milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DAVUTOĞLU: SURİYE'YE HERKES SEYİRCİ KALSA BİLE BİZ KALMAYACAĞIZ
  • ÇAY TANSİYONU DÜŞÜRÜYOR
  • TÜRKİYE GÜNEŞ ENERJİSİNDEN 96 MİLYON DOLAR TASARRUF SAĞLIYOR
  • YURTKUR'DAN SENETLERE İÇİN EK SÜRE
  • YILDIRIM: TCK DEĞİŞTİ, UYGULAMALAR ŞAŞIRTIYOR
  • OKULLARDA CEZA DEĞİL, İDARENİN HABERDAR OLMASI ENGELLİYOR

Slogan kuşağı

01 EYLÜL 2010
ÇAR 02:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Ses kendi içini doldurup sahih bir mantık üzere ruh kazanarak söze dönüşürse hakikat halini alır. Hakikat söz olmaktan çıkıp sese dönüştüğü zaman ise sloganlaşır. Ses söz gibi değildir; ürpertse de ürpermez. Söz hakikatin gücünden ürperirken, ses kendi havuzunda boğulmaya mahkûm olur.

Söz sesi batmaktan kurtaran su üzerinde kalabilme kabiliyetidir. İman da böyledir. Şayet inanmanın kanatları ve yüzgeçleri olmasaydı salt bilgi ve malumat sahibi olmaktan bir farkı kalmayacaktı. İnanmak, su üzerinde kalabilme gücüdür. İnanan insan batmaz. Mümin insanın ontolojik ağırlığı ile hayatın saf ağırlığı birbirini dengeler.

İçinde yaşadığımız çağın en karakteristik özelliği bedenin ruhtan, dünyanın ukbadan, maddenin mânâdan ve sesin sözden yalıtılıp ayrıştırılmasıdır. Bu yüzden bu çağ slogan çağıdır.

İlk sloganı kim attı? Bu gerçekten merak konusudur. Bana kalırsa belki bildik tarzda ilk sloganı olmasa da ajitatif anlamda ilk sloganı Hz.Adem'e secde etmeye tenezzül etmeyip tekebbür eden iblis atmıştır. İblisin baştan çıkarıp ajite etmeye yönelik her sözü bunu doğrular. Slogana konu olan sözlerin genel özelliği uzaktan muhatap ve muarızların üstlerine fırlatılabilecek sivrilik ve sertliğe sahip olmasıdır. Karşı tarafa atılan her sloganın hedefi savunulan düşüncenin ses çıkarma kudretine parelel olarak haklı olduğuna kendini inandırma gücünü elde etmektir.

Düşünceye yaslı bir tarafı olmadığı için slogan bu anlamıyla yabanıl ve ilkel bir savunma biçimidir. Nitekim 'karanlık kinlerin birbirlerine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir.' diyen Cemil Meriç de konuşmayı medeni olana, bağırmayı ise yabani olana taksim eder.

Eğer insanların birbirlerini dinleyecek sabır ve cesaretleri ya da tahammül güçleri yoksa ister istemez hemen slogan devreye girecektir. Çünkü slogan parça tesirli bir özelliğe sahip olduğu için karşıdakinin dinlememe ya da dinlemekten kaçma gibi bir lüksü ya da şansı yoktur. Slogan dilde barınır akılda kalır, ama derine nüfuz etmez. Ne de olsa derinden değil satıhtan neşet etmiştir.

Tebliğ metotları açısından ele alacak olursak, kişinin kendi taraftarlarını cesaretlendirip düşman saflarındakilerin yüreklerine korku salmak için slogandan ziyade şiirden-mısralardan- yararlanıldığını söylemek daha doğru olur.

İslam mesajını yaymak için bugünkü anlamda slogan formatında ifadelerden yararlanıldığına dair bir kayda rastlamıyoruz. Sloganlar davaya inanan insan değil taraftar kazandırmak için üretilen bildik şablonlardır. Şunu da göz ardı etmeyelim ki slogan slogan atan kişiye kendi sesini yüksek perdeden duyma imkânı tanıyarak bir türlü içselleştirmediği bir şeyi ya da ahdini yakından duyma imkânı tanır. Yani bir tür kişinin kendine seslenişidir slogan. Parmağın parmak sahibini işaret etmesi gibi bir şeydir. Bunun dışında bir hakikatın içini boşaltıp havayla doldurarak yükseklerde dolandırmak eylemin ve amelin yerine sözü ikame edip onun sarhoşluğuyla sorumluluk duygusunu üzerinden atmaya çalışmaktır.

Ne sesi el yordamıyla gözüne kestirdiğine fırlatmak ne de yarım yamalak bir sözü hakikat namına yukarılardan kalabalıkların üzerine atmak insana yaptığı eyleminden dolayı bir şey bahşetmez. Zira haykırılan şey hakikat değildir. Fırlatılan sadece kartopu süsü verilmiş taştan ibarettir.

