milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Sor bakalım niye çalışmıyoruz IMF ile?

16 MART 2010
SAL 00:21

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

24 Ocak 1980'den sonraki ekonomi politikaları, Türkiye'nin yeni yeni tecrübe etmeye zorlandığı dışa açılmasını ve küresel sisteme (gerek ekonomik, gerek siyasal) giderek eklemlenmesini kolaylaştırmayı amaçladı. Adım adım iğdiş edilen Türk sanayii, millilikten uzaklaşan sermaye yapısı ve küresel sistemin öngördüğü şekilde küresel işbölümünde pek de önemli olmayan bir yeri olan bir ekonomi vücuda getirildi. İnsan gücü, geçmiş dönemlere göre daha yetişmiş, eğitilmiş bir hal aldı belki, ancak dışa bağımlılık ve bir türlü gerçek manada sanayileşememek (dolayısıyla bilginin ve teknolojinin de üreticisi olamamak) yüzünden verimli kullanılması mümkün olmadı.

Özal döneminde hayata geçirilmeye başlanan serbest piyasa felsefesine dayalı ekonomik model, kıt kaynaklarını ve sınırlı sayıdaki tesislerini bir plan dahilinde kullanan Türkiye'yi, dış ticaretin büyümenin ana ekseninde yer aldığı (genelde de dış ticaret açıkları ve sonucunda da borçlanma) bir modele zorladı. Temel felsefe olarak bir yanlışlık içerdiği söylenemez, ancak terk edilen ithal ikameci politikaların yerine hammadde ihraç edip, bitmiş mal ithal eden bir anlayış kabul edildi. Açık bir ifadeyle, dışarıya kaynak transferi de demek mümkün buna. Her ne kadar, Türk ekonomisi halihazırda bitmiş mal da üretip satabilecek bir konuma gelmiş dahi olsa, "montaj sanayii"nden öteye geçtiğini söylemek de zor. Her gelen siyasi iradenin de, hem "enkaz devraldık" manasındaki bahanelerin ardına sığınması, hem de bu örtülü kaynak transferi sarmalını kırma cesaretini gösteremeyişi, Türkiye'nin özellikle 90'lı yılların ikinci yarısından itibaren kırılgan bir ekonomiyle olası krizlere karşı savunmasız kalması gerçeğini ortaya koydu. '94 krizi, '98 krizi, 2001 krizi derken, Türkiye ciddi manada yapısal değişikliklere zorlandı. En son olarak, 2001 krizinden sonra hayata geçirilmeye başlanan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı", küresel sistemin bakış açısından Türkiye ekonomisi için çareler içeren bir uygulama oldu.

Defalarca IMF'yle anlaşmalar yapan Türkiye için o dönemde yeni bir anlaşma, yeni bir başlangıç, bir bakıma da "hayat öpücüğü" olarak algılandı. Dünya Bankası'ndan gelen bir kurtarıcı ve uygulanan sihirli reçete, her anlamda toz duman olmuş ülkenin kurtuluşu olarak sunuldu. Acilen borç paraya ihtiyaç duyan Türkiye, itibarını ve mali yapısını uluslar arası bir fon (bir bakıma banka) sayesinde kurtaracağını düşündü.

Yaklaşık olarak son 8 sene boyunca da, IMF merkezli politikalar devam etti. İlk öncelik olarak borç verdiği paranın geri ödenmesini belirleyen IMF, bunu sağlamanın yolu olarak yatırım harcamalarına sıcak bakmadı, maaşların arttırılmasını hoş karşılamadı. "Faiz dışı fazla"  hedefleri koyarak kendisini garanti alma yoluna gitti. Halkın reel gelirinin daralması pahasına istikrar politikalarını gündeme getirdi. Bu minvalde, reel gelir bakımından yoksullaşan insanların daha az harcama yapmaları da, enflasyonda düşüş olarak takdim edildi.

