Başbakan diyor ki; "Siyaset ve siyasetçi rant peşinde. Rant dediğimiz zaman sadece para aklınıza gelmesin, siyasetin de bir rantı olur. Bunun peşinde koşanlar da var..."
Siyasetle ilgili iki farklı bakış açısı vardır. Birincisi siyaseti, "toplumsal uzlaşmayı sağlayan ve değerlerin paylaşılmasına hizmet eden araç" olarak görür, diğeri için ise siyaset "paylaşım ve bölüşüm mücadelesi"dir.
Birinci bakış açısı, siyasetin toplumsal bütünlüğü sağladığına vurgu yaparken; ikincisinde siyasetin temelini farklı çıkar ve düşünce odaklarının çekişmesinden doğan çatışma oluşturmaktadır.
Başbakanın "siyaset kurumu ve siyasetçiler rant peşinde koşuyor" dediği de budur. Bu rant, paradan bile daha tatlıdır.
Türkiye'de siyaset kurumunun sorun çözebilecek kapasiteye gelememesinin, toplumsal taleplere cevap verememesinin ve ülkenin geleceğine yönelik esaslı plan ve program yapamamasının altında, siyasetin/siyasetçinin "rant peşinde koşması" yatmaktadır.
İktidar da, muhalefet partileri de ayırt edilmeksizin bu suçlamanın muhatabıdır.
Türkiye hangi sorununu konuşsa, hangi derdiyle ilgili derman arasa, siyaset kurumu anında sorunu taraftar olanlar/karşı çıkanlar şeklinde çerçevelemekte, aklı başında bir tartışma ortamı sağlanamadan düşmanlıklar körüklenmekte ve sonuçta ülke sorunları çözüme kavuşturulmadan halının altına yeniden süpürülmektedir.
Çünkü iktidar, sorunun çözümüne muhalefet partilerini ortak etmekten kaçınmakta, onların öneri ve katkılarını değerlendirmekten uzak durmakta, ülke sorununu birlikte çözdükleri algısının oluşmasını istememektedir. Dolayısıyla sorunun çözümünden elde edilecek "siyasi rantı" (bu rant bazen gelecek seçimlerde oy oranlarındaki artıştır, bazen mevcut seçmenleri elde tutmaya devam etmektir) tek başına sahiplenmek istemektedir.
Muhalefet partileri de herhangi bir ülke sorununun iktidar partisi eliyle çözülmesini içlerine sindirememekte, "iktidar çözeceğine hiç çözülmesin daha iyi" anlayışıyla hareket ederek "siyasi rant" hesapları yapmaktadır. Hatta kimi muhalefet partileri, çözümsüzlükten/çatışmadan/ gerginlikten kendi hanelerine siyasi rant devşirme peşinde bile koşmaktadır.
Bugün Türk siyasetini kilitleyen/ çözümsüzlüğe mahkum eden, halkın siyasete duyduğu güveni her geçen gün azaltan en önemli unsur, siyaset kurumunun/siyasetçinin siyasi rant hesapları peşinde koşmasıdır.
Sorunları çözmek yerine halının altına süpüren, farklı fikirlere/düşüncelere tahammül göstermeyen, uzlaşmayan, barış ve kardeşlik içinde yaşamayı hedeflemeyen bir siyaset kurumu ve siyasi anlayış ile Türkiye yeni yüzyılda ayakta kalmakta çok zorlanır.
Siyasi rant hevesi; kısa vadeli, küçük düşünceli, vizyonsuz, misyonsuz kurum ve kişilerin işidir.
Böyle kurum ve kişilerin Türkiye gibi bir ülkeyi yönetmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
Türkiye'nin kendisini gelecek yüzyıla hazırlayacak, ufku geniş, vizyon sahibi, kişisel hırs ve çıkarlardan arınmış, millet sevdalısı beyinlere ve anlayışlara ihtiyacı vardır.
Türkiye küçük adamların küçük hesaplar peşinde koştuğu rant siyasetinden bir an önce kurtulmalı, büyük adamların yüksek siyaset yaptığı, millete elbirliği ile hizmet etmenin mutluluğunun yaşandığı bir ülke haline gelmelidir.
"Siyaset ve siyasetçi siyasi rant peşinde koşuyor" diyen Başbakan'a da sormak gerekir: "Acaba iktidar partisi, siyasi rant kavgasında diğer partilere de örnek olacak yeni bir girişim başlatma niyetinde midir? Mesela, Türkiye'nin demokratikleştirilmesi konusunda siyasi rant hesabı yapmaktan vazgeçmeyi düşünmekte midir?.."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



