Referandumla kabul edilen anayasa değişiklikleri sonrasında, 82 Anayasası'nın tamamen değiştirilmesi konusu, beklenenden erken gündeme geldi.
Önümüzdeki yıl yapılacak seçimler sonrasında yapılabileceği düşünülen anayasa değişikliği konusunun erken gündeme gelmesinin, CHP'nin talebi ile olması işin asıl şaşırtıcı tarafı.
Şu işi bir an evvel yapıp kurtulalım mantığı ile gündeme getirilen anayasanın değiştirilmesi talebinde CHP'nin samimi olup olmadığı sorusu cevabını bekleyedursun; tartışmaların başörtüsü serbestisi üzerinden başlatılması, konuyu iyi bilen bazı kişiler açısından nerdeyse alarm zilleri çalmasına sebep oldu.
Başörtüsü temel alınarak yapılmaya çalışılan son anayasa değişikliği bilindiği gibi MHP'nin desteği ile gündeme gelmiş ve TBMM'de 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilen değişiklik, '411 el kaosa kalktı' ve benzeri manşetler atan medya kışkırtması eşliğinde, CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürülmüş ve bu arada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da iktidar partisi hakkında 'laikliğe karşı eylemlerin odağı olmak' suçlamasıyla kapatma davası açmıştı.
Hepimizin iyi bildiği gelişmelerin en çarpıcı yönlerinden birisi, başörtüsünü serbest bırakabilmek için yapılan anayasa değişikliğine destek vermesi sebebiyle -nedense- hakkında dava açılmayan MHP'den önemli bir ismin, iktidar partisini tuzağa düşürmek için değişiklik girişimine destek verdikleri şeklinde bir açıklama yapmış olmasıydı...
Şimdi de, CHP'nin apar-topar anayasa değişikliğini gündeme getirmesi ve ilk adım olarak da, 'başörtüsü/türban meselesini çözmeyi' önermesi, haklı olarak kafaları karıştırıyor.
Hukuken olmayan bir yasağın var edilmesi, tavizsizce uygulanmasına çalışılması ve bu uğurda sistemin yazılı bütün kayıtlarının bilerek göz ardı edilmesinin temel sebebi olan bir zihniyetin, şimdilerde birdenbire özgürlükçü kesilmesinin inandırıcı olamayacağı, açık.
Daha yakın bir zamanda, bu meyanda atılacağı bildirilen adımlardan hemen çark edildiğini ve dile getirilen iyi niyetlerin herhangi bir ufku olmadığını da, bu ülkede yaşayan herkes biliyor.
Zaten, konuyu bilen hemen herkesin sıklıkla dile getirdiği gibi, mevcut mevzuatımızda başörtüsünü yasaklayan herhangi bir hüküm yoktur. Hatta serbest olmasını amir bir kanun vardır. Dolayısıyla zaten yasak olmayan bir hususun serbest bırakılması sadedinde anayasa değişikliği ya da kanun değişikliği yapmaya kalkışmak, bundan önce olduğu gibi, işleri iyice karıştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Başörtüsü meselesi halledilecekse eğer, bunun için anayasa ya da kanun değişikliğinden çok, Yürütme'nin kararlılığı gerekmektedir.
Başörtüsünün/türbanın hakikaten serbest bırakılması isteniyorsa; yapılacak şey, kanunların hakkıyla uygulanması ve bu arada durumdan kendi kafalarına göre vazife çıkararak, olmayan bir yasağı uygulamak derdinde olan birtakım işgüzarların keyfiliğine son verecek adımlar atılmasıdır. Ve bunun için de, zaman zemin ve dahi kanunlar müsaittir.
Tekraren vurgulamakta fayda var ki, başörtüsü yasağı hukuki temelden tamamen mahrum bir uygulamadır ve inatla uygulamaya kalkışanlar da, bal gibi suç işlemektedirler.
Meselenin hukuki platformlara taşınmasına gerek kalmadan halli mümkündür.
Yasağı uygulamak için emir alıp, bu niyetle kılık kıyafet kontrolü yapanlara, 'siz de kimsiniz?' sorusunun sorulması, çözümün ilk adımıdır.
İdarenin soracağı bu soru ve sonrasında tabii olarak yapması gerekenler, akılları mutlaka başa getirecektir...
Dememiz o ki, başörtüsü meselesini bir an evvel geride bırakıp, esas meselelere odaklanmanın vaktidir...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