İşin garip tarafı, kapitalist ekonomik sistemi bir zamanlar "insanlık düşmanı" gibi gören kimselerin, şaşırtıcı bir değişimle "konjonktürel gerçek" veya "ekonominin gerçeği" olarak meseleye yaklaşmaları oldu. 2008'in sonlarına doğru başlayan küresel kriz çerçevesinde, ülkeleri "çevre" ve "merkez" ayrımına tabii tutan ve buna göre acı veya tatlı reçeteler sunan (egemenlerin finans kuruluşu) olan IMF, ekonomiyi faiz-döviz-borsa üçgeninden ibaret görenlerin haricindeki bazı kesimler tarafından da neredeyse kutsanır hale geldi. Bunda, pragmatik ve popülist yaklaşımın da payı olduğunu es geçmemeli.

Halbuki, uluslar arası camiada itibarı en düşük ve en güvenilmez kurumlardan bahsedilecek olsa, IMF ilk akla gelen örneklerden olacaktır. Bir çok ülkede yaşadığı fiyaskolar ve neticesinde de kapı dışarı edilmeler sebebiyle bir hayli olumsuz bir imaja sahip olan bir kurum, Türkiye nezdinde "umut" olarak görülebildi. Aslında, bir kesim tarafından "umut" olarak görülürken, büyük halk yığınları "baş belası" nazarıyla baktı demek daha doğru olur.

Bugün gelinen noktada, "ucuz para" bulma dışında hiçbir kriter göz önüne alınmıyor demek ve IMF  haricinde "daha ucuz" bir kaynak bulundu da denebilir. Bir ekonomik yapının gidişatını bu kadar basit bir değişkene (ucuz para) indirgemek ne kadar doğrudur, tartışılır. Gerçi, yüklü miktardaki borcu ve borcun faizi heyülalarıyla başı dertte olan bir ülke, haliyle yatırım yapmayı, milli bir sanayi, milli bir teknoloji atılımı yapmayı ikinci plana atabiliyor. Atmamalıdır yine de. Borç para-faiz sarmalını devam ettirmenin "daha ucuz" yolunun bulunduğu anlamı çıkıyor buradan, IMF'den ayrılmanın sebebini milli bir ekonomik sisteme yormak iyimserlik olur gibi.

IMF'den vazgeçmede amil olduğu söylenen "ucuz para" olgusu gibi bir sebep, konjonktürel dalgalardan medet ummaya devamı işaret ediyor. Alternatif kaynak nedir acaba? "Daha ucuz" kaynağın IMF'den farklı olacağını nereden bileceğiz? Kaynağı bilmeyince cevaplaması da mümkün değil şu anda.

Öyle ya da böyle, olumlu sayalım veya hiç bir şey değişmedi diyelim. Şu gerçek ortaya çıkıyor, demek ki her tenkit, her farklı fikir bila istisna yanlış dememek gerekirmiş. Küresel sistemin bir parçası haline gelmiş de olabilirsiniz veya ekonomik güce sahip olmamaktan kaynaklı bir bakıma bağımlı bir tavır içinde de olabilirsiniz. Ancak, yine de tamamen eliniz kolunuz bağlı hissiyatına kapılmayın. Brezilya da birkaç sene önce reddetti IMF'yi ve kendi yolunu çizdi. Parlak bir görüntü sergiliyor, hızla büyüyor. Demek ki, aksi de mümkün olabilir. Bu, çıkarılacak bir derstir. Bir diğer ders de, ekonominin borsadan ibaret olmadığı ve uluslararası derecelendirme kuruluşlarının (her ne kadar borçlanmaya doğrudan etkileri olsa da) koskoca bir ülkeye bu kadar kolay tesir etmemeleri gerçeğidir.

"Artık çalışmıyoruz" demenin sebebi "ucuz para" gibi basit bir argüman veya iç siyaset gibi bir unsursa, birkaç sene sonra IMF'nin kapıdan bize el salladığını görebiliriz tekrardan.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 16.03.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: imf, kriz, ekonomi, dünya bankası,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    2. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    3. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    4. Gitti eskisi, geldi yenisi
    5. Ne bu şiddet, bu celâl!
    6. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    7. Dış politikamızın şahidi Biden
    8. Çengelköy sırtlarında
    9. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    10. Takla at, olmadı göbek at!
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek