Sömestr tatiline, eskiden “şubat tatili” de deniyordu fakat bu yıl, ilk defa bu tatil dönemine şubat tatili dememize fırsat vermiyor. Çünkü ikinci dönem şubat ayı gelmeden başlıyor.
İlköğretim ve ortaöğretimde okuyan öğrenciler şu günlerde, bayram tatilini saymazsak sömestr tatilini yarılamış durumdalar. Öğrenci, psikolojisi gereği oldum olası tatili sever. Bu yüzden olsa gerek ki, işin ucunda dersin kaynaması söz konusu ise bir öğretmenin hastalanması bile sevinç sebebidir.
– Tatil ne zaman güzeldir?
– Hak edildiği zaman...
– Tatil nasıl hak edilir?
– Çalışıp “başarmak” suretiyle...
– Çalışıp başarmak ne demektir?
– Çalışmak, çalışıyor görünmek değildir. Çok çalışmak suretiyle önceden belirlenmiş hedefe ulaşmaktır çalışmak… Hedefini gerçekleştiren öğrencinin beyni ve vücudu dinlenmek ister. Aç insanın acıkması gibi… Bu şartlarda yapılan tatil, hak edilmiş tatildir. Öğrencinin bir dönem boyu uğraştığı, didindiği, rüyalarını gördüğü derslere iki hafta süreyle ara vermesidir sömestr tatili…
Tatil ne demektir ve nasıl tatil yapılır?
Öncelikle tatil, boş durmak, yan gelip yatmak, avare avare dolaşmak değildir. İşlemeyen demirin paslanması gibi uzun müddet çalışmayan insan da paslanmaya başlar. Tembellik, uyuşukluk, vurdumduymazlık alışkanlık halini alır.
Tatil, daha önce yapılmış olan ve başarı elde edilmiş uğraşıya bir müddet ara vermektir. Başka şeylerle uğraşmamaktır. Zorunlu olarak yapılan şeylere ara verip, istek ve eğilimlerimiz doğrultusunda zevk haline dönüşebilecek uğraşlarla ilgilenmek ve daha önce dersler yüzünden fırsat bulamadığımız bu tür çalışmaları neticelendirme fırsatıdır tatil…
Tatil aynı zamanda bir ömür boyu bizimle birlikte olacak ve hayatımızı renklendirecek olan hobilerimizi geliştirme fırsatıdır. Bir öğrencinin eğitimini gördüğü derslerin dışında mutlaka hobileri olmalıdır veya ilgisini çeken derslerden herhangi birinin alanını genişletip kendini o yönde geliştirmelidir. Zaten ders çeşitliliğini tanıması ve görmesi açısından ilköğretim ve ortaöğretimin amacı da budur. Hangi alana ilgisi var, mizacı hangi alanla örtüşüyor bunların keşfidir eğitim ve öğretim…
Hobilerimiz zamanla geleceğimizi yönlendiren ve anlamlandıran birer uğraş zinciri haline gelebilir.
Tatil bir öğrencinin, eğitim sisteminin ona sağladığı formel alandan kurtulup informel alanda kendini geliştirme fırsatıdır.
İnsan hep yorulur; yürür yorulur, top oynar yorulur, araba kullanır yorulur, bir şeyler taşır yorulur, çalışır yorulur, yemek yapar yorulur. Bu yüzden günün önemli bir kısmını içeren geceler vardır dinlenmek için…
Yirmi dört saat uyunmadığı gibi, yirmi dört saat de çalışılmaz. Çalışıp yorulduktan sonra dinlenilir.
Öğrenci de ders bitti, sınav yok, ödev yok deyip aylak aylak dolaşmaz. Akıllı bir öğrenci, tatil gibi fırsatlarda bireysel ve sosyal aktivitelerin içinde bulur kendini. Her öğrenci kişisel ve ailevî imkânları nisbetinde kendine çalışma alanları oluşturur.
Tatilde neler yapılabilir?
Her öğrenci ne olursa olsun kitapla dostluk kurmalıdır. Her öğrenciye hitap eden mutlaka bir kitap türü vardır. Önemli olan bunu keşfetmektir. “Okumayı sevmiyorum” diyen bir öğrenci düşünülemez. Bu “Ben yemek yemeyi sevmiyorum” demekten farksız bir yaklaşımdır. Ancak bizim eğitim sistemimizin ve toplumsal yaklaşımımızın yüzü kitaba karşı soğuktur. Bazı anne ve babalar, hem de çocuklarının yanında, “Bizim çocuk kitap okumayı sevmez” deyiveriyorlar. “Bizim çocuk çorbayı sevmez, bizim çocuk meyveyi sevmez, bizim çocuk peyniri sevmez” cümleleri uzayıp gidiyor.
Oysa bu hareketin bir nevi beyin yıkama olduğunun farkında değiller. Şuursuzca söylenen bu tür cümlelerin çocuğun dünyasında ne gibi olumsuzluklara sebep olduğunun farkında değiller. Çocuk yaş seviyesine göre, bunu bir marifet sayacaktır. “Demek ki ben kitap okumayı sevmiyormuşum; demek ki ben peyniri yemiyormuşum; demek ki ben sakarmışım” gibi yanlış anlayışların oluşmasına sebep olunmaktadır.
Her çocuk kitap okumayı sever. Çünkü okumak fıtrî bir olgudur. Fakat kitaptan soğutulmuş çocuk vardır. Ailenin “kitap”a yaklaşımının, çocuğun gelişimine ve kitaba karşı kazanacağı tutuma önemli katkısı vardır. Elbette her çocuk aile mesleğini yapacak diye bir şey yoktur. Fakat “kitapsız bir aile” düşünmek de mümkün değildir. Çünkü kitap medeniyettir. Hangi insanı, hangi aileyi medeniyet bağlamının dışında düşünebiliriz?
Tatilde “okuma merkezli” yeni açılımlar olmalıdır.
Müzik, spor, sinema, tiyatro gibi aktivitelerin yanı sıra; meslek alanlarına yönelik hobiler geliştirmek de, birer kişisel açılımdır. Söz gelimi bilgisayar, radyo, video, fotoğrafçılık gibi alanlar hem zevk hem de iş için oldukça anlamlı uğraşlardır.
Kitap okunur, eleştirel bir gözle…
Film seyredilir, eleştirel bir gözle…
Tatilde, bulunulan çevreyi gezmek, tanımaya çalışmak…
Çevremizde bulunan tarihî yerler hakkında bilgi edinmek, oraları tanımak, oralar hakkında kitap, broşür vb. yayınları temin etmek ve okumak…
Bu zamana kadar hep gezilen görülen yerleri sanki ilk defa görüyormuş gibi yeni bir gözle tekrar “görmek” gibi zihinsel ve fiziksel aktiviteler insan zihninde yeni açılımlara sebep olacaktır.
Çevremizde bulunan yerleri yeni bir gözle görmek, oraları “okuma”ya çalışmak, başkalarının görmediği, göremediği şeyleri görmeye çalışmak, hepsi birer farklılıktır.
Dünya aynı dünya, ortam aynı ortam fakat aklını kullanan her birey, yeni şeyler ortaya çıkartıyor. Bu da “görmek”ten, görebilmekten kaynaklanan farklılıklardır.
Farkı farketmek, farklılığın farkıdır.
Tatil yeni yeni iş ve uğraşlar edinerek hayatı anlamlı hale getirmektir. Dünyanın iyice küçüldüğü fakat ayrıntıların önem kazandığı bir ortamda yaşıyoruz. Ayrıntıları görebilmek için de çok egzersiz yapmak gerekiyor.
Haydi gençler iş başına...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



