Yayın hayatına başladığı12 Ocak 1973 Cuma gününden başlayıp, 37 yılı geride bırakıp, 38. yıldan gün almaya başladığı bu günlere kadar devam eden varlığı ile; Türk basın tarihinde, hatta belki dünya basın tarihinde farklılık arzeden bir olaydır, Milli Gazete...
Bu topraklarda yaşayan insanlar üzerinde toplumsal mühendislik projeleri deneyerek, onları aslından uzaklaştırmaya gayret eden diğer gazeteler yanında, müdemadiyen insanımızı aslına çağıran ve aradıkları bütün çözümlerin kendi değerlerinde olduğunu haykıran bir gazete olmuştur Milli Gazete.
Genel basın yapısı, ülkenin karşı karşıya bulunduğu meselelere, okulda münazara yaparmış gibi yaklaşır ve laf döndürmekle uğraşırken; Milli Gazete, problemlere gerçek çözümler bulmakla meşgul olmayı tercih etmiştir hep.
Kim bilir belki tam da bu sebeple, diğer gazeteler ne kadar çok satarlarsa satsın, ülkemizin gerçeklerini okumak isteyen dost ve düşman yapılar, Milli Gazete'yi daima takip etmişler ve onu iyi okumaya çalışmışlardır, sürekli olarak.
Milli Gazete, bu topraklarda yaşayan insanımızın olaylara nasıl baktığı, neler istediği, neler istemediği... hususunda gerçek ayarı gösteren bir mihenk taşı olmuştur hep...
Çünkü bir grubun, bir mihrakın; şahsi ya da zümrevi birtakım hesapların değil, bütün gücüyle bu Millete ait değerlerin savunucusu olmuş ve meselelere hep onların içinden, onlardan birisi gibi ve mümkün olduğunca onlar adına, Milletimiz adına bakmayı tercih etmiştir...
Geride kalan 37 kocaman yıl, Milli Gazete'nin durduğu yerin, sahibi olduğu bakış açısının ve o açıdan bakmanın ne kadar doğru olduğunu ortaya koymuştur...
O 37 yılla alakalı olarak vurgulanabilecek temel esas: Bu gazetenin hep birilerinin milletimizden saklamayı tercih ettiği doğruları dile getirdiği, daima doğru değerlendirmelerde bulunduğu ve gelişmelerin hep Milli Gazete'yi haklı çıkardığı gerçeğidir.
Bu satırların yazarının, başlangıcından 80'li yıllara kadar okuyucu ve 80'lerden sonra da içerden birisi olarak takipçisi olduğu bu yolculuk, gazeteyi yayın hayatına kazandıranların ve yolculuğunu sürdürmesi için katkıda bulunanların hasenat hanelerinin dolu dolu olacağına şahitlik edilebilecek bir süreçtir.
Baskılara, tehditlere ve Millet adına çıkılan bu kutlu yolculuğu akim bırakmak isteyenlerin binbir türü hilelerine rağmen 37 yılı geride bırakabilmek ve tekrar nice yıllara doğru yelken açabilmek, az bir şey değildir.
Yolculuğun 38. yılında; yazılabilecek çok şey vardır ama özellikle bu satırları okuyanlara söylenmesi gereken temel gerçek şudur: Milli Gazete, kendisinden çok sizin için, yani bizim yani hepimiz için vardır ve bu gazetenin yapısının daha muhkemleşmesi, yoluna daha emin adımlarla devam etmesi de, hepimiz için çok önemlidir.
Müşahede ettiğimiz şeyler ne olursa olsun; bunlardan bazıları içimizi ümitlerle dolduruyor olsa da, Türkiye zor bir yolculuğun henüz ortalarındadır ve bu yolculuğun her aşamasında, özellikle de milli Gazete'nin temsil ettiği bakış açısına çok ihtiyaç vardır.
Milli Gazete'nin 38. yılından sonra da aynı şekilde yoluna devam etmesi, okuyucularının yani sizlerin teveccühü ile yakından alakalıdır.
Bu teveccühün temel ölçüsü de, herhalde Rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in vurguladığı gibi: 'Ben yoksam kimse yoktur' mantığına sahip olunması ile alakalıdır.
Çünkü siz yoksanız kimse olmayabilir...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



