12 Haziran tarihinde genel seçimler yapılacak. Bu seçimler gayri adil şartlarda yapılacak. Seçimler öncesinde küresel bir istikrar havası estiriliyor. Siyaseti de paranın gücüne teslim ettik. Küresel ekonomik model acımasız bir modeldir. Altta kalanın canının çıkacağı, güçlünün daha da güçlendiği bir modeldir. Örnek mi alın mahallenizdeki bakkalları. Önceden sürekli alışveriş yaptığımız bakkallara bugün neredeyse uğramıyoruz. Süpermarketler çıktıktan sonra mahalledeki düzgün ve dürüst çalışan bakkalların işi sekteye uğradı. Oysa bakkalar demek mahallenin bekçisi demekti, mahallenin emini demekti şimdi ise son derece zor durumdalar.
Ekonomideki bu acımasız tablo siyasete de yansıdı. Dışardan gelen küresel dayatmayla Türkiye iki partili bir sisteme doğru yönlendiriliyor. Bugün için oy oranları düşük olan samimi ve saygın partiler bu yeni dalga karşısında zorlanacaklardır. Gerek medya, gerek iş çevresi bu yeni süreci desteklemektedir. Hazine yardımı alamayan partiler devlet kasasından seçime giren partilere göre daha zor durumdalar. Böyle bir adalet olur mu ? Yüzde yedinin altında oy almış partilere hazine yardımı verilmiyor. Oysa her siyasi partiye aldığı oy başına hazine yardımı yapılmalıdır. Adil bir devlet siyasi partilere eşit muamele yapar. Örneğin Saadet Partisi yerel seçimlerde yüzde altıya yakın oy aldı. Peki hazineden yardım aldı mı? Elbette hayır. Peki bu adaletsizlik değil mi? Sizler trilyonları alacaksınız diğer partilere yardım yapmayacaksınız. Bu bir faşizmdir. Böyle bir ortamda diğer partilerin işi zor ama bu şartlar elbette değişecektir.
Yusuf El Kardavi'nin ölüm fetvası... BM müdahalesi...
İslam alimlerinin mücadele ve cihattaki anlamı ve önemine ilişkin bir yazı yazmak istiyordum. Alimler cihadın ve adaletin taşıyıcılarıdır. Önde olmaları gerekir. Nihayet İslam alimleri ses vermeye başladı. Hazreti Allah (CC) Yusuf El Kardavi'den razı olsun hain, dönek, katil Kaddafi hakkında ölüm fetvası verdi. İslam coğrafyasının saygın alimi Şeyh Yusuf el-Kardavi, son dönemde önemli haberlere yer veren El Cezire Televizyonu'nda Libyalı askerlere çağrıda bulunarak, Libya'yı Kaddafi'den kurtarmasını istedi. Orduyu "kendi halkına ateş emri veren" Kaddafi gibi birine itaat etmemeye çağıran El-Kardavi, "Eğer Libya ordusuna mensup bir asker Kaddafi'ye bir kurşun sıkma imkanına sahipse yapsın" dedi. El-Kardavi, ayrıca Libyalı büyükelçileri de Kaddafi rejimiyle köprüleri yıkmaya davet etti. Bu çağrı önemli bir çağrıdır. Umarım Libya böylesi bir zalimden kurtulur. Ortadoğu'nun zalim yönetimine karşı halkların isyanını saygıyla selamlamak gerekir.
Öte yandan BM'de Kaddafi'nin şahsında Libya'ya çağrı yaparak katliamı durdur dedi. Uluslararası yaptırım kararı ve hatta müdahale yapacaklarını söylediler. ABD ve Fransa da müdahale etmek istiyor. Elbette bu çağrı önemlidir. Ancak petrol kuyularına el koymak için Kaddafi bir bahane olarak kullanılmaz.
Hüdaverdi Çakır bıraktı...
MÜSİAD Ankara Şube Başkanı Hüdaverdi Çakır görevi Ziya Kahraman'a devretti. Hüdaverdi Çakır çok cömert bir insandı. Hüda ona vermiş oda halka dağıtmış. Uzun yıllardır bu camianın içinde olan bir hizmet adamı ve gönül adamı. Kimin başı dara düşse, hangi vakıf yada cemat sıkıntıya düşse hemen Hüdaverdi beyin kapısını çalar. Kimseyi boş çevirmez. Cennetin kapısını cömertler açacak. Yine veren el alan elden üstündür. İnfak anlayışı dinimizin temelidir. Bu anlayışa sahip bir kişiydi Çakır. Kendisine hizmetleri için teşekkür etmek gerekir. Mevlam butür insanları sayısını çoğaltsın.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