Elbet hakikati de haykırma ihtiyacı vardır. Her zaman hakikat insanın önünde aynı şekilde durmayabilir. Onun vasıta ve taşıyıcıları da duruma göre değişebilir. Fakat ne kadar hak ve hakikati değişik zeminlerde harekete geçirirsek geçirelim onda değişmeyecek tek şey ruhtur. 'Yaşasın İslam!' diye bağıran bir Müslüman İslam'ın kendisiyle ve kendisin de yaşayabileceğini unutmadan bunu söylüyorsa ikinci kez tekrar etmesine gerek yoktur. Mesaj alınmıştır, bu slogan mucibince yapılması gereken şey İslam'ı yaşamak ve yaşanılır kılmak için atılmayan adımları atmaktır.

Bu memleketi on yıllardır bilgi ve feraset değil hep sloganlar yönetti. Ara dönemlerde canı yanan kuşaklar aynı zamanda sloganlarına küsmüş kuşaklardır. Onların attıkları sloganlar ağızlarında kuruyup kalmıştır adeta. Bastonları yılan haline gelmemiş ve şapkadan tavşan falan çıkmamıştır. 'Kahrolsun'la 'yaşasın' arasına sıkışmış bir hayatın içerisinden çıkıp bu günlere gelmişlerdir. Zor zamanları geride bırakıp yeni bir sabaha gözlerini açtıklarında görmüşlerdir ki ne kahrolsun dedikleri kahrolmuş ne de yaşasın dedikleri ömrüne yeni ömürler katmıştır. Ne yazık ki sloganlar insanları hakikate değil tecime elverişli bir hayata boyun eğişe hazırlayıp müsait hale getirmiştir. Sırası gelmişken Sevgili şair Hüseyin Atlansoy'un ana annesine gönderdiği iyi günler dileklerine hep birlikte kulak verelim:

"halime bakıp üzülme anneanne

bir bakarsın dayımla beraber

ortak bir iş kurar
belki bir süpermarket açarız

ne dersin, kasada da

muzaffer durur, gülümseyerek

yok yok olur, dandy, pop-corn

ve kalve çorba satarız.

kahrolsun amerika deriz sonra

kahrolsun fransa için ve mançurya

kahrolur biz böyle deyince

devr-i daim düzeniyle dönen dünya

mançurya da kahrolur

niye kahrolacaksa"

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 01.09.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: düşünce, sabır, lüks,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Hüseyin Akın

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    2. İçimizdeki kitabı kim susturdu?
    3. Tüfeksiz Hareketler
    4. Ey Türk ihtiyarlığı!
    5. Oyunbozan
    6. Memleket ağzı ve Güneyce-Rize sözlüğü üzerine
    7. Slogan kuşağı
    8. Edebiyatta abicilik ve lobicilik üzerine
    9. Dilekler arası Ramazan
    10. 12 Eylül’de bir yaşıma daha girdim
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. İlahiyat Fakültesi Cenab-ı Hak ile ilişkiler bölümü
    3. Hoş geldi İHL Sözlük
    4. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    5. Çıdam...
    6. Çanakkale’nin Kastamonulu kahramanları
    7. Dünyaya kapı aralığından bakan bir şairin fotoğrafı
    8. Düzgün din dersi...
    9. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    10. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    3. Ramazan bizim neyimiz olur?
    4. Şef/katsayı
    5. Hayırda yarışmak ve bazı etkisiz etkinlikler
    6. Viyana'da bir önder: Wonder
    7. Akif'in nesli diyordum ya...
    8. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    9. Dikkate değmez bir yazı
    10. Açılım mı, yoksa saçılım mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Davutoğlu: Suriye'ye herkes seyirci kalsa bile biz kalmayacağız
    2. Çay tansiyonu düşürüyor
    3. Türkiye güneş enerjisinden 96 milyon dolar tasarruf sağlıyor
    4. YURTKUR'dan senetlere için ek süre
    5. Yıldırım: TCK değişti, uygulamalar şaşırtıyor
    6. Okullarda ceza değil, idarenin haberdar olması engelliyor
    7. 40 ayrı adrese şafak operasyonu!
    8. Kar nedeniyle İDO seferleri iptal oldu
    9. Yunanistan acı ilacı içmek üzere
    10. 2011'de 10 bin 822 milyoner daha
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    3. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    9. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    10. Derin savaş
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Haniye İran'a gidiyor
    3. İstifa eden başkana tutuklama
    4. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    5. Sinemanın Ankara'sı
    6. Humus'ta kan durmuyor
    7. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    8. Polonya'da 62 ölü var!
    9. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
    10. Hamas ve El Fetih anlaştı; hükümeti Abbas kuracak
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek