Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi Gazetesi'nin başyazısından yapılmış özet tercüme dünkü Radikal'de "ABD niye Filistin'e sırtını çeviriyor?" başlığı altında yayınlandı. Belli ki söz konusu makalenin yazarı ya hâlâ Siyonizmi ve hedefleri ve dünyayı kontrol altında tutmak için oluşturduğu açık gizli yapılanlarından habersiz ya da işin iç yüzünü bildiği halde bazılarını bu başlık altında düşündürmek istiyor.
Ancak, hemen belirtelim ki Siyonizmin hedefleri bilinmeden ne Arap Baharı'nı ne de ABD'nin aldığı bir takım kararları doğru okumak mümkün olmaz. Artık Siyonizmin büyük İsrail peşinde olduğunu, bunun için yüzyıllardan beri Siyonistlerin bir takım çalışmalar yaptığını düşünen herkesin görmesi gerekiyor. Aksi halde ya aptalca soruların cevabının araştırılması sürüp gider ya da Siyonist merkezlerde üretilen bir takım propagandaların esiri olunur. Bu bakımdan ABD'nin adeta İsrail'in emir eri gibi hareket edişinin sebebini ABD iç politikasındaki Siyonistlerin etkisini bilmeden anlamak mümkün olmaz. Hemen belirtelim ki ABD eğer Filistin'in BM ya da UNESCO üyeliğine karşı çıkıyorsa bunun sebebi ABD çıkarlarına ters düşmesi değil, Siyonistlerin güdümündeki ABD yönetiminin şartlanmışlığıdır. Bilinmelidir ki ABD'de iş başında kimler olursa olsun ABD'nin değişmez politikası her durumda İsrail'in çıkarlarını korumaktır. En azından şimdilik bu yaklaşımın değişmeyeceği görülüyor.
Son yıllarda İran'ın ABD ve İsrail tarafından birlikte tehdit edilmesi de sırf ABD çıkarlarını korumaya yönelik değildir. İsrail'in Büyük İsrail hedefinin önünde İran bir engel olarak görüldüğü içindir. Dünkü gazetelerde İsrail'in kıştan önce İran'ı vurma hazırlığı içinde olduğu, İsrail yönetimi arasında bu konuda mutabakata varıldığı haberi yer alıyordu. Hemen belirtelim ki böyle bir karar eğer uygulamaya konulacaksa bu kesinlikle tek başına İsrail'in kararı olmayacaktır. İran'a müdahale ABD-İsrail ortak harekatı şeklinde gelişecektir. Hatırlanacağı gibi son yıllarda ABD ısrarlı bir şekilde İran'ın elinde nükleer silah bulunduğunu dillendiriyor ve buna izin vermeyeceklerini söylüyordu. Aynen Saddam'a karşı olduğu gibi... Şimdilerde görünen o ki ABD, İsrail'in taşeronu olarak devreye girmiş ancak şimdilerde nöbet değişimi anlamına gelebilecek şekilde İsrail öne sürülmüştür. Ya da İsrail operasyon işini üstlenmek istiyor da olabilir. Hangisi olursa olsun bölgemizdeki tüm gelişmeleri değerlendirirken ABD-İsrail ortaklığını ya da birlikteliğini mutlaka görmek gerekiyor. Kısacası İsrail ABD'nin ikizidir. Bölgemizdeki gelişmeler konusunda tek başına İsrail ya da ABD'yi suçlamak yanlış olur. Yapışık ikizleri birlikte hedefe koymak ve hesabı ona göre yapmak gerekiyor. Bu arada Türkiye ile Suriye arasında son zamanlarda birden bire ortaya çıkan restleşmeyi de bu açıdan değerlendirmekte yarar vardır. Suriye ile Türkiye'nin arasının açıldığı günlerde birden bire İran konusunda ABD'nin geri çekilerek İsrail'in öne çıkması bir tesadüf değildir. Bu bakımdan Sedat Laçiner'in ifadesiyle, Türkiye-Suriye gerginliğini, "Türkiye'ye Suriye tuzağı" olarak nitelendirmek gerçekçi bir değerlendirmedir.
Eğer ABD ya da İsrail veya ikisinin birden İran'a müdahalesi söz konusu olacaksa bu arada Türkiye'nin İran'dan ve Suriye'den kopartılmış olması işlerine yarayacaktır. Zaten ABD ve İsrail'i bölgemiz ülkelerinin yönetim biçimleri kesinlikle ilgilendirmiyor. Ve ABD'nin bölgemiz ülkelerinin demokratikleştirilmesi gibi bir derdi bulunmuyor. Bunlar işin aslını gizlemek için ambalajdan ibaret. Ne yazık ki bir takım ülkeler bu kılıfın içini merak etmiyor, araştırma gereği duymuyorlar. Siyonizmin güdümündeki ABD propagandasına kapılmış gidiyorlar. Hani bir zamanlar "Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına" diye bir türkü vardı ya aynen onun gibi..
Bu arada Türkiye ile sürekli arayı açan, hatta meydan okuyan İsrail'den son zamanlarda ülkemize yönelik sahte gülücükler gönderiliyor oluşunu da doğru değerlendirmek gerekiyor. Söz gelimi biliyoruz İsrail bakım için gönderilmiş 6 insansız hava aracı Heronları bir türlü göndermiyor, adeta terörle mücadelede köşeye sıkışmamızı istiyordu. Bu arada ABD yönetimi de benzer bir tavır sergiliyor Türkiye'yi insansız hava araçlarından mahrum bırakıyorlardı. Kısacası her iki ülke de Türkiye'nin terörle mücadelesi konusunda aynı çanağa pisliyorlardı. Şimdi ANKA isimli yerli imalat insansız hava araçlarının deneme uçuşlarının başarılı olmasının ardından İsrail elindeki uçakların dördünü hemen gönderiyormuş. Bu arada ABD'de Türkiye'ye insansız hava aracı satma konusundaki çekimser tavrından vazgeçecekmiş...
Kısacası bölgemizdeki gelişmeleri bir takım mensubiyetlerimizin etkisi altında değerlendirdiğimiz takdirde farkına bile olmadan ABD'nin dolayısıyla Siyonizmin amaçlarına hizmet etmiş olabiliriz. Olayları görünenin ötesinde algılamaya çalışmak gerekiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



