Ülkemizde siyaset çok uzun yıllardır hep "mühendislik hesaplarına" göre şekillendiriliyor. "Kim parti kursun, hangi parti iktidar olsun, hangi iki parti birleşsin, hangi hükümet gitsin yerine kim gelsin?" sorularına cevap arayan siyaset mühendisleri, bu hesapları yaparken sürekli kendi çıkarlarını koruyor; ne ülkenin, ne de milletin menfaatlerini dikkate alıyor.
Siyasi tarihimizdeki koalisyon hükümetlerine, kurulan yeni partilere, bir gecede kendi partisinden istifa edip başka partiye geçen milletvekillerine bakın; hepsinin arkasında çıkar odaklarının şekillendirdiği siyasi mühendislik hesapları görürsünüz.
Ülkenin kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran bu çıkar odakları, hep kendi çıkarlarını koruyacak, kendilerine hizmet edecek iktidarlar, siyasi partiler, milletvekilleri peşinde koşmuştur. Zaman zaman istediklerini yaptıramasalar da, çoğu zaman siyaseti dizayn ederek çıkarlarını korumayı başarmışlardır.
Çıkar odaklarının siyaset dizaynında millete yer yoktur, milletin menfaatleri söz konusu değildir; Onlara göre millete düşen sadece oy vermek, gerisine karışmamaktır. Milletin oy verdiği partiyi iktidar yapmamak ya da oy verdiği milletvekilini kendi partisinden istifa ettirip başka bir partiye yamamak, milletin tasvip etmediği iki ya da üç partiyi bir araya getirip hükümet kurdurmak onların işidir.
Siyaset mühendisliği hesaplarından hem ülkemiz hem de milletimiz sürekli zarara uğramıştır. Siyasetin çıkar odakları tarafından dizayn edilmesi sonucunda ortaya çıkan iktidar yapıları, milletin sorunlarının çözümünden uzak kalmıştır.
Milli irade tecelli edememiştir.
Millete hizmet etmesi gereken siyaset, güç odaklarına hizmet etmiştir.
Sandıkta verdiği oyun siyasette karşılığını göremeyen milletin de, hem siyaset kurumuna hem de siyasetçiye güveni kalmamıştır. İster istemez çıkar odaklarının elinde oyuncak olan, onlara teslim olan yapı ile arasına mesafe koymuştur.
Bugün milletin siyasete karşı ilgisizliğinin, umutsuzluğunun, istemediği siyasi partilere oy vermek zorunda kalışının, siyasetten ciddi bir beklentisinin olmamasının nedeni, çıkar odaklarının siyasetteki mühendislik hesaplarıdır.
Aynı hesaplar, bugünlerde yine sahnelenmektedir. Teşkilatları şiddetle karşı çıkmasına rağmen partiler birleştirilmekte, birilerine yeni partiler kurdurulmakta, muhtemel kriz ve kaos ortamlarından siyasi rant devşirilmeye çalışılmaktadır.
Bu durum Türk siyasetinin uzun yıllardır içinde bulunduğu derin bir çıkmazdır, bunu aşamadığı sürece siyaset kurumunun millete hizmet etmesi mümkün değildir.
Siyaset, mühendislik hesaplarından kurtarılıp milletin iradesi paralelinde şekillendirilmelidir. Siyaset ancak o zaman gerçek kudretine kavuşacaktır.
Milletin söz sahibi olmadığı siyaset, çıkar odaklarına teslim olmaktan kendisini kurtaramaz. Çıkar odaklarının güdümündeki siyasetten de milletin hayrına bir icraat beklenemez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




