu da diğer hakemlerden farklı olmayacaktır.
Güçlü adalet ve devlet yapısı işte bu şekilde kurulacaktır.
"Adil Düzen" ile "Adil Ekonomik Düzen" ülkeye ve dünyaya yayılacaktır.
Devletler ulusal olacak ama iki gruba ayrılacaklar;
- "ADİL" devletler...
- "ZALİM" devletler...
Zalim devletler kuvveti üstün tutacaklar.
Adil devletler ise Hakkı üstün tutacaklardır.
İnsanlık adına mücadele ve yarış işte bunlar arasında olacaktır.
"Hayır"da yarış olacaktır, "Şer"de yarış değil; "hayır"da yarış...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



